BRUTAL ASSAULT 2022 – 5. Gün: Yağmur ve Covid…

Merhaba.

Brutal Assault 2022’yi gün gün değerlendirip onlarca konserden notlar paylaştığım yazı dizimin son bölümündeyim. Birbirinden özel performanslar ve anılarla dolu festivalin finali biraz yorgun, hasta ve yağmur yüzünden de buruk geçti ama yine de keyifli bir gündü. Başlayalım!

Beş kişilik ekibimiz bir önceki gün itibariyle zayiat vermeye başlamıştı zaten ve son gün de yine anca üç kişiyle de olsa, Opočno kasabasından Josefov kalesine doğru son bir kez daha düştük yollara. Arkadaştan son anda gelen “yağmurlu gösteriyordu ya bugün, aman dikkat!” uyarısıyla kapişonlu hırkayı yağmurluk mont ile değiştirmiş, hazırlığımızı yapmıştık. Gün de hafif kapalı ama yağmursuz, tam ayarında başlamıştı.

Benoit Claus sahnede gördüğüm en güleryüzlü, en pozitif bas gitarist olabilir. Mevzubahis Gorod afişi de hemen omzunun üzerinde.

Fransız teknik death metal topluluğu GOROD, en son eklenen gruptu. Aslında turlamıyor ve yaklaşık iki buçuk senedir Fransa dışında konser vermeyip yeni albüm üzerine çalışıyorlar. Brutal Assault’ın gediklisi sayılırlar ve festival ekibi Pazar günü gündüz saatlerine ekleyecek birini bulamayınca Julien ve kurmaylarına danışmış;“aman bize de bir değişiklik olur, hadi gidek,” diyerek gelmişler. 13:40 gibi sahneye çıktıklarında evden çıkıp geldikleri çok belliydi. 2019’da yaptıkları gibi yine Wolfsmond ile başladılar ve 2. parçaya geçmeden Julien “ya ben de bilmiyorum biz ne demeye geldik buraya ama selam, biz Gorod!” minvalinde keyifli bir konuşma yaptı.

Progresif/teknik death metal şovu akarken Julien arada “Grup pankartı konusunda yeni, gelecek vadeden bir sanatçı ile çalıştık ama galiba dolandırıldık yav,” diyerek sahnedeki mükemmel Gorod afişine dikkat çekti bir ara. Yeni albüm öncesi henüz kapak mapak yok ortada; e bu saatten sonra ta 2018’de çıkmış Æthra‘nın afişini getirmek de saçma tabii. Harika bir çözüm bulmuşlar ve a4 kağıda tükenmez kalemle Gorod yazıp onu asmışlar sahneye, haha.

A Perfect Absolution ve Æthra ağırlıklı bir set hazırlamışlar ama bir ara “madem buraya kadar gelmişiz, bari yeni şarkımızı çalalım,” diyerek Victory patlatmaları hoş oldu. Kendi ülkeleri dışında ilk defa canlı çaldılar bu şarkıyı ve bir Gorodperver olarak buna şahit olmak küçük bir mutluluk kaynağıydı benim için. Videosu da şu şekil:

Bekhten’s Curse ve Disawow Your God gibi iki hit parçayla veda eden Gorod sonrası son alışverişleri yapmak üzere merch. standına geçtik. 25. yıl için özel hazırlanan Brutal Assault Jägermeister’lerini ve tişörtleri kapıp alandaki farklı lezzetlerin tadına vardık. O arada SOEN ve UNEARTH konserleri güme gitti ama birini daha önce izledim, öteki de en son 2004 civarı umrumdaydı.

Ben de festival alanının en uzak köşesine konuşlanmış, post-apokaliptik teması ve Mad Max estetiğiyle yoğrulmuş CONVOY.PA‘nın ortamını görmek, hatta yetişirsem özel ödüllü acı yeme yarışmasını izlemek üzere yine tabanvaya binip gezmeye başladım. Daha önceki senelerde de benzer bir ekip ufak bir post-apokaliptik sergi alanı kurmuş, farklı etkinliklerle festivale ayrı bir hava katmıştı. Hatta gazoz kapağıyla çalışan arcade oyun makineleri de vardı bir ara ama bu sene göremedim.

O arada fantastik bir olay oldu ve alanda takılan Gorod elemanlarına denk geldik. Mathieu ve Nicolas, anladığım kadarıyla 420’den kelle olmuş halde avel avel dolanırken diğer elemanlar da muhabbet ede ede yürüyorlardı. Araya girip “Ayağınıza sağlık, iyi ki geldiniz,” vs. diye sohbete dahil olduk. Olmaz olaydık demeyeceğim ama vokalist Julien öyle bir dert yandı ki bir süre sonra onlar değil, biz Julien ve ekibini saldık gibi bir şey oldu.

“Kardeşim zaten her gün hayatın sorunlarıyla, varoluş bilmem neleriyle uğraşıp duruyoruz. Gelmişiz şuraya aynı tutkuyu paylaşan bir grup insan eğlenmek varken herkes yine bar bar bağırıyor savaşmış mizantropiymiş filan. Yemişim Ukrayna – Rusya’yı da, depresif tipleri de, ölümü de şeytanı da. Hayır bir de car car konuşuyorsun ama sahnedesin yani, belki de kelimenin tam anlamıyla o konuştuğun konuda hiçbir şekild eyleme geçemeyeceğin bir andasın. Kafa ütülüyor bir sürü grup!” minvalinde konuştu da konuştu Julien. Tamam anladık, şurada kafa dağıtmak istiyorsun ama o arada bizim kafamızı niye açtın sevgili Julien yav? Neyse, yeni albüm için başarılar dileyip daha fazla bünyeyi zorlamasına izin vermeden uzadık, haha.

Convoy.Pa konusuna geri dönecek olursak tahminimden çok daha büyük ve güzeldi açıkçası Convoy.Pa’nın sığınağı. Sığınağın önünde büyük bir kule, önünde çalışan, ciddi ciddi yol alabilen enfes araçlar, kostümlü makyajlı hayli kalabalık bir ekip ve onlarca, yüzlerce aksesuar… Hakikaten o post-apokaliptik atmosferi yaşatıyorlar. Şöylece bırakıyorum bazı fotoğrafları, büyük halleri için yan sekmelerde açabilirsiniz:

Günün bir sonraki heyecan verici ismiyse Finlandiya çıkışlı melodik death metal devi INSOMNIUM‘du. Ben grubun formülünü pek sevmiyorum ve sırtını bir tane kulak solucanı tadındaki melodiye yaslayan parçalardan bir süre sonra sıkılıyorum ama nihayetinde Insomnium’dur, izlenir dedik ve önlerden yerimizi aldık. Son albümden Karelia üzerine hemen Valediction patlatıp ortamı ısındırdılar ve dans eden teyzelerden (tam önümdeydi) duygusala bağlayanlara, konudan bağımsız crowd surf peşinde koşan dinozor kostümlü elemanlardan kemik fan kitlesine uzanan bir skalada, hayli büyük bir kalabalığın karşısında pek çok hit parçalarını arka arkaya sıraladılar.

Photo(s) © “Martin Mayer”, courtesy of Brutal Assault

En hızlı parçaları bile bir noktada vites düşürüp frene bastığı için canlıda o kadar da etkili değildi benim için Insomnium. Tabii seyircinin alkışlarla katılımı, melodik sololar, akıcı parçalarla keyif almadım bu 50-55 dakikadan desem yalan olur. Zaten kapanıştaki While We Sleep ve Heart Like a Grave o kadar akılda kalıcı parçalar ki sonraki günlerde, bir şeyler dinlemediğim her anda kafamda bu ikilinin ana melodileri döndü durdu. Yine de bir daha denk geldiğinde muhtemelen başka bir sahnedeki alternatif isme odaklanırım.

Şöyle bir liste çaldılar:

Karelia
Valediction
Mortal Share
Ephemeral
And Bells They Toll
Pale Morning Star
The Primeval Dark
While We Sleep
Heart Like a Grave

Video da verelim:

Buradan sonrası benim için yine koşturmacayla geçecekti, o yüzden hızlıca bir şeyler yerken GAAHLS WYRD‘ın çalacağı Obscure Stage’e doğru yola koyuldum. Gaahl sahneye çıktığında henüz yemeğim bitmemişti ve black metal efsanesinin bu son projesinin açılışını ciddi ciddi tavuk-pilav (tikka masala) yiyerek izledim, haha.

Önden araştırma yapmamıştım pek ama sahnede tümüyle Gaahls Wyrd besteleri çalınmayacağını az buçuk tahmin ediyordum; davulda canım HORIZON ABLAZE ile adını duyurmuş, oradan MAYHEM‘in kimi konserlerinde Hellhammer’ın yerine davul dövmeye kadar ilerlemiş Kevin Kvåle’in olması, konserlerde hızlı bir şeyler duyabileceğimizin sinyallerini veriyordu. Keza Gaahl da bildiğimiz, sevdiğimiz GORGOROTH makyajıyla sahneye çıkınca olaylar netleşti. Kalan yemeğimi çabucak ağzıma tıkıverdim, çünkü Ghosts Invited açılışından sonra GOD SEED‘den Carving a Giant ile bir anda bpm, 200 üzerine çıkıverdi.

Photo(s) © “Libor Vocadlo”, courtesy of Brutal Assault

Hafif atıştıran yağmur, kapalı hava ve toplamda iki Gorgoroth, bir TRELLDOM, iki God Seed ve üç de Gaahls Wyrd bestesiyle, Gaahl’ın kariyerini özetleyen enfes bir performans izlemiş olduk. Temiz vokali biraz zayıf ve böyle bir set esnasında “ya hadi yardır abi bırak gev gevi,” umursamazlığı yaratıyor ama black metal tarafında hala çok güçlüymüş. Özellikle Prosperity and Beauty‘de geçmişi hiç aratmadı diyebilirim. Elbette sahnede çırılçıplak çarmıha gerilmiş insanlar, ateşlerde pişen hayvan kelleleri yoktu ama bu ikonik şarkıyı direkt sahibinden dinlemek/izlemek büyük bir andı. Ayrıca Kevin Kvåle, Dirk Verbeuren’den aldığı “The Dirk Blast” tekniğini çok iyi uygulayarak eski şarkılara yeni ve modern bir hava katmış. Hiç beklemiyordum ama Brutal Assault – 2022’nin öne çıkan konserlerinden biriydi Gaahls Wyrd. Elimde düzgün bir video yok maalesef, o zaman hazır bahsi geçmişken ikonik bir Prosperity and Beauty verelim:

Gaahl sahneden indikten kısa süre sonra yükünü alıp yardıran yağmur, bizi bir şemsiyenin altına hapsetti. Yarım saat, hadi yağsın da bir saat yağsın diye düşünürken sıra çoktan ARCTURUS‘a gelmişti ama yağmurun duracağı yoktu pek. Üzerine de artık neredeyse emin olduğum şekilde çeşit çeşit Covid-19 semptomu gösteriyordum. Yine de Ics Vortex’i, birkaç saat sonra MAYHEM ile çok daha büyük bir kalabalığa çalacak Hellhammer’ı (Arcturian makyajının arkasında da olsa) kaçıracak değildim, o yüzden biraz dinlenip tekrar Obscure Stage’e geçtim.

Ne yalan söyleyeyim, o yağmuru yediğime hiç değmedi. Diğer tüm elemanlar kusursuz çalar, ellerinden geleni fazlasıyla yaparken ICS Vortex’in kafası asla bizle birlikte değildi. Ya sarhoştu (ki hal tavrından alkol yıkıklığı gibi hissettim ben) ya da başka bir şekilde uçmuştu ama sürekli detone olan, giriş çıkışları kaçıran ve hatta bazen ipin ucu kaçınca geri yakalamaya bile kasmayan ICS Vortex, dev bir hayal kırıklığına dönüştü. ULVER‘in ulu kurdu Garm‘ın yerini doldurmak hiç kolay değil, kabul, ama ICS Vortex’in kafasında bitmiş bence Arcturus. Belki bu konsere özeldir diyeceğim ama böylesi bir kariyeri, on yılların profesyonelliğini düşününce kötü bir gün geçirdi diye bu hallere düşmezdi sanki Vortex. Yeni albüm de yok ortada yedi senedir, yakında dağıldıklarını veya eleman değiştirdiklerini duyarsak şaşırmam.

Videonun son iki dakikasında kulaklarınız kanarsa üzgünüm:

Gruplar açıklanırken en çok heyecanlandıran isimlerden birinin hayal kırıklığını üzerimden atmak için bundan daha iyi bir program olamazdı herhalde: Master of Disguise ve Collapse Generation sonrası daha fazla dayanamayıp aslında ikinci yarısına bakmayı planladığım GAEREA‘yı izlemeye karar vererek bir diğer ufak sahneye geçtim. Bu sırada yağmur tekrar hızlandı ve kale duvarının dibine sinip biraz abuk bir açıdan, biraz uzaktan izlemek zorunda kaldık Portekizli black metalcileri.

Photo(s) © “Libor Vocadlo”, courtesy of Brutal Assault

5-10 dakika kadar geciktiyse de o yağmura rağmen büyük bir enerji ve iştahla çıktı Gaerea. Büyüme hızına bakmaksızın grupların hiyerarşik pozisyonlarına göre sahnelere konumlandırdığını tahmin ettiğim festival, tıpkı IMPERIAL TRIUMPHANT gibi Gaerea’yı da bu küçücük sahneye almıştı ama son gün olmasına, kötü havaya rağmen tıklım tıklımdı. Conspiranoia ile girdiler ama şarkı listesini tam hatırlamıyorum. Salve, Glare, Null ve Cycle of Decay kaldı aklımda. Unsettling Whispers‘tan daha çok çalmalarını isterdim ama son albüm ve yeni parçalara (albüm geliyor) odaklılardı.

Albümdeki bas-davul tonlarını neredeyse bire bir duymak, Diogo Mota’nın MGŁA tandanslı açık hi-hat oyunlarına sahip blast-beat davullarını dinlemek büyük keyifti. Vokalistin sahne duruşu biraz yapmacık ve abartılı bir teatrallikte, fakat o da iyi bir performans çıkardı genel olarak. O kadar yağmur çamur olmasa ve Covid olmasam en önden izler, kendimden geçerdim muhtemelen. En sevdiğim parçalarından Cycle of Decay videosu da verelim:

Gaerea’dan hemen sonraysa avangart/teknik death metalin İtalyan temsilcisi AD NAUSEAM için tekrar Obscure Stage’e döndüm. Ben vardığım onlar da hazırlıkları bitirmişlerdi. Gitar-vokal Andrea, “Hastayım ve boğazım maalesef berbat durumda olduğu için vokal yapamayacağım ama artık emprovize takılıp çekeceğiz bir ayar bakalım,” şeklinde bir anons yaptı. Kısa bir süre sonra da akıl hastalığı tadındaki Imperative Imperceptible Impulse albüme girip tüm albümü enstrümantal, vokal kısımları emprovize bir hale çalıp beynimizi yaktılar sağ olsunlar. Son iki parçada yağmurun şiddeti artınca yine bir şemsiye bulup altına tünemek zorunda kaldık. İstediğiniz kadar yağmurlukla gezin, bir süre sonra mutlaka donunuza kadar ıslanıyorsunuz bir şekilde zaten.

Mükemmel davullar, birbirinden ahenksiz rifler ve gürül gürül bir bas gitar dinlemek/izlemek için bakınız:

Saatler 23:00’e yaklaşırken artık yorgunluk ve yağmur iyice zorlamaya başlamış, festivali çoktan bitirmiş olan vücudum beynimi ikna etmeye çalışıyordu. SÓLSTAFIR, funeral doom devi AHAB, MALEVOLENT CREATION ve özellikle de çok görmek istediğim ORANSSI PAZUZU‘yu (son gün, 00:30’a mı konur şu grup ya) izleyemedim ne yazık ki.

Son günün ağır topu MAYHEM ise 23:10’de sahnedeydi; fakat onları da ancak “gördük mü gördük,” seviyesinde ve konser atmosferinin içerisine hiç giremeden, biraz uzaktan izlemek zorunda kaldım. Falsified and Hated, To Daimonion, Malum, Bad Blood gibi parçaları dinledikten sonra Brutal Assault’a buruk bir şekilde veda ederek otele döndük. Freezing Moon, Life Eternal, Deatcrush gibi şarkıları izlemeden de kendimi Mayhem görmüş sayamam; 2023’te, vampirler diyarında denk geleceğim umarım seninle Mayhem.

Photo(s) © “Radek Holes”, courtesy of Brutal Assault

Böylece Brutal Assault – 2022’nin sonuna geliyoruz. 3. defa katıldığım festival artık evim gibi hissettiriyor ve son günündeki tatsız yağmura ve Covid-19 kapmama rağmen kusursuz bir festivaldi diyebilirim. Eğer gitmeyi düşünüyorsanız fikir almak, soru sormak için bana ulaşabilirsiniz. Ayrıca mavi renkte gördüğünüz yazılara tıklayıp Metalperver’de o gruplarla ilgili diğer içeriklere ulaşabilir, siteye destek olmak için PATREON‘u ziyaret edebilir, yazılarla ilgili fikirlerinizi yorumlar kısmına ekleyebilirsiniz. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Görüşmek üzere.


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

4 thoughts on “BRUTAL ASSAULT 2022 – 5. Gün: Yağmur ve Covid…

  • 14 Eylül 2022 tarihinde, saat 13:08
    Permalink

    Soluksuz okudugum bir yazi dizisi oldu ya harika olmus, muhtesem gruplar izlemissin. Simdi bir soru. Iki grubu burada izlemissin o yuzden soruyorum, muziklerine hakim degilim, Gaahls Wyrd hic dinlemedim, Gorgoroth ucundan asinayim ve severim. Ay sonu burada Gaahls Wyrd + Saor + Gaerea konseri var, gitmeli miyim? 🙂

    Yanıtla
    • 14 Eylül 2022 tarihinde, saat 13:14
      Permalink

      Teşekkürler <3
      Kesin git. Dediğim gibi Gaahl konserde çoğunlukla yardırmalı gidiyor ve ekibi de çok iyi çalıyor. Saor benim en sevdiğim atmosferik/folk etkileşimli bm gruplarından biri. Daha önce canlı izlemedim ama en azından müziğine kefilim. Gaerea ise son yıllarda büyük çıkışta. Sitede hepsinin bol bol yazısı var, onlar eşliğinde çalışmaya başla derim. \m/

      Yanıtla
  • 15 Eylül 2022 tarihinde, saat 12:10
    Permalink

    Kovid olayı diğer günlerde tüm şansını kullanman yüzünden başına gelmiş olabilir. Şaka bir yana talihsiz bir durum olmuş, geçmiş olsun.
    Anladığım kadarıyla organizasyon babında ciddi bir sorun yaşanmamış. Biz de o havayı solumuş olduk dolaylı olsa da. Eline dimağına sağlık.

    Yanıtla
  • 19 Eylül 2022 tarihinde, saat 02:34
    Permalink

    Bence çok iyi bir konserdi. Ama tabi talihsiz bir durum gerçekten. geçmiş olsun diyelim.. bir sonraki konserdeee:)

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.