In Aphelion – Moribund

Merhaba.

NECROPHOBIC gitaristleri ve CRYPTOSIS davulcusu bir bara girerler… AVSLUT bas gitaristi de bir bar taburesinde onları beklemektedir hatta. Birbiriyle pek de ilgili giri görünmeyen bu üç grubun elemanlarından oluşan In Aphelion, pandemi esnasında kurulmuş ve ilk albümü Moribund‘u geçtiğimiz Mart ayında yayımlamış yepyeni bir black metal topluluğu.

Necrophobic’i takip edenin bilebileceği üzere Sebastian Ramstedt & Johan Bergebäck ikilisinin gitarcılığı heavy metalden bolca beslenen, melodik ve ritmik bir anlayışa sahip. In Aphelion müziğinin temelini de yine bu akıcı ve 80’ler göndermeli gitarlar oluşturuyor. Zaman zaman melodik death metale, hayli karanlık bir heavy/speed metale kayabilen besteler, Necrophobic müziğinin son dönemine hakim dinleyiciler için sürpriz barındırmıyor belki ama Ramstedt & Bergebäck ikilisinin gitar işçiliğinden keyif alanların In Aphelion müziğine kayıtsız kalmaları da pek mümkün görünmüyor açıkçası.

58 dakikalık süresi, formülü basit ve bariz bir müzik için göz korkutucu olsa da In Aphelion epey melodik bestelerini farklı tempolarda ve çeşitlilik arz eden fikirlerle süsleyerek bu sorunu aşmayı başarmış. Thrash temposunda ve ritminde açılan World Serpent (Devourer of Dreams) veya yılın en gaz parçalarından biri olarak not ettiğim azman Let The Beast Run Wild gibi şarkılarda avının etrafını sararken etrafa tükürükler saçan bir kurt sürüsü kadar vahşi, aç ve saldırganlar mesela. Buna karşın Draugr, This Night Seems Endless veya muh-te-şem kapanış Requiem‘deyse eskinin köklü NWOBHM grupları siyahları çekip şeytancılık oynuyormuş gibi bir heavy metal melodikliği ve melankolisi var. Draugr‘un son bölümünde veya Sorrow, Fire and Hate‘in girişinde olduğu gibi albümün tamamı gitar sololarıyla veya katmanlı gitarlarla süslü ve bu bölümler, JUDAS PRIEST‘ten, IRON MAIDEN‘dan bolca ilham almış. Grubun melodik, karanlık yapısı içerisine çok yakıştırdım bu solo/enstrümantal pasaj tercihlerini.

Bir süredir dinlediğim en iyi melodik death/black metal parçalarından biri olan Requiem ise Sebastian Ramstedt’in de açıkladığı üzere hayatını yitiren dostlara, metal kardeşlerine ve bunun da ötesinde, 7 Mart 2021’de kaybettiğimiz ENTOMBED insanı Lars-Göran Petrov’a adanmış bir şarkı. Şarkının ve albümün kapanışını yapan sözler, Marco Prij’in durmak bilmeyen davulu, belli belirsiz çan sesleri ve arkadan arkadan duyulan, kendi kendine ağıt yakan solo gitarla birleşince duygulanmamak çok zor:

Ring the bells
Let them sound far and wide
Ring the bells
Let the world hear our lament
Ring the bells
Let the final hymn chime
Ring the bells
For we have reached the end of our time

This Night Seems Endless gibi black metal için ballad sayılabilecek bir parça, Requiem‘in melankolisi, isim parçası Moribund‘un epikliği, Let the Beast Run Wild‘ın kuduz saldırganlığı derken tüm bu süreçte çizgisini hiç bozmayan vokalin gırtlaktan gelen vokali akıllara TRIBULATION ve WATAIN gibi isimleri de getiriyor ister istemez ve bu isimlerin hepsini toplayınca ortaya çıkan şey elbette ki hayli etkileyici. Üstelik bu benzerliklere rağmen In Aphelion hala en çok Necrophobic gibi tınlıyor; böylece olsa olsa yan projenin ana gruba benzeliği üzerinden eleştirebiliriz ki o noktada da saydığım diğer grupların etkisiyle Necrophobic gölgesinden sıyrılmayı başarıyor In Aphelion. İlk bir-iki dinlemede aklınıza pek çok grubun gelmesi olası, fakat sonradan In Aphelion müziğini kabul ettirmeyi beceriyor bence.

Tümüyle gitar odaklı, heavy metal ile yakından ilişkili ve ekstrem dozu black metale uzak insanlar için bile makul seviyede bir albüm Moribund. Bu kapsayıcı yapısı sayesinde de In Aphelion için çok biri çıkış albümü oldu. Elemanlar bu grubu ne kadar ciddiye alıyorlar ve uzun ömürlü olabilecek mi bilmiyorum ama ben takibe aldım In Aphelion’u. Orjinal bir şey yok ortada ama kesinlikle çok kaliteli bir müzik yapıyorlar. Yazıda bahsi geçen şeyler ilginizi çektiyse siz de bir şans verin mutlaka.

83/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğme üzerinden PATREON’a ulaşabilir, abone olmayı düşünebilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.