Forhist – Forhist

Merhaba.

Bir ağacın sabırla ve sebatla saldığı köklerini tutunduğu topraktan koparan, işinin ehli bir ustanın tek tek elleriyle ördüğü çatıyı evin kalanından söküp havalandıran güçlü rüzgarlar gibi, müzik de insanın birbirine kenetlenip neredeyse bir bezoara dönüşmüş halde beynini işgal eden düşünceleri oradan söküp atabiliyor bazen. İster anın değerini tartışan ve içinde kalmayı salık veren Jedi öğretilerinden yola çıkılsın, ister yaratıcılığın kapılarını aralamak için akışa girmenin önemini vurgulayan bir sanatçını cümlelerinden; müzik, tam olarak şu an olmakta olanı etkileyen en önemli unsurlardan biri olarak beklenmedik kasırgalara, ani tufanlar yaratabiliyor. Gerçekten müzik dinleyen, duyduğunu anlamlandırabilecek kadar kulağını geliştiren herkesin müzikle birlikte bir akışa girip kaybolduğu o garip anlara dair birçok hatırası olduğuna eminim; bunların, çok uzak geçmişlere ait hatıralar olmadıklarına da öyle.

15-16 yaşlarından beri black metal ile uğraşan ve Fransız black metalinin en önemli figürlerinden biri kabul ettiğimiz Vinsval’in müzik algısı da sıklıkla birlikte dalıp gidebileceğim türden bestelere, albümlere yol açarak yıllar içerisinde kendisini farklı bir konumda görmemi sağladı. Artık bu üretim çılgınlığı ve Metalperver’in bir nevi elek misyonu üstlenmesi sebebiyle elbette her gördüğüm, duyduğum yeni albümü etraflıca dinleme fırsatım olmuyor; ancak Vindsval ne zaman yeni müzik üretse elimdeki işi yarım bırakma pahasına dahi olsa bir kurcalıyor, en azından daha sonra değerlendirmek üzere kenara ayırıyorum. Tabii ki her zaman aynı etkiyi yaratmıyor ve BLUT AUS NORD‘un her albümü bir şaheser değil biraz uzaktan bakınca. Bir şekilde ruhuma dokunmayı başarıyor ama Vindsval ve belki de sırf bu nedenle her zaman gündemimde kalacak sanırım.

Forhist ise Vindsval’in geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği yeni bir proje. Tek başına, Blut Aus Nord’un aksine daha gelenekselci, maceradan uzak ve konfor alanında bir black metal yapıyor burada Vindsval. Büyük olasılıkla Blut Aus Nord veya Yerûšelem ile kullanamayacağı fikirlerinin bazılarına kıyamadı veya salgın esnasında ortaya çıkan fikirleri bir an evvel derleyip paylaşmak istedi. Motivasyonunu kendisiyle konuşmadan bilemeyeceğim ama Şubat – 2021 itibariyle kulaklarımızla tanıştıdığımız, projeyle aynı isme sahip ilk albüm, kendini yeterince iyi açıklıyor zaten.

Atmosferik black metali 90’ların Norveçli devlerinden esinlenerek, dolayısıyla minimalist denilebilecek bir seviyede ve çiğ bir sonik saldırı ile donuk bir melodiklik arasında kurulmuş sıkı bir ilişkiyle ele alıyor Vindsval. Sekiz parça ve 40+ dakika, bu tip bir iş için bu devirde (kabul edelim ki doygunluk noktasına çoktan ulaşmış bir black metal türü bu) biraz fazla gibi gelse de Vindsval albümü dinlediğiniz ortamı kendi alanına çevirmekte zorlanmıyor ve I’in ilk dakikasından itibaren katmanlı riflerin tekrarıyla hipnotik bir etki yaratarak 90’lar black metaline gönül verenleri ameliyatlı yerlerinden vurmayı başarıyor. 3:11 civarı giren o yıkık tremolo, hala arkada devam eden, belli belirsiz kuş sesleri ve tam da ulan sakın blast-beat atma Vindsval, ver orta tempoyu, diye düşündüğüm anda, fikri çok sündürmeden 4:17 civarı bu gitari synthesizer ile birleştirişi… Belki her şey çok kolay görünüyor ama temel hareketleri mükemmelleştirebilmek büyük tecrübe ister. Şu kısma vurulmayacak 90’lar black metalcisi yoktur herhalde.

Açılış parçasının son iki-üç dakikası böyle olunca, bir de üstüne projenin arkasında Vindsval’in olduğu bilgisine sahipken albümün kalanı ne ara aktı gitti, çok bilemedim. Sonra bir defa dinledim ama yine aynı şey; sonrakinde bir kez daha ve bir kez daha… Böyle böyle ne zaman Forhist‘i açsam dalıp gittim bir yerlere ve oradan dönmem vakit aldığından oturup yazamadım albümü bir türlü. Kimi zaman koro vokallerle, kimi zaman basit bir soloyla, çoğunlukla da konsantrasyonun dağılmasını engelleyen dengeli besteciliğiyle avcunda tutmayı başardı beni albüm. II‘den bayar gibi olduğunda blast-beat‘i dayayan III imdada yetişiyor; VII‘nin orta tempo DARKTHRONE‘culuğu kabak tadını veremeden VIII insanın suratında patlıyor. Şarkıların iç trafiklerine dalıp örnekler çoğaltılabilir ama herhalde anlamışsınızdır; akıyor arkadaş bu albüm, akıyor işte be!

Tek sıkıntım sanırım Vindsval’i duyamamakla ilgili ama zaten eğer bir şekilde prodüksiyonla ilgili bir sıkıntım olmasa o zaman elimdekinin gerçek bir 90’lar Norveç black metali albümü olup olmadığını sorgulardım sanırım; yani bundan şikayet etme hakkımı da kendi kendime alıyorum elimden. Adamın istediğinde nasıl pütürlü çığlıklar atabildiğini bildiğimden onları daha net duyabilmeyi isterdim ama koro/temiz vokal kısımlarıyla kurtarmış bir şekilde yine kendini diyelim. Materyalin özgünlüğü ve akılda kalıcılığı ile ilgili sorunlar da Forhist‘i birkaç basamak aşağıda tutuyor ama sanmıyorum ki Vindsval de bu kadar yüksekleri hedeflemiş olsun. Takılmış adam; biz takılmayalım.

Tercih ettiği akorlar, atmosferik sesleri klavye melodileri, kış uykusu temsili gibi değerlendirdiğim kapak görseliyle birlikte Forhist‘in sıcak bir albüm olduğunu da söylemek gerek sanırım. Öyle kara kışın ortasında, hayatın donduğu yapayalnız bir albümden ziyade çoğu BURZUM albümü gibi yaşam ilüzyonunun yavaş yavaş dağıldığı sonbaharı daha çok hissettirdi bana. Sözleri ve promo metnini kurcalamadım ve yoruma açık tabii bu kısım. Bunun dışında sanırım en son Memoria Vetusta II: Dialogue With the Stars‘da böylesi bir ikinci dalga black metali keşfine çıkmıştı Vindsval; her ne kadar bazı riflerde ufak tefek Blut Aus Nord meltemleri esse de bu defa daha saf, daha net ve basit takılmış tabii. Forhist’in kime müzik yaptığı, ne amaçladığı belli yani biraz. Bu doğrultuda da kesinlikle çok başarılı. 90’lar Norveç atmosferik black metali ilginizi çekiyorsa Forhist, bu sene dinleyeceğiniz en iyi albümlerden biri olabilir.

85/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.