Stygian Fair – Nadir

Merhaba.

Müziğin insanı ne kadar etkileyebileceğini belirleyen ölçütlerden biri de alınan kaydın kalitesiyle ilgili. Doğru müziği yazmak kadar onu doğru şekilde kaydetmek de çok önemli ve bu yüzden de belirli türler veya tınılar için belirli isimlerle çalışıyor gruplar. Boru gibi bir death metal istiyorsanız Morrisound’a veya İngiliz doom metalinin kralı için Academy’ye gidebilir, İsveç ekstrem metalinin tatlı-sert tınılarını yakalamak için Fredrik Nordström ile veya jilet gibi gitarlar için Backstage’de Andy Sneap’e başvurabilirsiniz örneğin. Aynı şekilde yaptığınız müziğe uygun bir görsel sunum için artık albüm kapağı ve iç tasarım için bile kendi içinde uzmanlaşıp dağılmış, ressam/illüstratör/çizerlerden oluşan bir sektör bile bulunuyor. Kısacası artık her şey çok daha profesyonel ve bu yola çıkılacaksa her noktada belli bir standart seviyesi, aşılması gereken bir eşik olarak önünüzde beliriveriyor.

Bu noktada da konu 2013 yılında kurulmuş İsveçli Stygian Fair’e geliyor. Henüz bir şirketle anlaşma sağlamamış olan grubun 2. albümü Nadir, bağımsız olarak, 2019’un son günlerinde yayımlanmış. Ünlü Polonyalı ressam Jan Matejko’nun eserinden alınan albüm kapağında Polonya’nın ve dünyanın en bilinen soytarılarından Stańczyk, herkesin eğlenip çoştuğu bir baloda, tek başına otururken resmediliyor ve orta tempoda seyreden, hafif melankolik bir heavy metal içeren Nadir için çok uygun bir kapak.

Yer yer Gedyy Lee‘ye benzettiğim vokaliyle Pontus Åkerlund, albümde en önde duyulan isim ve Stygian Fair’in itici gücü. Çok güçlü veya etkileyici olmasa da albümü sürükleyecek kadar kuvvetli bir yoruma sahip. Ayrıca bariz aksanı sayesinde duyduğumuz diğer büyük vokalistlere de Timo Kotipelto gibi isimleri de andırıyor ki bu da albüme ve Stygian Fair’e ısınmayı büyük ölçüde kolaylaştıran bir etken.

Klasik heavy metal bestelerinin arasında uçucu bir geleneksel doom metal, biraz NWOBHM ve hard rock etkileriyle uzun süreler dinlenebilecek kadar kaliteli bestelere sahip Nadir. Özellikle albümün ortalarına doğru gelen enstrümantal Starless, hem Cliff Burton döneminin METALLICA‘sını anımsatan beste yapısıyla hem de çift gitarın uyumuyla Stygian Fair’in potansiyelli bir grup olduğunu hissettirdi bana ve takibe almamı sağladı. Aynı şekilde Keeper of the Forrest Lawns ve Follow the Wheel da benzer rif modelleri ve zengin sololarıyla albümdeki favorilerimden oldular kısa sürede.

Fakat yazının başına gelecek olursak; o davul nerede, nasıl kaydedildi bilmiyorum ama bas davulunun o belirgin sesini sineye çekip müziğin kalanına odaklanmak için gerçekten ekstra çaba sarfettiğimi söylemem gerek. Ufacık, küçücük bir şey vezir de edebiliyor rezil de işte ve Stygian Fair’in durumunda davul tüm kaydı etkileyerek çok daha iyi olabilecek bir albümün ortalamada kalmasına neden oluyor. Sadece o olsa gene iyi ama bas da sanki başka bir odada kaydedilmiş gibi, kopuk tınlıyor ve prodüksiyonu aşağı çekiyor. Zaten YouTube yorumlarına bakarsanız genel eleştiri de müzikten ziyade kayıtla ilgili tamamen.

Her gün yeni bir şeylerin çıktığı bir ortamda, ufacık bir hatada koca albüm çöpe gidebiliyor artık ve sabır gösterip uğraşmaktansa bir sonrakine geçmek çok daha kolayımıza geliyor tabii ki. O yüzden de Nadir‘in -özellikle davul kaydındaki- bu talihsizliği üzerinden bir şeyler yazmak istedim. Bence Stygian Fair gayet iyi bir grup ve bir şirket çatısı altına girebildikleri takdirde daha iyi imkanlar ve profesyonel yönlendirmeler doğrultusunda çok daha iyi işler yapabilirler, orası kesin. Eğer şöyle orta tempolu, yüzü geçmişe dönmüş bir heavy metal/hard rock albümü dinlemek, yumuşak melodiler ve uçlara yönelmeyen bir vokal performansıyla tabiri caizse kafa dinlemek isterseniz Nadir‘e mutlaka bir şans verin. Fakat o bas davulu yüzünden çok da öneremiyorum. Umarım bir sonrakinde çok daha iyi bir kayıt alıp bu sorunları aşarlar. Yolları açık olsun.

75/100

BANDCAMP

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.