Kanonenfieber – Menschenmühle

Merhaba.

Yaklaşık 40 milyona yakın insanın hayatını çalan, onlarca ülkede devrimlere ve hayli dramatik politik değişikliklere sebep olan, sanayileşme ve teknolojik gelişimlerin askeri boyutta ne kadar korkunç bir yere ilerlediğinin/ilerleyebileceğinin ilk ve en kontrolsüz örneklerinden birini dünyaya gösteren Büyük Savaş, 28 Temmuz 1914 – 11 Kasım 1918 arasında Avrupa’nın adeta yeniden şekillenmesine neden oldu. İki koca imparatorluk yıkıldı; farklı emperyalist dış politikalar birbirleriyle çarpıştığında ortaya çıkan katastrofi, Ekim Devrimi gibi birey için daha az yıkıcı gelişmelere de gebe oldu olmasına, ancak bu dört yıl içinde gökten yağan bombaların, kimyasal alevlerin, geniz yakan gazların ve iç organları parçalayan şarapnellerin arasında yaşamını kaybeden hiç kimsenin geri döndüğü görülmedi elbette.

İşte Alman Kanonenfieber de I. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybetmiş on milyonlarca insanı anmak gibi saygı duyulası bir amaçla yola çıkmış, çıktığı bu yolda da geçtiğimiz Şubat ayında yayımladığı ilk albümü Menschenmühle sayesinde yeraltı dünyasında bakışları üzerinde toplamayı başarmış bir isim. Noise rumuzunu kullanan, gerçek adını bilmediğimiz bir müzisyenin solo projesi Kanonenfieber ve bilindiği kadarıyla da bu müziğe dair her şeyden kendisi sorumlu.

Ağaca sarıl; şeytana tapın; uzat boşluğunda tribe gir; insandan nefret et; 1. Dünya Savaşı konuş! Black metalin klasik temalarından biri değil tabii ama savaş ve yıkımın olduğu yerde mutlaka black metal ile ilişkilendirebilecek kavramlar bulunabildiğinden, Noise’ın seçtiği bu temayı black metale yedirmekte çok sıkıntı çektiğini söyleyemeyiz. Agresif sayılabilecek iskeletini PANZERFAUST gibi, Polonya black metalinin son yıllardaki gözde isimleri gibi akışkan, oturaklı bir melodiyle sarmalıyor Kanonenfieber ve gerektiği kadar tekrarla beraber ritmi, marş atmosferini yakalamayı başarıyor. İlk parça Die Fauertaufe, güçlü bas ve blast-beat saldırganlığıyla Kanonenfieber’ın boş atmayacağını gösterdikten kısa bir süre sonra basit, düşük tempolu ana melodisini tanıtıp bestei onun üzerine inşa ediyor ağır ağır. Bu ağırdan alma ve motifler üzerine beste kurma yöntemini diğer parçalarda da görmek mümkün. Hal böyle olunca bir-iki defa dinledikten sonra zihninize yerleşen, ezberlemeseniz de sonraki otuz-kırk saniyeleri tahmin edebildiğiniz ve bu sayede de rahatça baştan sona dinlenebilen bir albüme dönüşüyor Menschenmühle.

Bu rahat dinleme durumu sayesinde Kanonenfieber, belki en yakın rakibi sayılabilecek Amerikalı MINENWERFER kadar kaotik, yoğun ve rahatsız edici olmuyor hiçbir zaman. Tabii sözleri kurcalamaya başlayınca kimilerinin müzikte bulamayacağı despotluğu misliyle hissettiriyor. Daha ilk parçadan “Fransayı alt etmek üzere trenlere doluştuk!” sözleriyle Alman askerinin naif zafer açlığını yansıtmakla kalmıyor, Hitler öncesi dönemin lideri Hindenburg emriyle Rus istilasını durdurdukları (böyle bir durdurmak yok yalnız; Rusya’nın neredeyse yarısı Tannenberg bataklıklarında kalıyor) Tannenberg Savaşı’nın başarısını, göğsünü gere gere haykırıyor. Tabii böyle bakınca milliyetçilik mi, eyvah yoksa sağcılık mı diye panikliyor insan ama neyse ki Noise’un böyle denyo dertleri yok ve ilerleyen şarkılarda da askerin gözünden yıkımın boyutlarını yansıtıp konuyu başka bir yere çekiveriyor. Kısacası savaşa dair bir şey yüceltmeden, olanı olduğu kadarıyla anlatmaya çalışıyor gibi görünüyor. Zaten her şarkı, bir başka karakterin gözünden ve sesinden aktarılıyor. Fransa’yı devirmeye giden Alman askeri de daha Paris’i göremeden öleceğinin farkında olmadığından, Parisien hanımlarla takılacağım sanıp salak salak bağırıyor işte. Bu arada sözlerin resmi raporlardan, asker mektuplarından ve diğer belgelerden derlendiği notuyla birlikte her şey daha anlamlı ve ne yazık ki acımasız bir hal alıyor.

Vokal tarafındaki despotluk, bazen death metal seviyesindeki bir brutallik ile de kendini gösteriyor. Kanonenfieber’ı zaman zaman black/death metal çizgisine taşıyan bu vokal albüme çeşitlilik katarken bazen salaş, ritmik bir death metal rifiyle iyice ön plana çıkıyor. Nadir de olsa tempo düşüşleri, doom vari pasajlar ve klasik gitar / temiz vokal ile iyice dramatikleşen kapanış parçası sayesinde çeşitlilik bakımından da puanları topluyor Menschenmühle. Bu arada albümün finalinde şöyle bir dörtlük var ki her seferinde tüylerim diken diken oluyor:

“Çekilen acıda denk,
Gözlerim kapalı ve yüzüm solgun,
Hiç kimseye ait olmayan ülkenin toprağında yatıyorum;
Düşmanım ile el ele.”

Konu ve sözlerinden bağımsız değerlendirmek, Menschenmühle‘nin çok büyük bir bölümünü ıskalamak anlamına geliyor. Bu yüzden herhangi bir black metal albümüne olandan biraz daha fazlasını; birkaç internet sayfası kurcalamayı, çeviri incelemeyi gerektiriyor. Yalnız eğer tarihe, 1. Dünya Savaşı’na ve black metale ilginiz varsa harcayacağınız zamanın ve emeğin karşılığını da fazlasıyla veriyor. Kanonenfieber sürpriz yumurtadan çıktı adeta ve ilk albümü itibariyle nicelik bakımından sakin bir kulvarda nitelikli bir işle öne çıkmayı başardı. Bundan sonra nasıl ilerleyecek, bunu da hayli merak ediyorum doğrusu.

86/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.