Septicflesh – Modern Primitive

Merhaba.

Senfonik düzenlemeler, doğu ezgileri ve death metal… Bu üçlü yan yana koyulduğunda ilk akla gelen isim Yunan Septicflesh. Dört senelik aranın ardından 2007 senesinde birleşip 2008’de Communion‘u yayımladığında taptaze fikirler ve görkemli prodüksiyonlarla death metalin epik anlatılara ne kadar iyi uyumlanabilen bir tabana sahip olduğunu göstermiş, 2011’deki The Great Mass‘teyse sanatının zirvesine çıkarak pek çoklarına göre 2000 sonrasının en değerli ekstrem metal albümlerinden birine imza atmışlardı. 2008 ve 2011’deki fikirlerin çırpıcıdan geçirilmiş halleri tadındaki Titan ve Codex Omega ise rüzgarın durulmasına, grubun 2. baharındaki o dev ivmenin azalmasına neden olan albümlerdi… Hayranların çok girmek istemediği, dışarıdan bakanların da Septicflesh rüzgarına kapılamamalarının müsebbibi, Septicflesh’e dair en büyük tartışma konusu da tam olarak bu.

Ben de dahil olmak üzere Septicflesh formülüne hayran birçok dinleyici hala keyif alarak dinliyor bu albümlerdeki parçaları. Teknik açıdan o kadar istikrarlılar ki bu dört albümden hangisini daha önce dinlediyseniz en sevdiğiniz Septicflesh albümü o olabilir hatta, çünkü sığ bir bakışla değerlendirildiğinde ufak detaylar ayırıyor albümleri birbirinden. Prodüksiyon neredeyse aynı ve her biri benzer iniş-çıkışlara, aynı dramatik beste kurgularına ve sabit enstrüman performanslarına sahip. Sabaha kadar övebiliriz bu istikrarı ama ne yazık ki kazın ayağı öyle değil.

Başta yenilik ve deneysellik üzerinden geliştirilmiş gibi görünen fikirler bugün Septicflesh’in normu ve ister adına tembellik diyelim ister tutan takımı bozmamak diyelim, bu konforlu tekrarcılık grubu gimmick seviyesinde değerlendirebileceğimiz bir basitliğe düşürdü. Neyi nasıl yapacakları çok belli artık ve kendi müziğinin içine sıkışmış, oradan çıkamayan veya çıkma çabasında bulunmayan bir Septicflesh var bir süredir elimizde.

Nuclear Blast gibi bir deve transfer olunmasına rağmen Modern Primitive‘in öyle fırtınalar koparmadan, görece sessiz bir biçimde çıkmasının arkasındaki temel etken de bu. Septicflesh’in heyecanı, ışıltısı sönmeye başladı ve ben buna gerçekten üzülüyorum. Ha, bunca lafa rağmen iki haftadır Modern Primitive dinleyip dinleyip “Why do we fall?” diye, “Hierophaaant!” diye şarkı söyleyerek gezmiyor muyum? Geziyorum. Bu ne perhiz, bu ne senfonik death metal kardeşim o zaman?

Belli bölümlerini daha önce başka, çok sevdiğim şarkılarında da duyduğum için mi rahatça benimseyip bağrıma basıyorum, yoksa Septicflesh gerçekten çok mu kaliteli bestekarlardan oluşuyor gibi bir soruya cevaben hala uzun uzadıya Seth, Sotiris ve Christos üçlüsünü (Kerimh ve Psychon’u katamam bu üçlünün yanına) övebilirim; bu da Septicflesh için hala umut olduğunu hissettirerek rahatlatıyor. Christos Antoniou’nun senfonik düzenlemeleri yine enfes ve o bu yeteneğini mistik bir trafik kazasında filan kaybetmediği sürece Septicflesh ortalama üstü işler yapmayacak devam edecek, orası kesin. Neuromancer, A Desert Throne gibi parçalar gerçekten neden daha fazla grup bunu denemiyor? dedirtecek kadar güçlü. Geçmişe dönüp tutan şeyleri yinelemeye çalışan samimiyetsiz, ekmeğinin peşinde bir tavırla müzik yaptıklarını düşünmüyorum asla, fakat bir şekilde kendilerini yenilemeleri şart. Her seferinde azala azala tükenmeye mahkum bir noktadan ilerliyorlar ve bu şekilde varılabilecek iki nokta var:

Ya eski, gruptan vazgeçmeye başlayan dinleyicilerin yerine henüz sabit formülü bundan sıkılacak kadar tüketmemiş yeni dinleyiciler koyarak ilerleyecekler ya da bir-iki albüm sonra sağda solda hayıflana hayıflana yapılan hey gidi Septicflesh, muhabbetlerinin dozu iyice artacak.

Belki yaşlanıyorumdur diyeceğim ama şöyle bir düşününce 15 senedir aynı şeyi yapan hiçbir gruba Septicflesh’e karşı olduğumdan daha fazla tahammüllü değilim galiba. Haliyle grupla yeni tanışacaklar için güçlü ama diskografide çok daha iyilerini bulabileceğiniz, yıllardır bilenler için ise aynı bokun laciverdi olarak değerlendirebileceğim bir albüm Modern Primitive. Bir-iki şarkı seçip ara sıra dinlemeye, albüm bazında canım Septicflesh çektiğinde yine 2011 ve öncesine gitmeye devam yani.

68/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.