Abbath – Dread Reaver

Merhaba.

Annenizin görüşmenizi pek istemediği amcanız gibi birisi Abbath (çünkü genelde baba tarafında olur böyle akrabalar). Bazen insanı düşündüren derin ve önemli cümleler kurarken bazen de ne diyor bu değişik tepkilerine yol açan, günü gününü tutmayan, mahallede herkesin tanıyıp sevdiği ama çok da sallamadığı bir karakter. Zamanında savaşa mı gitmiş, belediye ilk kurulduğunda bir hayrı mı dokunmuş artık ne yaptıysa kimse bir şey de diyemiyor kolay kolay.

Bu hayatta sadece Abbath’ın yapabileceği seviyede bazı saçmalıklar var. Mesela sahneye, sahenin yan tarafındaki bayırdan aşağı, elinde gitarla koşarak çıkmayı istemek gibi. Tabii ki gitarın ağırlığı dengeni bozacak, tabii ki sen ivmelendikçe dengeni korumayıp yuvarlanacaksın; hiç mi düşenemedin be adam diyeceğim ama Abbath’ın düşündüğü anların toplamı kaç dakika ediyor ki zaten? Mesela bir başka Abbath’a özgü saçmalık da 2022 albümü Dread Reaver’da vuku buldu: Kim dünyaca meşhur bir grubun en bilindik parçalarından birinin cover versiyonunu 9 parçalık albümünün 7. sırasına koyar? Eskiden bu soruya hiç kimse diyorduk ama artık Abbath diyeceğiz.

Promo pakedinde sadece Abbath fotoğrafları olup bir tane bile diğer elemanların fotoğrafı bulunmaması… Anladık abi ya, tamam.

Dread Reaver‘ı ciddiye alamayışımın en büyük nedenlerinden biri bu. Kimse kusura bakmasın ama 7. sırada METALLICA‘dan Trapped Under Ice‘ın yer aldığı bir albümde nasıl tekrar konsantre olup 8. ve 9. parçaları dinleyebilirim ki? Hayır bir de şarkı albümün anlatısına, atmosferine bir şey katıyor olur, ne bileyim eritip kendi eserine katmışsındır ve ben de çıkar vay be insanlar senelerdir bildiğimiz şarkıyı alıp ne hale getirmiş diye coşarım ama öyle de değil, dümdüz çalmışlar. Hal böyle olunca da soyunma odasında golü yiyip 1-0 geride başladı Dread Reaver bende. O noktadan sonra da toparlanıp maçı çeviremedi maalesef.

Outstrider‘da yine biraz daha tutkulu, IMMORTAL‘da Demonaz ve Horgh enfes bir iş çıkardığı için istekli, gaz bir Abbath vardı ve her ne kadar albüm bazında öyle aman aman bir iş çıkmasa da birkaç parçasıyla hafızama yerleşmeyi başarmıştı ama Dread Reaver, şakanın kaka olmaya başladığı, Abbath’a tahammülümün giderek azaldığını fark ettiğim albüm oldu. Metal basını kisvesi altında şirketlerin taşeronluğunu yapan, yarın bir gün karşı karşıya gelme ihtimali bulunduğu için büyük figürlere karşı ağzını pek açamayan mecraların (çoğunlukla yabancı ortamlardan bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın) ittirmesiyle bile bir yere varamayacak gibi geliyor bu sefer, çünkü Dread Reaver gerçekten zayıf bir albüm.

Immortal’ın hız, vahşilik ve barbarlık tarafını simgeleyen Demonaz’ın aksine Abbath her zaman thrash vari ritimler ve melodik yönünü temsil ediyordu. Pure Holocoust, Battles in the North gibi albümlerdeki o karakteri, yaş veya yaratıcılık gibi faktörlerden bağımsız olarak da Abbath müziğinde görmemiz pek mümkün değil yani. Bu gerçeği önceki iki Abbath albümünde de gördük ve kabul ettik. Kurduğu yeni grubun ismiyle, albüm kapaklarına kendi suratını koymasıyla, gülünç personasını artık hiç çekinmeden, doyasıya sergilemesiyle de kendi çöplüğünde gönlünce takılacağını açıkça belli etti. Yine de insan bu korkunç kapağa, basit ve neredeyse ana akıma yanlayan besteciliğe, heavy metal / blackened thrash arasında gidip gelen parçalardaki pop unsurlara ve kariyerinin büyük bir bölümünü tanımlayan kış temasından uzaklaşmasına anlam vermekte zorlanıyor.

Çoğunluğu orta tempolu, melodik ve nakarat odaklı parçalardan oluşuyor Dread Reaver. Miks sorumluluğunu da üstlenen Abbath, heavy metal seviyesinde bir iş çıkarıp prodüksiyon tarafında olabildiğince epik kalmaya çalışmış. Davullar önde ve olabildiğince gürültücü. Diğer her şey ise Mia Wallace’ın bas duvarının arkasında kaotik bir keşmekeş halinde. Zaten bas da gürültü olsun diye orada gibi, çünkü ne yaptığı anlaşılmıyor pek. Toplama bakınca aslında olduğundan daha büyük görünmeye çalışan bir prodüksiyon denenmiş. Yorucu ve ayrıştırması zor bir albüm Dread Reaver. Özellikle sololar uzay boşluğuna gidiyor. Paldır küldür kayıt yüzünden ilk bir-iki dinlemede en azından akış anlamında bir etki bırakabiliyor ama tekrarlı dinlemelerin sonunda daha önce çok daha kaliteli hallerini dinlediğimiz fikirlerin ucuz kopyalarının ne kadar çabuk bayatlayabildiğini fark edeceksinizdir. Tam dozunda ve hep güvenli sularda kalan black metal yönü sayesinde bazı dinleyiciler ve mecralar tarafından ortalama üstü bulunacağına ve Abbath’ı en azından bir süre daha ekstrem metal dünyasında geçerli bir figür kılacağına eminim ama dört-beş defa dinledikten sonra ben neden şu an bunu dinliyorum, diye düşünüp durmaktan albüme konsantre olamamaya başladım.

Scarred Core gibi parçalardaki korkunç vokal tercihleri, The Deep Unbound‘un efektli ana gitarları (bu şarkının altyapısının ne kadar Demonaz sonrası Immortal olduğuna şaşıracaksınız) dışında bestecilik ve kurgu tarafında akıcı, devamlılık hissine sahip bir albüm Dread Reaver ve bu açıdan hakkını vermek gerek. Trapped Under Ice dışında her şarkı üç aşağı beş yukarı benzer motiflere sahip ve birbirinden beslenerek bir bütünlük hissi yaratıyor. Bu arada Trapped Under Ice ve albüm genelinde (Myrmidon parçası mesela) Abbath’ın MOTÖRHEAD – Lemmy vokallerini sevdiğimi söylemem lazım. Zaten çok az şeyi sevebildim, onları da hızlı hızlı sıralayım bari.

Abbath kendini ve black metali ciddiye almıyor olabilir ki bunda hiçbir günah görmüyorum. Aksine, bu kadar ciddi, trve / kvlt takılan insanın ortasında şaklaban gibi gezinmek cesaret ister. Bu açıdan kendisini kesinlikle çok takdir ediyorum. Ne var ki o gülüp eğleniyor diye ben eserlerine yaklaşımımda ciddiyeti elden bırakacak değilim. Bir yöntem buldu ve kendini geçerli kılmak, para kazanmak, şöhretini korumak için onun peşinde koşuyor 2015’ten beri; fakat galiba ben artık Abbath’ın peşinde koşmak istemiyorum. Her gün onlarca albüm çıkıyor ve geniş perspektifli bir metalci için zaman, eksisinden de kıymetli. Acid Haze‘in patlayıcılığı, Myrmidon‘un tam set metal zırhla motorsiklet süren halleri sayesinde sabrettim buna ama eğer bir sonraki albümünde daha düzgün bir şeylerle karşımıza çıkmazsa bu herhalde son Abbath yazım olur.

60/100

ya bu nedir hshaha

Metalperver’de olan bitenden memnunsanız aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’a göz atarak bana destek olabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.