Naglfar – Cerecloth

Merhaba.

Geçtiğimiz Cuma günü Discord’da gerçekleştirdiğimiz dinleme seansının ardından aslında tekrar dönüp inceleme niyetiyle dinleme gibi bir niyetim yoktu pek ama nedense yine Cerecloth‘a gitti elim ilerleyen günlerde, o yüzden de İsveç’in köklü melodik black metal gruplarından Naglfar’ın 28 seneyi aşan kariyerindeki 7. stüdyo albümüyle huzurlarınızdayım bugün.

Naglfar kadar odağı net ve tek boyutlu bir black metal icra etmeyi tercih eden grupların günümüzde işleri pek de kolay değil. Günümüz black metali çeşitliliği, deneyselliği, sınırları zorlamayı yüceltiyor ve merceği büyük tutmadan bir ateş yakmak için ancak Mgła gibi, Nordjevel gibi grupların yaptığı şekilde bütün canınızı, kanınızı, inancınızı göstermeniz, hissettirmeniz gerekiyor. Son yıllarda çıkan ve görece düz black metal albümlerini düşünsenize bir; ya bir çırpıda hatırlamakta zorlandığımız ortalama işler çıkıyor ya da öyle bir güçle çarpıyorlar ki suratımıza çıldırıyoruz dinlerken.

Konuya buradan girdiğime göre çoktan anlamış olmanız gerektiği üzere Cerecloth, bu kategoride değerlendirip dinlerken kendimizden geçeceğimiz bir albüm değil. Tabii bu onu otomatikman kötü bir esere dönüştürmüyor. Aksine bir oturuşta iki-üç tabak gömüp bayılmaktansa az az, sık sık yemeyi tercih edenlerin çok sevebileceği türden, İsveç melodik black metaline alışkın kulaklar için pek çok akılda kalıcı detaya sahip, incelikli bir albüm aslında.

Naglfar hiçbir zaman çığır açan bir isim olmadı ama 1992’den beri melodik black metal türünün en net, en saf temsilcilerinden biri olarak ustalıkla kurgulanmış albümler yapmaya devam ediyorlar. Cerecloth da daha ilk anlarından blast-beat ile girmesine rağmen böceğiz ya biz bu adamların karşısında veya benzeri bir panik, bir gövde gösterisi hissiyatı uyandırmıyor. Fakat grubun işleri basit ve kitaptaki tarife göre uygulayan yapısı, melodik sıfatının hakkını sonuna kadar veren dinamik gitarlarıyla birleşiyor ve türü sevenler için hem anlaması kolay hem de eşlik etmesi eğlenceli bir albüm olduğunu hissettiriyor ilk şarkıdan.

Andreas Nilsson ve Marcus Norman’ın gitardaki mahareti, Naglfar’ı Naglfar yapan şey aslında ve Cerecloth da melodileriyle öne çıkıyor. Örneğin Horns‘ta tremolo dans ediyor adeta. Aynı şekilde Vortex of Negativity‘nin özellikle nakarat melodisi çok vurucu. Bu şarkı albümdeki de favorim galiba aynı zamanda; Necronaut‘ta da olduğu gibi burada da melankoli ön planda ve melankolik black metal parçalarının kendine has havasını seviyorum epey.

Değişken, vurucu melodi yazma konusundaki hünerleri bir yana, black metalde pek sık göremediğimiz gitar sololarıyla da öne çıkıyor Nalgfar ve Cerecloth‘a da birkaç ilginç solo yerleştirmeyi ihmal etmemişler. Özellikle The Dagger in Creation‘ın çift gitarlı armonik bölümleri dikkat çekici bu anlamda. Öte yandan Cry of the Seraphim gibi türevlerini çok dinlediğimiz, hatta biraz da Ov Fire and Void gibi hit olmuş şarkıları anımsatan, A Sanguine Tide Unleashed gibi kısa süresi içinde vurup kırmak isterken fazlasıyla tekrar eden nakaratı yüzünden ısınamadığım parçalar da var. Bir de ne yalan söyleyeyim, black metal sözleri içinde fuck duyunca büyü bozuluyor benim için biraz. Onun da etkisi vardır mutlaka.

Dan Swanö imzalı prodüksiyon ateş ediyor ama genel olarak albümün belli bir havaya sahip olduğunu söylemek zor. Bazen Viking temalı (Naglfar’ın Nors Mitolojisi’nde ölülerin tırnaklarından yapılan bir geminin ismi olduğunu biliyor muydunuz?) melankolik bir yerlere kayarken bazen çok daha ateşli, yıkıcı bir şeye dönüşüyor. Albümün 8 yıllık bir sürecin sonunda çıktığını düşününce bestelerin farklı zamanlarda çıkan fikirlerden derlendiği hissi ağır basmaya başlıyor biraz. Bütünlüklü bir atmosfer yaratamayınca da iş dönüp dolaşıp şu melodi iyiymiş, şu kısım tırtmış muhabbetinde kilitleniyor maalesef.

Çok yormadan, hatta black metali günlük alışkanlığı haline getirenler için black metal gibi bile hissettirmeyecek kadar rahat, akıp giden bir albüm Cerecloth ama üzerinizdeki etkisinin kalıcı olacağını söylemek zor. Kötü bir albüm değil kesinlikle ama biraz heyecansız, biraz karaktersiz bir iş ve Century Media albümdeki her şarkıyı ayrı ayrı ittirmeye çalışsa da uzun vadede akıllarda yer edebileceğini zannetmiyorum.

73/100


Metalperver, desteğinizi bekliyor:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.