Thy Catafalque – Vadak

Merhaba.

Senenin son (ve aslında ilk) günlerinde piyasa doğal olarak hayli durgun ve bu dönem, yıl içerisinde yeterince vakit ayıramadığımız albümlere geri dönmek için iyi bir fırsat sunuyor. Macar müzisyen Tamás Kátai’nin tek kişilik projesi Thy Catafalque da 2021’de yeni albüm yayımlayan önemli isimlerden biriydi ve zamanında Vadak‘a yeteri kadar zaman ayıramadığım için incelemeyi sallamıştım. Fırsat bu fırsat diyerek birkaç gündür tekrar çeviriyorum Vadak‘ı ve üzerine konuşacak yeni şeyler çıkıyor her dinlemede.

Her şeyden önce eğer daha önce hiç Thy Catafalque dinlemediyseniz bu müziğin tek kişinin elinden çıkma olduğuna inanmakta hayli zorlanacağınızı söylemem gerek. Kabul, albüm başına ortalama 10 civarı konuk müzisyen eşlik ediyor genelde kendisine ama albümlerin iskeletini, bestelerin omurgalarını oluşturan müzisyen sayısı sadece 1 ve o da gitardan basa, vokalden klavyeye ve bilgisayar eklentilerine kadar her şeyiyle tek başına kurguluyor Thy Catafalque müziğini ama zannedersiniz ki bir kolektif, şöyle iki gitarlı, küçük bir orkestralı dev bir kadro var arkada. Yani bu öyle 7 dakikada toplam üç nota basıp insana uzaklara baktırmalı, yastıkla boğulmuş prodüksiyonlu tek kişilik projelerden değil.

Avangart sevdalısı bir müzisyen olarak her albümünde (Vadak ile 10 etti) farklı bir şeyler sunmayı hedefleyen, diskografisinde çizgisel bir bütünlük yaratmaktansa tekil, özgün ama akılda kalıcı tecrübeler yaratmaya çalışan bir proje Thy Catafalque. Vadak‘ta kendisine saksafon, düdük, keman, trombon, dümbek gibi çeşit çeşit enstrümanıyla eşlik eden kalabalık konuk müzisyen kadrosu ve dört de ayrı vokalist (Tamás Kátai’yı da sayınca etti 5!) ile yine dolu dolu ve avangart kelimesinin hakkını veriyor. Bu kadar vokaliste rağmen neredeyse enstrümantal hissettiriyor Vadak ki bu da albümün pek çok ilginçliğinden sadece biri.

Albümde yalnızca iki parçada yer alan brutal/scream arası vokal ve blast-beat davullar (diğeri de Vadak (Az átváltozás rítusai)), açılıştaki Szarvas parçasında sıcak bir biçimde karşılıyor dinleyiciyi. Cayır cayır metal arayan dinleyici ilerleyen parçalarda aradığını bulamayabilir ve avangart etiketini görüp çeşitli abukluklar bekleyenler için ise fazla metal gelebilir Szarvas. Bu açıdan bakınca albümün karakterini doğru yansıtmadığı için insanları yanlış yönlendirebilir ama ben pek takılamadım bu tercihe aslına bakarsanız. Albüm boyunca arada sert bir post-rock grubu tadında, hatta bazen thrash ve death sularında takılınıyor ama yine de ben olsam bam-güm metal dinlemek istediğimde Vadak‘ı tercih etmezdim; o kadarını söyleyeyim en azından.

Vadak‘ın ruhunu oluşturan ise aslında daha çok A kupolaváros titka gibi parçalar. Özellikle orta bölümündeki saksafon ve blues etkili gitarlarıyla öne çıkan enstrümantal bir parça A kupolaváros titka ve sadece üç dakika sürmesine rağmen Thy Catafalque’ın ruhunu, müzikal karakterini enfes yansıtıyor. Gömböc ise bu karakteri metal ile nasıl birleştirdiğini deneyimlemek adına bence albümün en iyilerinden biri. Elektronika, folk, progresif ve death metal, Tamás Kátai perspektifinde çeşitli avangartlık katmanlarıyla birleşip yeni bir manzara sunuyor. Her şarkısında, her albümünde savunamam bu adamı belki ama zihninde uçuşan bağımsız fikirleri birbirine doğru şekilde bağladığında hakikaten enfes şeyler çıkıyor ortaya. Gömböc de onlardan biri. İlk yarısı ciddi ciddi thrash temposunda ve gitarlarında akan Az energiamegmaradás törvénye de 4. dakikasından sonra düpedüz ambient olsa da insana ne oluyoruz ya dedirtmiyor. Bu iki parça da Tamás Kátai müziğini anlamak adına önemli ve kıymetli bence.

Öte yandan Tamás Kátai’nin başına buyruk halleri, sıklıkla Thy Catafalque albümlerinin belirli bir eşikte tıkanmasına neden oluyor ve Vadak için de benzer bir durumdan söz edilebilir. Yayvan, varmak istediği yere ilerlerken hiç acele etmeyen bir besteciliği var ve Móló gibi çoğunlukla yüksek tempoda seyreden parçalar bile bitmek bilmeyebiliyor bazen. Tematik açıdan birbirine bağlı ve hatta melodik açıdan da tekrar kullanım sayesinde bağlayıcı bir besteciliği var, eyvallah ama sırf üç önceki parçanın bir yerinde kullandığı melodiyi tekrar verip albümün bütünselliğini kuvvetlendireceğim derken dakikalarca oradan oraya sekmesi bana çok iyi gelmiyor. Hoş, 2 disk ve A yüzü / B yüzü şeklinde ayırmış Tamás Kátai Vadak‘ı ve bu satıları okuduktan sonra “E toprağım ben ayırdım onları o kadar, sen ne diye aç gibi hepsini arka arkaya dinliyorsun?” diye sitem edebilir tabii. Belki de ayrılmış bölümleri kendi içlerinde değerlendirmeli, ayrı ayrı dinlemeli gerçekten de Vadak‘ı.

Sınır zorlayan, ufuk açan parçalara denk gelmediysem de bu daha çok Thy Catafalque avangartlığına alışmakla ilgili galiba. Yoksa death metalden post-rock’a uzanan bir skaladaki gitar riflerinin hiçbir zaman çıplak bırakılmayıp mutlaka ama mutlaka saksafon, keman veya birden fazla vokal ile armonize edilmesi bile geleneksel metal dinleyicisi için kafa karıştırıcı olacaktır. Tabii bir de arada Martina Veronika Horváth’ın (birkaç şarkıda daha var kendisi) vokalleriyle öne çıkan, bütünüyle folk havasında geçen, Vadak için bile atipik Köszöntsd a hajnalt gibi parçalar var. Yani ritim tarafı kuvvetli ve satır aralarında birkaç defa metal dedim diye Thy Catafalque Thy Catafalque olmayı bıraktı sanılmasın. Yine türlü abuklukla karşımızda Tamás Kátai, sağ olsun.

Bir albümünü öncekiyle kıyaslamanın kolay olmadığı için bundan sonra ne yapacağını kestirmek de çok zor ama Thy Catafalque senelerdir kendine has bir müzik yapıp ciddi de bir kitle edinmiş halde, yoluna devam ediyor. 23 sene ve 10 albüm süresince henüz yaşamadıysanız Vadak sayesinde bir epifani yaşayabilir ve bu özel Macar müzisyenin dünyasına adım atabilirsiniz. Bir sonraki virajı tahmin etmeye çalışmadan, biraz daha kontrolü karşıya vermeyi kabullenmek ve açık fikir olmak gerekiyor, hepsi bu.

85/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.