Wormwood – Arkivet

Merhaba.

Nattarvet ile ağızlarda kekremsi bir tat bıraksa da hafızalara yerleşmeyi beceren İsveçli melodik black metal topluluğu Wormwood, iki yılda bir albüm yapma geleneceğini sürdüren gruplardan biri olarak Nattarvet‘ten 24 ay, 1 gün sonra, kariyerindeki 3. stüdyo albümü Arkivet ile karşımızda.

Nattarvet incelemesinde grubun İngilizce parçalarda, İsveççe olanlardan çok daha etkileyici olduğundan bahsetmiştim; çok büyük ihtimalle sadece ve sadece bu nedenle, İngilizce ağırlıklı bir albüm yazmışlar bu defa. Sadece Ensamheten parçası İsveççe ki açıkçası o da Arkivet‘in zayıf halkalarından biri zaten.

Hızlıca incelemeye girdim bu sefer ama Arkivet de insana pek ısınma şansı vermiyor. The Archive direkt blast-beat ile başlıyor ki her zaman bu özgüvene saygı duymuşumdur. Çevreci ve insana bu gezegenin paraziti olarak bakan bir noktadan giren sözler de çabucak kavrıyor dinleyiciyi. Vokalist Nine’ın performansı tek boyutlu kalsa da gırtlaktan gelen, hırıltılı vokalleri rahatça anlaşılıyor. Sözlere ve müziğe bağlı olarak albümün yükseldiği anlarda daha tutkulu, daha paralayıcı bir vokal bekledim ama bu haliyle de müziğe cuk oturan bir vokali olduğunu söyleyeyim yeri gelmişken. Arkivet‘in geneline hakim melankoli atmosferini besliyor Nine.

Melankoli demişken; T.Rydsheim imzalı klavye ve orta tempolu gitar melodileriyle bezeli Overgrowth, Wormwood’un black metalinin önünde neden melodik yazdığını çok net gösteriyor. İlk şarkıda olduğu gibi burada da grup paldır küldür başlayıp şarkının ortalarına doğru sert bir düşüşle daha duygusal ve neredeyse doom metal atmosferinde pasajlarla derinlik yaratmaya çalışıyor. Çalışıyor diyorum, çünkü ilk birkaç dinlemede yuttuğum bu zokanın neredeyse her şarkıda kendini yineleyen bir formül olduğunu fark edince etkisini kaybetti bende biraz. Arkivet‘in özellikle ilk yarıda zoraki bir “YAS TUT LAN, ÜZÜL ULAN!” hali var ki galiba en sevmediğim, en samimiyetsiz gelen tarafı bu.

Halbuki bu beste yapısını takip etmeyip daha maceracı yollar izlediklerinde ortaya çok keyifli parçalar çıkmış. Birbirinin neredeyse aynısı gibi tınlayan ilk üç parçadaki atmosfer, My Northern Heart‘ın folk tabanlı melankoli bombardımanıyla zirveye çıkıyor. Klavye destekli folk enstrümanlarıyla yapılan açılışın ardından gitar şöyle kıvrıla kıvrıla şarkının ana motifine ilerliyor ve 02:23 civarında doygunluk noktasına ulaşıp müthiş bir tremolo ile patlıyor. Gün içerisinde kaç defa dilime dolanıp beni esir aldığının sayısını unuttum bile artık.

Yine ilk yarıdaki formülize bestelere kıyasla özgür ruhlu hissettiren The Slow Drown da Arkivet‘in gizli forvetlerinden biri. Dinamik davullar üzerinden ilerleyen parçada Nine’a eşlik eden iki vokal (basçı ve gitar/klavyecinin geri vokalde epey katkısı var; bir tek Nine söylese bayarmış zaten bir süre sonra) ve sanki gitar nereye isterse oraya sürükleniyormuş hissi veren bir hava var. Grubun biraz daha az düşünüp kendini müziğe teslim ettiğinde çok daha yaratıcı olabildiğini görmek açısından önemli. Zaten vokalist Nine da The Slow Drown için albümün dark horse‘u, yani sürpriz atı tanımını kullanmış. Kesinlikle doğru ama ben o kadar da sürpriz olmadığını düşünüyorum; birkaç tur dinledikten sonra direkt öne çıkıyor bu parça.

Kapanıştaki dokuz dakikalık The Gentle Touch of Humanity ise Wormwood’un iyi ve kötü yaptığı şeylerin bir toplamı, özeti gibi. İlk üç şarkının formülize halleri, tom davullarının ön plana çıktığı tuşeli geçişler, üst üste bindirilmiş vokallerle daha ağıtımsı, matemsi pasajlar, melankolik gitar soloları ve orta tempo blast-beat patlamaları… Arka arkaya sıralayınca kulağa güzel geliyor ama hem gerçekten de biraz uç uca eklenmiş gibi hissettiriyorlar hem de gelişine dair hiçbir ipucu vermeyen bir şimdi de haberler kısmı var ki Arkivet‘in bütün havasının bozulmasına neden oluyor. Dünyanın gidişatına dair tatsız haberlerden ses kayıtlarını alıp atmosferik bir piyano eşliğinde sunuyor grup ve bu her kimin fikriyse o kadar olmamış ki… Tam da kapanış parçasında ve bu yüzden yine ağızlarda abuk bir tat bırakıyor Wormwood gider ayak.

2014’te kurulan ve bugüne kadar 3 albüm yayımlayan bir grubun artık yavaştan karakterinin oturmasını, müziğinin olgunlaşmasını beklersiniz ama Wormwood henüz istenilen seviyede değil bence. Arkivet, grubun bugüne kadar ortaya koyduğu en güçlü eser belki ama yine de eksikleri, hamlıkları var hala. Doğru bir yolda olduklarına hiç şüphe yok, bu yüzden de 2023’te çıkaracakları albümü heyecanla bekleyeceğim. Umarım Arkivet‘in neresinden ilham almaları gerektiğini iyi tahlil edebilir, olumsuz taraflarını zamanla kendileri de görebilirler.

76/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.