Sentient Horror – Rites of Gore

Merhaba.

Son olarak HATH‘ın All that was Promised‘inde ziyaret ettiğimiz New Jersey’deyiz bugün. New Jersey’i iyi yapan çok az şey olduğu için midir bilmiyorum ama bugün konuşacağımız Sentient Horror da tıpkı Hath gibi New Jersey ile hayli alakasız bir metal icra ediyor. Öncelikle 1983-1991 yılları arasında üretilip ekstrem metalin şekillenmesinde doğrudan rol oynayan HM-2W pedalının diyarı İsveç’ten tüm dünyaya selamlar, diyerek dalalım Rites of Gore‘a.

Dinlediğimde onu icra edenlerin kafataslarının içerisinde yeni Türkiye’nin harikulade ekonomisinin ürünü olan, arkasını gösteren incelikte kesilmiş, muhteviyatında et dışında her şey bulunan sözde füme et ürünlerinin bir dilimi kadarı beyin olduğu hissi uyandıran metal albümlerini seviyorum. Eski ekoldür, ustalara saygı kuşağıdır; sebebi ne olursa olsun, bu tarz işler beni otomatikman metali yeni keşfettiğim döneme götürüp içimdeki metal ateşini körüklemeyi beceriyor. Amerikalı Sentient Horror da yarı Amerikan, yarı Avrupalı anlayışla old school kere old school bir death metal icra ediyor. İlk dinleyişimde Corpsegrinder vokalli ENTOMBED gibi bir izlenime kapılmıştım diyeyim, gerisini siz anlayın. Tabii bu kadar da basit değil.

Daha önce defalarca duyduğumuz şeylerin benzerlerinden oluşan Rites of Gore, oturup tartışabileceğiniz bir albüm değil. Beyinden çok kasa yatırıp yapmış bir adamla müzakere edemezsiniz; ya hiç bulaşmayacak, ya bir yolunu bulup alaşağı edecek veyahut da tertemiz dayağınızı yiyeceksiniz. Sentient Horror da benzer bir karakterde ve entelektüel bir tartışma zemininde buluşup 2022’de death metalin gidişatını konuşmak gibi bir niyeti olmadığı, daha açılıştaki A Faceless Corpse‘un düşük tempolu girişinde elektrikli testere gitarları yaya yaya çaldıkları riflerden belli oluyor. Son sıradaki Entombed yorumu Supposed to Rot da dahil 43 dakika boyunca CANNIBAL CORPSE, OBITUARY, DEATH, ENTOMBED, MASSACRE, BOLT THROWER gibi gruplardan ilham bulan besteleriyle, indirdikçe indiriyor death metal çekicini.

Grubun iyi bir ritim / groove anlayışı var. Özellikle Swamp Burial gibi orta tempolu veya Descend into Chaos gibi CC etkisinin arttığı bodos parçalarda bardaktaki suyu titreten, eyvah T-Rex geliyor haşmetindeki ritim bölümleri enfes. Gitar/vokal Matt Moliti’nin Corpsegrinder/L.G. Petrov arası vokali de kesinlikle büyük bir artı. Besteciliğe çok diyecek bir şey bulamıyorum zaten. Elemanlar yapmak istedikleri şey doğrultusunda hedefe ulaşan parçalar yazmışlar; hiçbiri bir death metal marşına dönüşmeyecek ilerleyen yıllarda ama kimse de death metal dinlenilen bir ortamda Rites of Gore‘dan bir parça açanı ayıplamaz.

Hal böyle olunca olay biraz da prodüksiyona bakıyor. O tarafta da Massacre ve WOMBBATH gibi isimlerden tanıdığımız Johnny Petterson, Sentient Horror’ı 1980’lerin sonunda fırlamış gibi tınlamasını sağlayan bir işe imza atmış. Eh, mastering işini de bu mevzuların peygamberi Dan Swanö üstlenince kağıdın üzerini çizilip konu kapatılmış. Gitar – davul ikilisinin keskinliği, vokalin müziğin tam ortasına yerleştirilmesi ve varlığını hissettirmeden müziği hacimlendiren bas gitar, Rites of Gore‘u formaldehit oranı yüksek gerçek osdm havasını derin derin solumak için bile iyi bir seçenek haline getiriyor.

Farklı türlerden destek alan, ezoterik death metal ile ilgili problemleriniz varsa veya modern tonlara alışamıyor, testereyle adam kovalayan dayakşör, vahşetperver death metal için yanıp tutuşuyorsanız Rites of Gore çiçek gibi albüm. Defalarca dinlediysem de “death metal bee!” gazı dışında bir şey hissettirmemesi ve favori şarkı seçemiyor olmam akılda kalıcılık veya uzun ömürlülük namına sorunlu olduğuna delalet ama hiçbir anında da sıkıcı, kopyacı ya da samimiyetsiz gelmedi. 2016’da kurulan grup üç senede bir etliye sütlüye karışmadan eli yüzü düzgün albümler çıkarıyor, o yüzden osdm seviyorsanız Sentient Horror’ı atın bence cebinize.

75/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.