Worm – Foreverglade

Merhaba.

2012 yılında, Florida’nın bataklık sularında yeni bir sürüngen belirmiş ve önce black metal demolarıyla üzerindeki kara lekeleri, çamuru temizledikten sonra tüm ihtişamını gözler önüne sererek etrafa ölüm ve felaket saçmaya başlamıştı. Worm adındaki bu death/doom canavarı, geçtiğimiz yılın sön döneminde bir kez daha habis tohumunu masum insanların zihinlerine yerleştirip sinsice beklemeye çekilmişti. Aradan yaklaşık beş ay kadar geçti; o tohum yavaş yavaş benliğimi ele geçirirken çaresizce Foreverglade batağından kurtulmanın yollarını arıyorum hala. Kaçın, kurtarın kendinizi!

Ekim sonunda çıkan Foreverglade‘i sene sonu telaşı yüzünden biraz görmezden geldiğimi itiraf etmeliyim; fakat Aralık ortası gibi tekrar dinlemeye başlayıp bir türlü bırakamadığımı da rahatça söyleyebilirim. Zamanlama nedeniyle yıl sonu listeme alamadım belki ama ben bugün burada öv ha öv Foreverglade konuşacağım arkadaş. Sırtını 90’ların karanlık, kasvetli prodüksiyon/atmosfer anlayışına yaslayan, zaman zaman MY DYING BRIDE‘ın ilk günlerindeki death metal ağırlıklı dönemi hatırlatan, DEATH vari bir gitar tonu ve soloculukla durduk yere akıl alan (Subaqueous Funeral), anca EVOKEN gibi türün devleriyle karşılaştırılabilecek bir funeral doom tarzını benimsemiş gitar/klavye birlikteliğiyle coşan, dISEMBOWELMENT‘tan ilham almış vokalleriyle insanı boğan, harika kere harika bir albüm Foreverglade.

Funeral doom ve death/doom tarzının algısı biraz bozuldu aslına bakarsanız. Özellikle 2000 sonrası ortaya çıkan kimi grupların death/doom türüne getirdikleri ekstra melodi ve kırılganlık, aslında bu müziğin ne kadar sert ve yıkıcı olduğunu unutturdu yeni dinleyicilere. Halbuki 90’larda bu müziğe gönül verenler, bir yandan saçkıran, kurdeşen ve egzamayı aynı anda yaşarlarken bir yandan da çılgın gibi death metal yapıyorlardı. Worm da bu anlayışı benimseyerek merceği 90’lara tutmuş ve bu sayede gönlümde apayrı bir yer edinmiş durumda.

Death/doom denilince aklına SWALLOW THE SUN, DAYLIGHT DIES, OCTOBER TIDE gibi isimler gelenler yanlış yerdeler, çünkü Worm’un death/doom metali öyle kadifelere sarılıp mum ışığında şarap yudumlayan türden değil. Bir nöbet/kriz süreci içerisinde etraftaki her şeyi parçalıyor Worm. Sanki büyük bir acı, korkunç bir yıkım yaşanmış da onun ızdırabıyla kendini kaybetmiş, geride ne kaldıysa onları da ağır, güçlü darbelerle yok etmek istiyor gibi bir hali var. Özellikle ilk Evoken albümü Embrace the Emptiness‘i referans göstereceğim; Chuck Schuldiner rehberliğindeki gitar soloları gibi, ender gelişen Osasuna atakları tadındaki minik black metal anları (Empire of the Necromancers‘ın orta bölümü mesela) gibi hiç alakası olmayan tarafları da var ama hem beste hem karakter bakımından Embrace the Emptiness ile çok benzeşiyor Foreverglade.

Aslında burada biraz albüm gazından çıkıp ara sıra diğer 20 Buck Spin işlerini incelerken değindiğim bir konuya girmek istiyorum. 20 Buck Spin’in son 15 yılda Kuzey Amerika piyasasında nasıl dev bir güç haline geldiği ve ekstrem/yeraltı metali için ne kadar önemli olduğu ortada. Bununla birlikte bu çatının altındaki her albümü yutmaya hazır, kimse kusura bakmasın ama ne yazık ki biraz cahil bir tayfa var ve bazen o kadar baştan savma veya remix tadında işler baş tacı ediliyor ki, artık bir albümün üzerinde 20 Buck Spin etiketi görünce temkinli yaklaşıyorum. Old school ateşi yansın, retro gazıyla o ateş iyice harlansın tabii ama 20 Buck Spin bazen yeni, genç grupları 90’lardan bir şeylere benzetmeye çalışıp önümüze koyuyor ve 90’ları bilmeyen yeni dinleyiciler de vay anasını bu ne kadar muhteşem ve orjinal bir şey diye kendinden geçiyor.

Worm’u neden bir EVOKEN / THERGOTHON kopyası olarak değerlendirmediğim ve itin ardına sokmadığım meselesiyse müzikten aldığım samimiyet ve bu grupların yaptıklarının üzerine bir şeyler ekleyebilmesiyle ilgili biraz. Worm, pazarlandığı gibi bir funeral doom metal grubu değil pek ve death/doom tarafının yanı sıra bu iki türde abes duracak teknik gitar sololarına da sahip. E geçmişe bakınca da tek kişilik black metal projesi olarak görüyoruz Worm’u. Hatta şu yukarıdaki grup fotoğrafı bile black metal / doom arası bir yerde diyebiliriz. Yani belli ki grubun ne yapmak istediğine dair kafası çok net değil ve gönüllerine göre takılıyorlar. Bu da yaptıkları müzikte niyetin kötü olmadığını kanıtlıyor benim için. Bazı grupları ve müzisyenleri çok sevip onlar gibi müzik yapmayı istemek kadar doğal bir şey olamaz zira.

Tekrar albüme dönecek olursak miks & mastering tarafında daha önce Evoken ile de çalışmış Stephen DeAcutis harika bir iş çıkarmış. Düşük tonları, derin vokali ve boğuk davulu o kadar net duyuruyor ki her bir vuruş beynine işliyor insanın. Tabii beste sağlam olacak ki prodüksiyon işe yarasın; Phantomslaughter ve Nihilistic Manifesto ikilisinin melodisi varla yok arası, tam kıvamındaki gitarları sürüklüyor aslında albümü. Tiz sololar ile pes rifler arasındaki tezat, nadir kullanılıp cehennem sıcağında hafif bir esinti hissi veren armonik pasajlar ve Murk Above the Dark Moor‘un sonundaki gibi şov bölümlerle hem akılda kalıcı hem de ezici bir performans sergilemişler. Her şeyi birbirine tutturan klavyeyse camı açıp 90’lar diye bağırma isteği uyandırıyor bazen. Özellikle Empire of the Necromancers‘ın 1:30 civarındaki klavyenin tonu yüzünden ya çoktan çıldırdım farkında değilim, ya da çok az kaldı delirmeme.

Velhasıl 2021’in en iyi albümlerinden biri Foreverglade‘di benim için ama bunun farkına geç vardım maalesef. Worm’un şimdiye kadar yaptığı açık ara en iyi albüm olmasının yanında death/doom metal adına da büyük bir zafer Foreverglade. Zerre orjinal değil belki ama asla umrumda olmadı, çünkü çok sağlam bir işçilik çıkarmış Worm. Sıkı bir funeral veya death/doom metal hayranının da buna takılacağını düşünmüyorum hiç.

88/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğme üzerinden PATREON’a gidip bir bakın bakalım neymiş:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Worm – Foreverglade

  • 22 Mart 2022 tarihinde, saat 16:26
    Permalink

    İsveç mi yoksa florida mı Death Metal ‘e 1 numara diye soranlara kendi naçizane fikrimi belirtmek ve kesssinnlikkkllleee Florida demekten her zaman gurur duyuyorum 🤘🏻

    Yanıtla
  • 28 Mart 2022 tarihinde, saat 13:04
    Permalink

    Death etkileşimli muhteşem sololarla soslu puslu atmosferinde üşüten doom/death metal mi? Vay babam bu ne güzel bir karışım! Önceki işlerini bilmiyorum ama bunu çok beğendim. Yıl sonu listeme ben de almadım yeni dinlediğim için ama üst sıralara yazardım kesinlikle.
    Kritik güzel olmuş, kalemine sağlık. O Evoken’a da bakayım bir ara.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.