Sepulchral – From Beyond the Burial Mound

Merhaba.

Gecenin sisi mezarlığın üzerine çöktüğünde bekçi bile küreğini saklayıp kulübesine çekilir; bilir ki ay tepede parıldarken soğuk taşlar sisten görünmez olduğunda, gündüz vakti yaşayanların gözyaşlarıyla sulanan toprağın hareketlenme, altında yatan huzursuz ve habis varlıklar için yürüyüşe geçme vakti gelmiştir!

Klişe, tabiatı itibariyle sıkıcı olmaya müsait belki ama bazen de klişenin doğasını kurcalayıp neden klişeye dönüşecek kadar çok başvurulduğunu irdelemek gerek. Bugün binlerce yeni müzisyen death metalin klasik dönemine öykünüyor ve 90’lar ruhundan bir parça koparmaya çalışıyorsa belki de bugünün modern death metal anlayışı o kadar cazip gelmiyordur gençlere, olamaz mı? Günümüz grupları arasında DISMEMBER, ENTOMBED veya ASPHYX gibi örnek alabilecekleri, rehber edinebilecekleri bir grup bulmakta zorlanıyorlardır belki de… Tabii yaratıcı veya yetenekli olmadıkları, klişenin güvenli kollarına sarılmak kolaylarına geldiği için osdm etiketinin altına yerleşmeyi tercih ettikleri ihtimalini gözardı etmeyelim yine de.

İspanyol Sepulchral, iki demo ve 2019’da yayımladığı bir EP sonrasında ilk albümü From Beyond the Burial Mound‘u geçtiğimiz hafta ortamlara salan yeni bir topluluk. 2016’da kurulmuşlar ve yukarıda bahsettiğim üç grubun etrafında şekillenen bir death metal anlayışı benimseyip testere gitarları 2/4 davullarla birleştirerek 90’lar mezarlık bekçisi ölüm metalini günümüze taşımaya çalışıyorlar. Formülü belli ve görece basit olan bu müzikte yanlış yapmak çok zor ve Sepulchral da kaydından vokaline, davulundan riflerine kadar her şeyi kuralına, kitabına uydurarak ölüleri diriltiyor. Diriltiyor diriltmesine de, ölüye de biraz saygınız olsun be kardeşim!

İşin aslı, türü sevenler için eğlenceli ve zahmetsiz bir albüm yapmış Sepulchral. Orta/yüksek tempoda, iyi bir prodüksiyona sahip standart death metal / death’n’roll besteler, d-beat seven tüm ölüm metalcilerini oyalacaktır bir süre. Benim derdim ise “Bu müziği dinlemek istiyorsam neden Sepulchral’dan dinleyeyim?” sorusuna bir cevap bulamamam albüm içerisinde. Hem gitar hem de davuldan sorumlu Gorka Pérez, gösterişsiz gitarlarını daha da gösterişsiz bir davulculukla birleştirip albümdeki besteciliği klişe kuyusunun nemli, yosun tutmuş dibine gönderiyor. Bas-vokal sorumlusu Dusk, yeterince net duyulabilen bas gitarıyla bir nebze olsun fark yaratsa da ana vokalist olan son eleman Gaueko, monoton vokaliyle albümün tekdüze sınırının ötesine geçmeyeceğinden emin olmak istemiş gibi. Sanki her parçanın kendine ait bir hikayesi, söyleyecek sözü varmış gibi 11 şarkı ile 40 dakikayı zorlayan çalma süresi de yardımcı olmuyor. Aksine, zaten daha 3. şarkıdan tekrara düşen bestelerin ne kadar sert düştüğünü ağır çekimde tekrar tekrar oynatıp gözümüze sokuyor.

Sepulchral Flames (bas çok keyifli ve önde bu parçada) veya Eyes Like Burning Catacombs gibi yüksek tempolu veya melodi parçacıklarına sahip şarkılarda grubun potansiyeline dair ipuçları yakalanabilir bence ama genel resme bakınca Sepulchral’ın daha çok ekmek yemesi gerektiğini düşünüyorum. İyi bir yerden başlayıp old school diye çıldıran tayfayı kendine çekmeyi başardı/başaracak belki ama bir sonraki albüm de bu kadar yaratıcılıktan uzak ve güvenli olursa kaybolur giderler bence. Uzun süredir Entombed, Dismember vs. dinlemediyseniz ve bir sebepten bu gruplara erişemiyorsanız From Beyond the Burial Mound ikame olabilir ama öyle bile olsa, kısa zamanda albenisini kaybedeceğine eminim.

60/100


Metalperver’e destek olmak için PATREON’da aramıza katılabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.