Nite – Voices of the Kronian Moon

Merhaba.

Acele etmeme halinin bir karizması var. Rahat olmanın, ağır hareket etmenin stilistik değeri belki coğrafya kaderdir ile belki de çoğunluğun hayatın koşturmacası içerisinde sürekli bir şeylere yetişiyor olmasıyla açıklanabilir. Tabii bu biraz da terapistle konuşulacak mevzular ama ister TRIBULATION gibi gotik ve melankolik, ister MIDNIGHT veya yeni nesil HELLRIPPER, BEWITCHER gibi daha enerjik ve heyecanlı taraftan bakalım, 80’lerin orta temposuna yerleşip sakin sakin NWoBHM melodileri çalarken hırıltılı bir sesle bir şeyler anlatan bir vokali dinlemek, bana o grubun havalı olduğuyla ilgili şeyler düşündürüyor.

2018’de Kaliforniya’da kurulan Amerikalı Nite da bu gruplarla aynı iklimi paylaşıyor. Okült sevdalısı, heavy metalin müzikal tarafıyla black metalin estetik yönünü birleştiren gizemli, karanlık bir müzik üretiyorlar. Son dönemde bu formül epey revaçta ve 2020’de çıkan ilk albüm Darkness Silence Mirror Flame, aman aman ses getiremediyse de Season of Mist gibi bir devle anlaşmalarını sağladı. Ben hem old school hadisesinin kör göze parmak seviyesinde kullanımından hem de yaratıcılıktan uzak, eveleyip geveleyen bestecilik yüzünden sevememiştim ama Nite’ın büyük bir şirketin yönlendirmesiyle neler yapabileceğini merak ediyordum. Haliyle posta kutumda Voices of the Kronian Moon‘u görünce biraz kurcalayayım dedim.

Elimizde NWoBHM etkisi altında, olabildiğince direkt bir bestecilikle şarkılar arasındaki geçişleri bile fark ettirmemeye çalışan, süresi içerisinde belirli bir duygu duruma sokup son saniyesine kadar orada tutmaya çalışan bir albüm var. Önceden şarkı sürelerine ve albüm uzunluğuna getirdiğim eleştiriyi geri alabilirim, çünkü 36-37 dakikalık süresi ideale yakın ve profesyonel yönlendirmelerle besteler doğru yerlerden törpülenmiş, daha derli toplu görünüyorlar. Benzer yapılarda olmaları, stabil denilebilecek tempo, analog kayıt ve karanlık vokal ile birleşince baştan sona bütünlüğe sahip.

İlk birkaç dinlemede bu atmosfer becerisini takdir ettiysem de aslında ilerleyen dinlemelerde bu doğrusal tutum ve sabit baskı kurma amacı, fazla gelmeye başladı. İlk parçada duyduğum şeylerin yedi parça boyunca üç aşağı beş yukarı tekrarlanacağını bilmenin dinleme isteğimi baltaladığını fark ettim. Bir-iki lokomotif parçadan yürümek yerine bütüncül bir iş yapmak istemiş Nite; özellikle gitarda kaliteli bir işçilikle bunu da başarmış ama hiçbir şekilde bir yükselip alçalma yaşatmayan, sabit bir albüm yaptıkları için ömrü de kısa olacak gibi görünüyor benim nezdimde. Yavaş, melodik köprülere odaklanan şarkılar kapanışa doğru soloyla birlikte biraz yükseliyormuş gibi hissettirse de her biri aynı şeyi yaşatınca havada kalıyor o suni yükselme durumu.

Thorns veya Edge of the Night gibi şarkı yazımında ufak değişimlerle bir kımıldanma yaşattığı anlar bulunmakla birlikte albüm boyu sürecek bir heyecan yaratmayı başaramamışlar. Scott Hoffman ve Van Labrakis ikilisi, NWoBHM denilince aklına sadece IRON MAIDEN gelen müzisyenlerin yerine spektrumu geniş tutarak (mesela şu Edge of the Night bayağı THIN LIZZY gibi duyuluyor) biraz olsun çeşitlilik gözetmeye çalışmışlar ve haklarını teslim etmeliyim ki Nite’ın itici gücü olarak dinleme süremi uzatmayı başardılar. Gitarda iyi bir iş çıkaran Van Labrakis’in vokalleri ise büyüyü ilk bozan, beni ilk sıkan enstrüman oldu; her kelimenin sonunu aynı şekilde vurgulamasından tutun da albüm boyunca oturduğu karanlık, örümcek ağlı bir odada kendi kendine söylenen yaşlı bir yaşayan ölü ruhsuzluğundaki performansına kadar her şeyiyle çok hızlı baydı beni. Gecenin çocuğusun anladık ama bu ne ruhsuzluk be kardeşim.

Nite’ın gelişme gösterdiği ortada ve özellikle gitar odaklı, gece yarısı rock/metali besteciliğinde bütüncül işler çıkarabildiklerini ispatladılar şimdiden. Fikirleri elekten geçirme konusunda da ilk albüme kıyasla 10 dakikaya yakın bir kısalmaya giderek çoğunluğun eleştirisini dinlemeleri de olumlu. Ne var ki hala olduğundan daha uzun hissettiren monoton ve tekdüze bir müzik yapıyorlar; bu da onları yazının başında isimlerini saydığım diğer isimlerin gerisine itiyor. Umut vadetse de vasat bir grup olduklarına dair fikirlerimi değiştiremedi Voices of the Kronian Moon. Başka bir baharda tekrar görüşeceğiz Nite.

67/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.