Satan – Earth Infernal

Merhaba.

1983’te ilk albümü Court in the Act‘i yayımlayıp NWoBHM akımının bir parçası olan İngiliz heavy metal topluluğu Satan, sürekli dağılıp geri toplandığı için istikrarlı bir kariyer geliştiremedi belki ama 2011’deki birleşmenin ardından yaptığı her albümde yıllanmış şarap analojileri, Benjamin Button şakaları havalarda uçuşur oldu. 1979’da kurulan bir grup olarak en uzun bir arada kalabildikleri dönem bu son 11 sene ve belli ki Satan tarafında taşlar nihayet yerine oturmuş. Geç olsun, güç olmasın sözüne arka çıkmak için Satan’dan daha iyi bir örnek bulmak zor kısacası.

Zeitgeist, yani zamanın ruhu mevzusu nedeniyle kaliteli NWoBHM albümlerinin yaratabileceği etki sınırlı tabii ama 2013’teki Life Sentence, sadece Satan’ın geri dönüşünü kutlamakla kalmayıp elden ayaktan düşmüş gibi görünse de bu türde hala iş olduğunu göstermek adına önemliydi. Sonraki iki albümde aynı kaliteyi koruyamadılar belki ama yine ortalama üzerinde kalmayı başardı dedeler. 2020’lerdeyse Life Sentence‘dakine benzer bir başarı yakalayabileceklerine dair görüşler azımsanmayacak düzeyde, zira geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Earth Infernal ile şimdiden NWoBHM ve kendi adlarına büyük bir zafer kazandılar bile.

68 yaşına merdiven dayayan vokalist Brian Ross, yine 60 civarlarındaki gitaristler Steve Ramsey ve Russ Tippins, 61 yaşındaki davulcu Sean Taylor… Anladınız yani, genç değil bu adamlar. Fakat Ascendancy 40. saniye dolaylarında hızını alıp hareke geçtiğinde yaşın sadece bir sayı olduğu fikrine olan inancınızın artacağına eminim. Zaten 2013’ten beri daha ağır siklet bir prodüksiyon ile bir tık daha sert, daha hızlı takılıyorlardı ama pes sesleri güçlendiren (gerçi biraz daha tok duymak isterdim basları) prodüksiyonun da etkisiyle yüksek tempolu şarkılar yağ gibi akıyor. Konuya aman da NWoBHM dedemler albüm mü yapmış oy yesinler tombik yanaklarınızı gibi bakan önyargılı tayfayı hayli şaşırtacak Ascendancy. Hoş, tüm bunları albümün diğer şarkıları için de söylemek mümkün.

Daha klasik bir NWoBHM ritmiyle açılıp nakaratı dışında tempoyu hiç düşürmeyen Burning Point, düşük tempo perküsyon ve armonik gitarlarla başta insanı terse yatırıp hemen sonra çılgın bir speed metal bestesine dönüşen A Sorrow Unspent, GHOST‘un bir sonraki albüme ilham ararken kullanacağına emin olduğum Luciferic (bu şarkı gerçekten Ghost’un yapmadığı çok iyi bir Ghost şarkısı gibi duyuluyor haha), 80’lerin hemen başından fırlamış gibi duran Poison Elegy ve diğerleriyle birlikte Earth Infernal, bu yıl dinleyeceğiniz en iyi albümlerden biri olmaya aday.

Konsept olarak tanımlanmasa da neredeyse tüm şarkılar küresel ısınma odaklı (albüm ismi de keza). Dünya Covid-19 pandemisi ve her geçen gün daha da sertleşen siyasi çatışmalarla uğraşırken küresel ısınmanın nasıl da bir kenara atılıp unutulduğu üzerine yazılan sözler, hey gidi hey çocuklar bizim zamanımızda şu şöyleydi bu böyleydi, her şey ne biçimdi, gibi dede muhabbetiyle kafa ütülemiyor ve Satan’ın kendini geçerli kılması açısından güncel, uzun yıllar önemini koruyacak konular seçilmesi çok yerinde bir hamle olmuş. Şarkı olarak bence diğer parçaların gerisinde ama kapanıştaki Earth We Bequeth ve özellkle de Twelve Infernal Lords‘a dikkat diyelim bu noktada.

4. sıradaki enstrümantal Mercury’s Shadow, çok iyi açılan (Burning Portrait‘in vites düşüren nakartı hariç) albüme ket vuruyor biraz ve anlamsız geldi bana bu parçayı bu kadar öne koymak. Bunun dışında özellikle sevmediğim veya alışamadığım hiçbir şarkı yok sanırım. Zaten Steve Ramsey ve Russ Tippins ikilisinin melodik gitar paslaşmaları o kadar keyifli ki hiçbir şey için olmasa bile sadece ikisi neler yapacak diye bile dinleniyor her şarkı. Ki demin çok sevmediğimi söylediğim, bence biraz fazla IRON MAIDEN kokan Earth We Bequeth‘de bile bu ikili alev alev. Hele The Blood Ran Deep‘in hızlı yapısı içerisindeki 1:50 – 2:55 arası (klipte farklı tabii) enstrümantal bölümde çıldırıyorlar adeta. Uzun zamandır böyle temiz, net ve ön planda bi hadi gitar çalalım partisyonu dinlememiştim ve bayıldım açıkçası. Sabah akşam har hör metal dinlemekten böyle güzellikleri unutuyoruz bazen galiba.

JUDAS PRIEST ve başka birkaç örnek dışında geçmişin dev gruplarının yeni albümlerini genelde beğenmeyen biri olarak Earth Infernal‘a sene sonu listemde ilk 10’da, hadi bilemedin ilk 20’de mutlaka yer vereceğim gibi görünüyor şimdilik. Kendi içlerinde veya şarkıdan şarkıya tekrar eden beste numalarına başvurmadan, heavy metalin zengin mirasının farklı cevherlerini bir arada kullanıp 40 senelik bir birikimle beaber herhangi bir taraftan korunmaya, savunulmaya ihtiyaç duymayan taş gibi bir albüm yazmış Satan. Sonlara doğru enerjisi, kalitesi zerre düşmüyor ve bu bile grubun 2-3 lokomotif şarkıya abanıp salmadığını görmek adına önemli. Hatta bana sorsanız ben klip için farklı şarkılar seçerdim galiba. Eminim albümde herkesin farklı farklı favorileri olacaktır ki artık böyle albümler çıkmıyor karşımıza pek. Kabul, çıkan her yeni NWoBHM albümünü dinlemiyorum belki ama bunun aralarındaki en iyilerden biri olduğunu söylemenin uzmanlık gerektirmeyeceğine eminim. Satan’ın başarısını görmek (duymak) için sağlam bir çift kulak yeterli.

87/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON da neymiş diye bir bakabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.