Lock Up – The Dregs of Hades

Merhaba.

Ölülere hükmeden yeraltı tanrısı Hades ile Cthulhu’yu aynı görselde göreceğimi sanmazdım ama benzer bir şekilde bir albümde vokallerde hem Tomas Lindberg hem Kevin Sharp’ı duymayı da beklemiyordum. Süper grupların şahı Lock Up, ezber bozmaya devam ediyor, diyerek başlayalım o halde.

1998’de Shane Embury (NAPALM DEATH) tarafından kurulan Lock Up, kadrosunda efsanevi isimler barındırmış ve barındırmaya da devam eden bir grindcore / death metal topluluğu. En son 2017’deki Demonization ile kulaklara bayram ettiren grup, 20+ yıllık varlığındaki 5. albüm The Dregs of Hades‘de yenilenmiş bir kadroyla çıkıyor sahaya. En sevdiğim davulculardan biri olmasının dışında kuruluşundan beri Lock Up’da baget salladığı için kıymeti de kendisi gibi büyük Nicholas Barker’ın (DIMMU BORGIR, BRUJERIA ve onlarca grup daha) ayrılığı ne kadar üzücü olsa da yerine ağız sulandıran bir özgeçmişe sahip (MISERY INDEX, SCOUR, PIG DESTROYER) Adam Jarvis geldi. 2021’in en aktif metal neferleri sıralamasında en üst sıralarda takılan Tomas Lindberg ise 2002-2014 arasında yer aldığı gruba 2. vokalist olarak tekrar dahil oldu ve bu, en azından kağıt üzerinde, hayli heyecan verici bir olay, Hate Breeds Suffering‘de yaptıkları hala kulaklarımızda yankılanıyor zira.

Bununla birlikte Tomas Lindberg’in çiğ, pütürlü, granüllü, kirli Martini tadındaki vokallerinin maalesef yaşını göstermeye başladığını düşündüğüm için hadi hayırlısı, gibi bir noktadaydım albüm öncesinde. Tomas’ın o yırtıcı vokali artık beni salın abi ben iyi değilim, diyor. Bunu AT THE GATES albümünde de THE LURKING FEAR‘da da hissetmeye başladık yavaştan; Lock Up’da da benzer bir hacimsizlik ve zayıflama durumu var ne yazık ki ve işin aslı, artık bu evrenin patronu Kevin Sharp. Lock Up müziğine onun acımasız brutalini daha çok yakıştırdığımı fark ettim The Dregs of Hades‘i dinlerken.

Crust-punk, grindcore ve eski kafa death metal cenahında Lock Up müziğinde eleştirecek hiçbir şey yok neredeyse. Ekstrem metali şekillendiren adamlar bunlar; kendi tariflerine sadık kalarak, en iyi bildikleri pişirme yöntemleriyle önümüze asla eskimeyecek lezzetler koymaya devam ediyorlar ve vay onu niye o şekil yapmadınız, bunu niye bu tarz şey etmediniz diyecek durumda değiliz pek. Detaylara, oradalardaki tercih farklarına bakalım.

En önemli değişiklik Tomas Lindberg tabii. Aşırı anlamsız ve gereksiz bulduğum atmosferik açılış Death Itself, Brother of Sleep‘in ardından ilk single Hell Will Plague the Ruins‘in ilk dizelerinde duyuyoruz ustayı. Top tüfek saldıran albümün girişine 1:40 uzunluğunda ve alakasız bir girizgah ne mana, çözemedim hiç. Şarkıya dönecek olursak yeni dönem ATG işlerine de biraz benziyor belli kısımları; dinleyiciye Tompa’yı yeniden takdim etmek için uygun bir şarkı. Tompa’nın vokali biraz zayıf kalsa da o düşünülerek yazılmış kısımlarda etkisini gösteriyor tabii. Ancak grup vitesi beşe takıp roketlediğinde iyice cılız kalıyor. Belki de Kevin Sharp’ın büyükbaş vokalleri yüzünden bu kadar yetersiz geliyordur kulağıma, bilemiyorum ama bir-iki şarkıda konuk olup pisti Kevin’a bıraksa çok daha hayırlı olurmuş. Bir gün bunu söyleyeceğimi düşünmezdim ama albümün sikletinden, ağırlığından kaybettiriyor Tompa.

Kevin Sharp ise tam bir azman ve Dark Force of Convinction‘ın girişindeki çığlığında, Tompa’yla üst üste binen, atışma halindeki vokallerinde rahatça ele geçiriyor müziği. Shane Embury – Anton Reisegenner ikilisine emanet telli enstrümanlar Black Illumination‘da ritme, Death Legion‘da death metale, Nameless Death‘te patlayıcı bir 90’lar grindcore gürültücülüğüne (albümün en old school şarkısı) odaklanırken Kevin Sharp da doğru anlarda ortaya çıkıp stereoid basıyor şarkılara. Adam Jarvis ise Lock Up’ın sınırlarını genişletmiş desek yeridir. Zaten ekstrem metal davulculuğunda hız limiti tanımayan, yüksek hızda kontrolü kaybetmediğini defalarca kanıtlamış bir müzisyen Jarvis. Nameless Death, Ashes (o nasıl bir giriş zaten hayvan evladı) ve NEUROSIS gibi isimleri anımsatan, diğer parçalara nazaran hayli farklı bir karaktere sahip enfes kapanış Crucifixion of Distorted Existence”ın orta temposundaki hakimiyeti, Nicholas Barker’ı aratmayacağını gösteriyor.

The Dregs of Hades, bir daha asla dinleyeceğimi düşünmediğim açılışı haricinde yaklaşık 37 dakika boyunca inkilap kılıcıyla yobaz kovalayan Atatürk gibi yardırıyor. Tompa’nın zayıf bulduğum vokalleri dışında eksiksiz bir iş. Zaten bu kadronun uykusunda sayıkladıklarını kaydetsen benim diyen grubu cebinden çıkarır. Ekstrem metalin bahsi geçen türleriyle haşır neşir tüm metalperverlere şiddetle tavsiye.

85/100


Metalperver’de olan bitenden memnunsanız aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’da aramıza katılarak desteğinizi gösterebilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Lock Up – The Dregs of Hades

  • 11 Aralık 2021 tarihinde, saat 23:42
    Permalink

    “… 37 dakika boyunca inkilap kılıcıyla yobaz kovalayan Atatürk gibi yardırıyor.” hahaha, cok iyi yorum ya :)) Ben sanirim biraz daha yuksek puan verirdim. Tompa’nin vokali bana hala cok iyi geliyor. Hele Kevin Sharp ile karsilikli atismalari kulaklarimi bayram ettirdi. Senenin albumu benim icin.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.