Kritik

KK’s Priest – The Sinner Rides Again

Merhaba.

Eski JUDAS PRIEST elemanları KK Downing ve Tim Owens’ı barındıran KK’s Priest, Judas Priest gibi bir efsaneye kafa tutmak gibi imkansız bir göreve kalkışmış durumda ve bu beni epey eğlendiriyor. 2019’da kurulan solo projemsi grubun 2. albümü The Sinner Rides Again, tam da Judas’ın yeni parçalar yayımladığı, albüm çıkaracağı döneme denk geldi ve haliyle insan daha da bir karşılaştırıyor şarkıları. Şimdi tutup da Judas’ın kurucu üyelerinden, 41 yıl pena sallayıp birbirinden unutulmaz bestelerle heavy metale imzasını bırakmış Downing’e cart curt etmek istemiyorum ama 70’inden sonra sen neyin peşindesin dedem ya gerçekten?

Glenn Tipton ve gupta ne iş yaptığı tam belli olmayan koordinatör vasıflı (bu da ne demekse artık) Jayne Andrews hanımefendi arasındaki gizli dalavereler sonucu gruptan ayrılmak zorunda kaldığını iddia eden Downing, biraz da inadından giriştiğini düşündüğüm bu macerada o kadar tek boyutlu, o kadar sıkıcı işler yapıyor ki artık metal dünyasından koptuğuna, kendi kafasındaki hayali bir piyasada takıldığına inanmaya başladım. The Sinner Rides Again, tıpkı ilk albümde olduğu gibi belirli bir döneme sıkışmış, sanki 80’ler sonundan beri heavy metal tarafında her şey sabit kalmış gibi bir bakış açısıyla, hepsi birbirinin kopyası şarkılardan oluşuyor. Bu haliyle de deri pantalonu ardına yapışmış, saçları kadayıf teline dönmüş birtakım dayıların acınası poz kesme çabaları gibi duyuluyor.

Girdiği hiçbir grupta kalıcı olamamış, her daim piyasada bulunsa da yapabildikleri epey sınırlı olan Tim Owens’ın tiz çığlıkları, prodüksiyon masasında cilalanıp parlatılmış banal fikirler ve korkunç sözlerle birleşince bazı parçalar iyice cringe show oldu benim için. One More Shot at Glory gibi zaten çok jenerik ve Judas’tan çok MANOWAR gibi tınlayan ucuz besteler, bir de çok fazla tekrar edince anlamlı olur belki diye uzatıldıkça uzatılmış uyduruk sözlerle baygınlık geçirmeme neden oldu. Ha böyle bir amaçla yola çıktılarsa haklarını vermek lazım, gerçekten zafer KK’s Priest’in oldu bir noktada, çünkü daha fazla dinleyemiyorum ben bunu.

Gitar anlamında NWOBHM’in altın zamanını anımsatan hoş armoniler, iki gitarın paslaşmaları ve melodik sololarla zaman zaman ışık veriyor aslında, hakkını vermek lazım bu anlamda. Pek çok aklı başında dinleyicinin de hemfikir olduğu üzere Hymn 66, zeka pırıltıları saçan tek şarkı olarak öne çıkıyor. Orta tempolu, heavy metalin epik gücünü akılda kalıcı gitarlar ve güçlü bir ritim duygusuyla birleştiren parça, ısrarla aynı şeyleri tekrarlayınca bir noktada bir şeyler başarılabileceğinin kanıtı galiba. Bu arada anyı şeyi davulcu arkadaş için söyleyemeyeceğim, zira her şarkıda aynı şeyleri çalsa da verdiği ulan yoksa drum machine mi bu? hissiyatı dışında başardığı hiçbir şey yok.

Asla gerçeğinin alternatifi olabilecek bir şey değil bence ve her albümde bunu biraz daha belli ediyor KK’s Priest. Evet, kendini kanıtlamış, camiada nam salmış iki müzisyeni barındırdığı için her zaman belli bir potansiyeli ve heyecanı olacak ama KK’s Priest albüm yapıyormuş, konser veriyormuş gibi şeyler hiç umrumda olmaz herhalde bu saatten sonra. Hadi benim işim bu ve bazen arada bu tarz albümlere böyle yazılar yazmak kafamı dağıtıyor ama dinleyici tarafından bakınca hiç ama hiç gerek yok ya. Ölümlü dünya; zamanınızı daha iyi değerlendirin derim.

55/100

Okur puanı:

Ortalama puan 1.3 / 5. 3

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.