Kritik

Vomitory – All Heads Gonna Roll

Merhaba.

İsveç ve death metal. Bu ikili Micheal Jordan ve basketbol, ciğer ve sumaklı soğan, ne bileyim, Kemal Kılıçdaroğlu ve mağlubiyet kavramı kadar ayrılmaz bir ikili. Melodiğinden mağara adamı versiyonuna, hardcore punk kökenlisinden doom atmosferindekine kadar çeşit çeşit death metal üretti, üretiyor ve üretmeye de devam edecek gibi görünüyor İsveç.

Son 30-35 senede dünyaya bu işin nasıl yapılması gerektiğine dair çeşitli dersler veren bu güzide memleketin en eski death metal profesörlerinden biri de 1989’da kurulan Vomitory. 2011’e kadar 8 albüm çıkarıp 2013 civarında aniden dağıldığını duyuran topluluk, 30. yıl şerefine 2018 dolaylarında yeniden birleştiğini açıklamıştı. Toplanmanın üzerinden geçen beş sene ve pandemi süreci, ne yapmak istediklerine dair kafalarındaki fikirlerin oturmasını sağlamış olacak ki 10 yıllık yokluğu, 9. albüm All Heads Gonna Roll ile büyük oranda telafi etmeyi başarmışlar.

Her zaman yırtıcı, agresif ve direkt bir vefat metal tarzını benimsemiş olan Vomitory, 2011’deki son albümü Opus Mortis VIII‘deki kadroyu koruyarak devam ettiği yolda omuz üstünde baş bırakmamaya kararlı gibi. Egemenliğini ilan etmek için vakit kaybetmeyen albüm girizgahsız bir şekilde, direkt isim parçasının death/thrash soslu rifleriyle açılıp yardırıyor. Tüm kellelerin yuvarlanacağını (bkz. albüm adı) söylemek için erken ama daha ilk şarkıdan o kadar net bir tavır sergiliyorlar ki ister istemez insanın aklına Nutuk’un 691. sayfasından bir cümle geliyor: “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. Ah be Atam.

Bu kelle avcılığının başrolünü vokal/bas Erik Rundqvist’in domuz gibi homurdandığı pes vokali ve Urban Gustafsson’un gitarıyla kavga edercesine çaldığı enfes tremolo gitarlar üstleniyor. Thrash ve hardcore punk etkileriyle harmanlanmış besteler, yemek ve soluk borularının hemen üzerinden kesiği atıp gırtlak kıkırdaklarını meydana çıkarıyor. Tabii burada CARCASS vari bir ameliyathane titizliğinden söz etmek mümkün değil; meşhur d-beat‘ler, mağara adamı blast-beat‘leri ve türlü thrash örüntülerinden muhtelif davulların ritmini belirlediği kör bir testereyle, etrafı mezbahaya çeviren bir kudurukluk halinde, söz gelimi İslami koşulların birazcık dışında bir kesim gerçekleştiriyor Vomitory. Davulcu Tobias Gustaffson, özellikle The Deepest Tomb‘da kondüsyonunu ve gücünü göstermekten çekinmemiş. Bu noktada İsveç’ten çok Amerikan -özellikle de Florida- death metal gruplarına yakın durulduğunu, gaddarlık seviyesi hakkındaysa oldukça zarif bir biçimde isimlendirilmiş Raped, Strangled, Sodomized, Dead parçasından fikir edinebileceği notlarını da düşmüş olayım. Bu devir şu isimle metalden başka hiçbir türde şarkı yayımlayamazsını bu arada herhalde.

7. parça Dead Man Stalking‘e kadar mezbahasının duvarlarını Jackson Pollock tablosuna çeviren Vomitory, albümün sonuna doğru nefesini toparlayıp biraz duruluyor. Bir önceki Raped…‘de ayyuka çıkan hardcore hissi iyice artıyor ve bununla birlikte basitleşmeye gidiliyor. Arka planda nefis bir bas yürüyüşü ve groove devam etse de bir süre sonra basit palm mute riflerden sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Neyse ki hemen arkasından giden Disciples of the Damned yine vitesi beşe takıp kasisten kurtarıyor.

Kapanıştaki Beg For Death‘in başındaki savaş uçağı sesleri, Flanger pedalıyla çalınan çift sesli doom rifiyle iç içe geçerek enfes bir atmosfer yaratırken albümün de ağırbaşlı bir noktada kapanmasını sağlıyor. Veteran death metal grupları yavaşlayıp yarattıkları yıkım sonrası oluşan manzaraya bakarak bir sigara yaktıklarında enfes doom metal anları çıkıyor ortaya ve galiba bu şarkının 1:40’lık bölümü, albüme dair en sevdiğim şeylerden biri. Sonra yine dıg-tak dıgı-tak hindistan cevizlerini birbirine vuruyoruz. Monty Python bilmeyen anlamadı bu şakayı ama canım sağ olsun.

Her ne kadar amacı doğrultusunda dört dörtlükse de Vomitory insanları heyecanlandıracak, konuşturacak, tespit kastıracak bir müzik üretmiyor tabii. Paldır küldür bir death metal bu ve yaratacağı etki, üreteceği yankı da belirli bir seviyede kalacak mutlaka. Özellikle yeni nesil dinleyiciler olmak üzere birçoklarının radarından kaçacağına eminim ama All Heads Gonna Roll şakasız, harbici death metal adına 2023’ün en değerli işlerinden biri. Kulak istismarcısı death metal seven herkese şiddetle tavsiyemdir.

85/100


Okur puanı:

Ortalama puan 4 / 5. 1

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.