Kritik

Necrowretch – Swords of Dajjal

Merhaba.

Anlatmaktansa göstermenin önemli olduğuna inanan biri olarak pat diye konuya giren, baştan belli ettiği niyeti doğrultusunda hızlıca eyleme geçen eserlere karşı ayrı bir zaafım var. Tabii ki şöyle insanın bulunduğu ortamı değiştirecek bambaşka diyar tasvirleri için uzun uzadıya atmosfer kasan albümleri de bolca övmüşlüğüm vardır; fakat özellikle dört sayıp camı çerçeveyi indiren işlerin tadı da bir başka oluyor.

Fransız blackened death veya death/black metal grubu olarak lanse edilen Necrowretch, 2024 model yeni habisliği Swords of Dajjal ile tam da bunu yapıyor. Çok da uzağa gitmeden örneklemek gerekirse 2020 çıkışlı bir önceki albüm The Ones From Hell‘i dramatik temiz gitarlar, yavaş yavaş üzerine koyan tom ağırlıklı davul inşaları, abartılı efektler (ekodan gına gelmişti bir ara bana), hatta hafif Doğu mistisizmi etrafında biçimlendiren ekip, bu defa bakın bu ana riftir, hadi yardırıyoruz! şeklinde özetlenebilecek direkt bir anlayışla sahaya çıkıp henüz ilk on birleri saymaya yeni başladığımız 2024’ün en erken gollerinden birini yazdırıyor hanesine.

Bugüne kadar yayımladıkları en net black metal albümü diyerek, tür odaklı yaşayan dinleyiciye zaman kazandıralım öncelikle. Death metal kökleri varlığını derinlerde hissettirip alttan alta beslemeye devam ediyor elbette; prodüksiyon ve vokal tarafında çok yırtıcı, vahşi bir Necrowretch var karşımızda. Grubun kurucu vokalist / ritim gitaristi Vlad’ın vokali antik mezarların asırlardır güneş görmeyen dehlizlerinden yükseliyor gibi. Ne var ki Dii Mauri‘nin başındaki haykırışlardan veya Vae Victis‘in paramparça çığlıklarından da anlayacağınız üzere benliği ele geçirilmiş, şeytani yönünü de etkileyici bir şekilde gösteriyor. Gitar tarafındaysa black metalin kucağına oturmuş, ufak tefek death metal rifleri ve klasik heavy metal manevraları haricinde black metal odaklı bir işçilikle bugüne kadarki en ışık düşmanı albümünü yazmış Vlad Bey. Diğer gitarist Wenceslas Carrieu’nün da hakkını vermekle birlikte albümün ilk olarak 12 telli akustik gitarlarda yazıldığı notunu da düşelim.

İslam eskatalojisindeki Deccal’dan ilham alan parçalar, sahte bir mesih insanın aklını çelmek için ne numaralar çekerse hepsini deneyip Necrowretch’e kulluk etmemiz için uğraşıyor ki bunu da fazlasıyla başarıyor. Vlad’ın 2010’ların sonlarında Türkiye’de geçirdiği dönemde tecrübe ettiği şeylerle tasarladığı söz/konsept tarafı, müziğin de çeşitlenmesinin önünü açmış. Tümüyle ekstrem metal odaklı giden, pek vites/tempo değişimiyle ilgilenmeyen grup bu defa inişli çıkışlı besteler ve aşırı adanmış, sapkın sayılabilecek bir tutkuya sahip karakterlerin ağzından yazılmış sözlerle birleştirerek enfes bir bütünlük ve anlatı yaratmış. Destansı anlatılar, mitolojik mevzularla ilgilenen grupların sıkça düştüğü tuzağa düşmeyip abartıdan uzak, fazla dramatize etmeden konuyu 37 dakikada kapatmaları da kesinlikle takdire şayan. Deccal’ın kılıcı, bir çırpıda iniveriyor diyebiliriz.

Kapanış öncesindeki atmosferik, fakat hem temiz gitarın önündeki palm-mute taramalarla hem de dinamik davullarla bayağılıktan uzaklaşan Daeva dışında yarım yarım yardıran, tansiyonu çok iyi ayarlanmış bir albüm Swords of Dajjal. Özellikle kapanıştaki Total Obliteration (ki bkz. isim / şarkı uyumu yani) ilk 40 saniyesinin sonunda pat diye kesilip tek gitara geçtiğinde, bir Necrowretch konserinin ortasında, kan ter içerisinde dört sayıp aklımı oynattığımı hayal edebiliyorum. Benzer şekilde The Fifth Door‘un bizzat Deccal tarafından günaha davet minvalindeki zehirli sözlerinin arkasındaki melodik tremolo gitarların şarkıyı bir marşa, kalabalıkların birleşip başka kalabalıkları ayartmak için hep bir ağızdan söyleyebileceği bir şeye dönüştürülmesi çok zekice.

Yer yer biraz fazla WATAIN‘leşmesi ve death/black metal beklentisini black tarafına fazla kayarak karşılayamaması dışında güncel Necrowretch’e ilişkin olumsuz hiçbir düşüncem yok sanırım. Swords of Dajjal zekice yazılmış dolu dolu besteleriyle, fazlasıyla tutkulu enfes vokali ve kudurmuş sözleriyle çok iyi bir albüm. İlk albümün yayımlandığı 2013’ten beri gölgelerde takılan Necrowretch’i insanların zihinlerinde yer edineceği, türün daha tanınmış isimleri arasına sokabileceği bir noktaya taşıyabilecek güçte. Hatta umarım bir yerlerde denk gelir, bu çılgınlığa bence canlı canlı şahit olabilirim… Arrête! C’est ici… l’Empire de la Mort.

85/100


Yazıyı/albümü değerlendirmek için:

Average rating 4.8 / 5. 13

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.