Metalperver Haftalık

Merhaba,

Metalperver Haftalık güncellendi!

Her zaman olduğu gibi bazı yeraltı güzellikleriyle görece bilinen metal gruplarının yeni parçaları arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığım, bol keşifli bir liste karşınızdayım:

Enstrümantal death metal olur mu demeyin, PUTRID MANTRA yapınca olmuş. Yüksek tempolu, bol bol jenerik ama insanı gaza getiren rif dizilimiyle dolu, gaz bir açılış yapıyor Putrid Mantra. Şöyle kulakları alıştıralım ileride olacaklara. (Spotify:2561)

Nörolog bir babanın çocuklarını da dahil ederek eğlendiği, bu esnada da çocuklarına metal sevgisi aşıladığı GAM projesine denk geldim bu yakınlarda. Projenin görsel tasarımı ve back-vokal tarafında küçük sıpalar yaratıcılıklarını konuştururken babaları da bol groove ve tok baslı bir metalcilik arz ediyor. (Spotify:5693)

Bir groove meraklısı da Meksika’dan: HATE RITUAL da adının hakkını verip nefret saçan ritmik bir metal üretiyor. Gürül gürül baslar da cabası.(Spotify:2887)

Tek Atış köşesinde tanıtmıştım daha önce, o yüzden üzerinde çok durmayacağım ama STEPS OF ODESSA hayli ilgimi çekmeye başladı. Yeni şarkı Enemy of Creation camı kırıp içeri dalan özel harekat gibi. (Spotify:442)

Deathcore tarafında bu hafta WRETCHED TONGUES adında bir grup var elimde. Amerikalı ekibin türe ekstra bir şey kattığını söylemek zor ama buna ihtiyaçları da yok; o break-down bölümleri yeterince tahribat yaratıyor zaten. Nintendocore solo da hiç fena değildi. (Spotify:3332)

Hakkında çok bir şey bilmediğim Avustralyalı bir grup, DOOMSIDE ulaştı bu hafta Metalperver’e. Yine bol bol core sosu mevcut müziklerinde ama bariz bir doom havası da var. Zaten doomcore diyorlar yaptıkları türe; kimileri için ilginç bir şey olabilir. (Spotify: 35)

İnsanı nefessiz bırakmaya yeminli listemiz IRE ile topu yere indirmeden devam ediyor. Amerikalı metalcore grubunun sert bas davulları kafanıza çivi çakabilir, dikkat. (2391)

Fransaya sıçrıyoruz buradan. TRENCHWORM adında bir hardcore grubu var elimizde. Böyle şeyler dinleyince otomatik olarak bir yaz festivalinde, tepinirken hayal ediyorum kendimi… Söyleyeceklerim bu kadar. (Spotify:1324)

Ufak bir mola verip soluklanırken Bahreynli müzisyen ZAINA AREKAT‘ın WITHIN TEMPTATION gitaristi Ruud Jolie destekli enstrümantal, ağır parçasına göz atmayı ihmal etmeyin. (Spotify:47)

Mola sonrası Alman CERTAIN AS DEATH‘in dinamik death-doom parçası Phoenix ile küllerimizden doğuyoruz. (Spotify: 61)

Son olarak yine Tek Atış‘ta bahsi geçen ELEANDRE‘den de tekrar bahsetmek istedim. Marilyn Manson vari vokaller, bariz bir melankoli atmosferiyle ilginç bir müzik yapıyor Eleandre. Réunion Adas’ndan kaç müzisyen tanıyabilirsiniz ki hem, değil mi? (Spotify: 5616)

Arada bilindik veya keşfedilmeyi bekleyen başka işler de var tabii. CARCASS’ın yeni EP çalışması heyecanını giderek kaybediyor nazarımda ama yeni şarkı var oradan mesela. BENEDICTION ise adeta yargı dağıtıyor… Geçtiğimiz hafta hangi gruplarla nasıl bir liste paylaştığımı kaçıranlar ve yeniden hatırlamak isteyenler hemen şuraya tıklayabilirler. Ne zaman yenileceği pek belli olmayan ama SALI günleri göz atsanız fena olmayabilecek bu listeyi ve bagirmalimuzik Spotify hesabını takibe almayı, kendi listelerinizi göndermek için irtibata geçebileceğinizi, yorumlarınızı aşağıya bırakabileceğinizi unutmayın,

herkese keyifli dinlemeler!


Patronlarımıza sunduğumuz hoşluklardan faydalanmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon sayfamıza göz atabilir, Metalperver’e destek olmaya başlayabilirsiniz:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

41 thoughts on “Metalperver Haftalık

  • 24 Şubat 2019 tarihinde, saat 15:22
    Permalink

    Nereye yazacağımı bilemediğim için buraya yazıyorum: Wachenfeldt – The Interpreter yılın albümlerinden biri olacağa benziyor. Gitar-bas-vokalde entombedda çalmışlığı olan ve wombbathte gitar-vokal yapan ve müzikoloji doçentliği olan Wachenfeldt var. Black/Trash/Death kırması bir müzik yapıyor. Kaçırmayın derim.

    Yanıtla
    • 26 Şubat 2019 tarihinde, saat 13:13
      Permalink

      Bu ara çok şey çıktığı için bir süre daha sıra gelmeyecek gibi ama ilk fırsatta bakacağım. Tam benlik bir serserilik gibi görünüyor.

      Yanıtla
    • 10 Mart 2020 tarihinde, saat 21:49
      Permalink

      Kont Von Wachenfeldt bu sene de boş durmamış, Wombbath’la ETİ KEMİKTEN SATIRLA SIYIRAN bir death metal albümü yapmış. Bu adam kesinlikle underrated. Wachenfeldt araya kaynadı ama Wombbath kaynamaz diye tahmin ediyorum ve umuyorum.

      Yanıtla
        • 10 Mart 2020 tarihinde, saat 21:59
          Permalink

          Hiç tavsiye etmiyorum hocam, kalorifer köşesine kafa atmak, masa ısırmak, aşırı erken boşalma ve muazzam riflere çıldırıp saç baş yolma gibi yan etkileri var. Bu senemi mahvedecek bu albüm belli. Sonum psikiyatri koğuşu olacak, oradan yorum atarım ziyaretime gelirsiniz bütün koğuşa Wombbath dinletip isyan çıkarır kaçarız Metalperverler olarak.

          Yanıtla
  • 15 Haziran 2019 tarihinde, saat 22:11
    Permalink

    Sitede grup önerme kısmı olmadığından burayı kullanıyorum, VI adlı Aosoth ve The Order Of Apollyon’dan elemanlar barındıran grubun De Praestgiis Angelorum adlı efsane bir albümü var. Aosoth, DSO gibi grupları sevenler ıskalamasın. En son bir split çıkardılar, ordaki şarkıları da muazzamdı. Yeni albüm gelsin artık.

    Yanıtla
    • 16 Haziran 2019 tarihinde, saat 14:09
      Permalink

      BST ne ayakmış diye bakarken bulmuştum ben de VI’yı ama albümü çok fazla hatırlamıyorum doğrusu, bakayım mutlaka yeniden.

      Grup önerme/laflama kısmı, konser duyuruları, podcast köşesi ve başka bazı ıvır zıvırlar eklemeyi planlıyorum yakın zamanda siteye. Eğer işler planladığım şekilde giderse yaz sonuna doğru tasarım değişecek tamamen. Şimdilik yine buralara girebilirsin(iz) bu tip yorumları.

      Yanıtla
  • 16 Haziran 2019 tarihinde, saat 14:52
    Permalink

    Biraz daha spamlayayım o zaman burayı, This Gift Is A Curse ne albüm yapmış arkadaş. Bir önceki albümleri de katıksız yıkımdı, yeni albümün de aşağı kalır yanı yok. Sludge/post-metal/hardcore/black metal kırması bir mükemmellik. Benim yılsonu listemi garantiledi A Throne of Ash.

    Yanıtla
    • 21 Ocak 2020 tarihinde, saat 15:26
      Permalink

      Aosoth – V: The Inside Scriptures bağımlısıyım. Ne dinlesem diye düşündüğüm anda aklıma direkt bu şaheser geliyor ve hiç düşünmeden açıyorum. Cidden inanılmaz, buraya albüm övmeye geldim ama kelime bulamıyorum. İlk şarkı 5:15 civarı başlayan manyaklık, son şarkıdaki abuk subuk arpejler, sözlerini Terra Tenebrosa’dan Cuckoo’nun yazdığı Contaminating All Tongues…

      Yanıtla
  • 2 Temmuz 2019 tarihinde, saat 21:21
    Permalink

    Hath – Of Rot and Ruin… Daha ilk albümlerinden yılın en iyilerinden birine imza atmış adamlar. Prog soslu blackened death metal. Ama prog dediysem pek bir uysallık yok albümde, bol bol yaratıcılık ve yardırmacılık var. Özellikle Slugdge ve Sulphur Aeon gibi grupları sevenlere tavsiye ederim. Ben bu albümü Slugdge’ın da Sulphur Aeon’un da son albümünden daha çok sevdim, öyle diyeyim.

    Yanıtla
    • 3 Temmuz 2019 tarihinde, saat 11:51
      Permalink

      Benzettiğin gruplardan tam emin olmamakla birlikte ben de yükseliyorum Hath için gerçekten. Bir ara incelemesi de gelecek mutlaka.

      Yanıtla
  • 13 Temmuz 2019 tarihinde, saat 16:34
    Permalink

    Disentomb’un yeni albümü çok çok fena. Ulcerate ve Putridity’nin gayrimeşru çocuğu gibi albüm yapmış adamlar. 2019 ne kadar süper bir sene yahu.

    Yanıtla
  • 8 Aralık 2019 tarihinde, saat 09:02
    Permalink

    Deathgrind sevenler Serpent of Gnosis – As I Drink From the Infinite Well of Inebriation‘ı kaçırmasın. Job for a Cowboy ve The Black Dahlia Murder elemanları toplanıp bayağı black metal soslu harika bir deathgrind albümü yapmış.

    Yanıtla
  • 9 Aralık 2019 tarihinde, saat 14:53
    Permalink

    Black metalini paçozluk dozu yüksek seven varsa Arnaut Pavle kaçırılmaması gereken bir iş

    Yanıtla
    • 9 Aralık 2019 tarihinde, saat 17:56
      Permalink

      İncelemesi geleceği için spoiler diye onaylamayacaktım bu yorumu ama kıyamadım, haha. Gerçekten tam aile büyüğü dövme müziği.

      Yanıtla
  • 3 Şubat 2020 tarihinde, saat 03:20
    Permalink

    Bütcher – 666 Goats Carry My Chariot

    Sırf mükemmel ismi yüzünden dinledim, müzik de mükemmel çıktı. Hellripper’ın black dozunu biraz kısıp az daha speed ekleyince bu oluyor. Mis gibi kepazelik müziği.

    Yanıtla
    • 3 Şubat 2020 tarihinde, saat 16:19
      Permalink

      Tam olarak aynı şeyi yaşamışız. Bu hafta albüm çıkmadı diye hayıflanırken sene boyunca çevirip duracağım nurtopu gibi bir albümüm oldu.

      Yanıtla
  • 4 Şubat 2020 tarihinde, saat 14:58
    Permalink

    Disfear, Trap Them, The Drip, Wolfbrigade tarzı gruplar arıyorum. Tavsiyesi olan var mı?

    Yanıtla
    • 4 Şubat 2020 tarihinde, saat 15:30
      Permalink

      Skitsystem, eskisinden istersen Anti-Cimex

      Yanıtla
      • 4 Şubat 2020 tarihinde, saat 22:34
        Permalink

        Skitsystem’i biliyordum da nedense ısınamamıştım.

        Anti-Cimex tam aradığım şeymiş ama. Çok teşekkürler. Artık huzur içinde kalorifer köşesine kafa atabilirim.

        Yenilerden geçen sene çıkan Implore – Alienated Despair hakettiği ilginin çeyreğini görmedi bu arada ya. Sene sonu listeme almıştım ama burada da reklamını yapmış olayım yine.

        Yanıtla
        • 6 Şubat 2020 tarihinde, saat 13:42
          Permalink

          Rica ederim, Implore’u ıskalamışım ben bakayım.

          Aklıma geldi Tragedy – Vengeance albümü de güzeldi, şimdi baktım daha yeni albümleri de varmış ama dinlemedim onları. Bir de black-crust’a kaçan cinsten de olur dersen Martyrdöd çok fena.

          Yanıtla
  • 21 Şubat 2020 tarihinde, saat 18:13
    Permalink

    Triumph, Genus – Po vrhu vždy je prázdno kolébek

    Bir iki hafta kadar önce bir podcastte tek bir riffini duyup peşine düştüm grubun. Açıkçası tek tek parçalara ulaşamasam unutup giderdim, ama youtubeda bile olmamasına karşın bir sitede buldum. Özellikle Snad jste do země zaseti çok iyi. Zaten duyduğum riff de bu parçadan. Black metal sevenlere tavsiye ederim.

    Lethvm – Acedia

    Haftalık listeme gelen Schisme adlı parçalarıyla haberdar oldum Lethvm’den. Sanırım doom yapıyorlar, emin değilim. Ama her ne yapıyorlarsa bayağı bir iyi yapıyorlar. Takibe aldım grubu. Şiddetle tavsiye ediyorum.

    Fuath – I

    Albüm coverı dikkâtimi çekmeseydi muhtemelen dinlemez ve böylesine kusursuz bir müzikten mahrum kalırdım. Dinleyici kitlesi az olmasından mütevellit tanınmamış birinin ya da birilerinin projesi olduğunu düşünmüştüm ama Saor’un beyni Andy Marshall’ın bir başka projesiymiş. Saor nedense pek sarmamıştı ama bu albüme hayran kaldım ilk dinleyişte.

    En Minor – En Minor

    Phil Anselmo’nun bir projesi, belki duymuşsunuzdur. Southern rock yapıyorlar. Ben çok beğendim. Umarım yakın zamanda dopdolu bir albüm de yaparlar.

    Yanıtla
    • 22 Şubat 2020 tarihinde, saat 00:39
      Permalink

      Yorum için teşekkürler öncelikle. Böyle çılgın okuyucular olması çok hoşuma gidiyor.

      Triumph, Genus – Po vrhu vždy je prázdno kolébek albümünü biraz önce dinledim. Bariz bir şekilde SATYRICON öykünmesi gördüm ve hoşuma gitti epey. Zaten YouTube’da da Nemesis Divina diye bağırmış durmuş yorumlarda millet.

      Lethvm’in albüm daha ilk saniyesinden, o deli vokalle bağladı beni. O çocuk çok yaşamaz bence, haha.

      Diğer ikisi bildiğim, dinlediğim şeylerdi ama bu ikili net iyi tavsiye oldu, eline sağlık.

      Yanıtla
  • 22 Şubat 2020 tarihinde, saat 12:32
    Permalink

    Lafı mı olur hocam, sayenizde onca büyük grupla tanıştım, böyle güzel şeylere denk gelip de paylaşmamak olmaz. \m/

    Yanıtla
  • 27 Şubat 2020 tarihinde, saat 03:30
    Permalink

    Narcotic Wasteland aşırı underrated kaldı ya. Nile’den ayrılan Dallas Toller-Wade’nin grubu. İnanılmaz nefes aldırmayan bir death-thrash metal yapıyorlar. Kendi adıma iyi ki ayrılmış Dallas. Yeni albüm de yoldaymış. 2017 albümleri Delirium Tremens’i dinlemelere doyamıyorum hala. Kokaini damardan almak gibi bir albüm (Kamu spotu: uyuşturucu/uyarıcı/halüsinojenler ve genel olarak kafacılık müessesesi dostunuz değildir. Albümün teması da bu zaten.). Gaz müzik seviyorum deyip de bu albümü dinlemeyen zarardadır. Bu kadar dil döktüm bak açın dinleyin gözünüzü seveyim, Narcotic Wasteland övecek insan bulamıyorum etrafımda.

    Yanıtla
  • 27 Şubat 2020 tarihinde, saat 03:33
    Permalink

    Bu arada Blaze of Perdition da ne albüm yaptı arkadaş. Aosoth – Inside Scriptures ve Delirium Tremens benim için 2017’nin albümleriydi. Cycle of Suffering ve Harrowing of Hearts da bu senenin albümleri olacak gibi duruyor. Cycle of Suffering de metal müziğin özeti olmuş. Ne güzel yıl yahu metal övmeye doyamıyorum.

    Yanıtla
    • 10 Mart 2020 tarihinde, saat 21:55
      Permalink

      Vredehammer’in yeni albümünden Agressor şarkısını duyduğum gibi KAMYONCULUK MÜESSESESİ – ÖZET GEÇ PİÇ adlı spotify playlistime ekledim. Albüm aşırı gaz. Acilde gece nöbetindeyim, boş zamanlarımda açıp açıp Agressor ve Wombbath dinliyorum, kan alırken can alırsam, ufak tefek cüssemle nezle oldum diye acile gelen lavuklara dalıp hasta şiddetine uğrarsam sorumlusu sizsiniz aq. Worth it…

      Yanıtla
  • 11 Mart 2020 tarihinde, saat 02:50
    Permalink

    Stallion – Slaves of Time
    Çatır çatır speed metal isteyenler, ne olduğu belli ama hayal kırıklığına uğratmayan gayet kaliteli bira metali.

    Ainsoph – Ω – V
    Kadın vokalli harikulade post-black. Post- eserlere önyargılı yaklaşan arkadaşlar var ama bu cidden değişik, kesinlikle şans verilmesi lazım. Bu yıl duyduğum en iyi 5 albümden biridir net.

    Izthmi – The Arrows of Our Ways
    Henüz 2 kere falan dinledim ama yıl içinde daha çok geri döneceğim gibi duruyor. Hafif progresife kaçan çok hoş atmosferik/melodik black metal. Ve Amerikalı. Az çok tahmin edebilirsiniz sound’u.

    Kvaen – The Funeral Pyre
    Bayağı Sacramentum etkili cayır cayır melodik black. İlk dinlemede hemen çekti ve sonrakilerde de hiç etkisi azalmadı, azalacak gibi de durmuyor.

    Frayle albümü de hoşuma gitmişti ama ondan daha önce haftalık listede bahsettin zaten yanılmıyorsam.

    Bütcher incelemesi de gelecektir diye umuyorum.

    Yanıtla
  • 15 Mart 2020 tarihinde, saat 20:23
    Permalink

    Selam. 2017’de evimde amatör şartlar altında kaydettiğim ve 3 yıldır Bandcamp’ta beklettiğim Dog in the Burning House – The Magnificent Regression albümünü nihayet streaming servislerine koydum. Müzik konusunda bana destek olan ve eleştirileriyle yön veren çeşitli dostlarım oldu. Buradan da teşekkür etmiş olayım hepsine. İlginizi çekerse dinlemeniz, çekmezse ilgilerini çekebilecek dostlarınıza ulaştırmanız beni çok mutlu eder. Bu 3 yılda da boş durmadım. Yakında başka güzel haberlerim de olacak. Çok daha profesyonel ve güzel işler ve buradan haberdar edeceğim. Spotify linkini buraya bırakıyorum, diğer streaming servislerini kullanıyorsanız basit bir aramayla ulaşabilirsiniz. Oh be, kaç zamandır bu yorumu yapmanın hayalini kuruyordum, çok süper bir duygu!

    https://open.spotify.com/album/3qoK4mXEm7SMMJweLblkns?si=y2P1esnzQiuYSlmKEprv3g

    Yanıtla
    • 16 Mart 2020 tarihinde, saat 12:23
      Permalink

      Hayırlı olsun, eminim heyecandan çıldıracak gibi oluyordur insan bshaha. Biraz toparlanıp boşa çıkınca dinleyeceğim mutlaka.

      Yanıtla
      • 16 Mart 2020 tarihinde, saat 12:46
        Permalink

        Çok teşekkürler. Bu da heyecan verici de asıl bundan sonrası için çıldırıyorum. Çok sabırsızlanıyorum. Bütün yaz pislik vokal yapmayı öğrendim, ağzımdan saçma sapan sesler çıkıyor. Aşırı heyecanlıyım stüdyoda o şarkıları söylemek için. Bu albümde prodüksiyon ve bas gitar da yok, çok eksik ve amatör bir şey. Aynı hataları tekrar yapmadan dinlemek istediğim müziği yapacağım. Yakında haber ederim yine buradan, hatta ilk promomu da size gönderirim.

        Yanıtla
    • 16 Mart 2020 tarihinde, saat 15:48
      Permalink

      Olumlu/olumsuz eleştiri almak istiyorsundur diye düşünüyorum o yüzden fikrimi belirteyim. Sorun olarak gördüğüm en büyük şey bölümler arasında geçişlerin bazı yerlerde çok uyumlu olmaması, rifften riffe atlarken bazen birbirleriyle alakasız ya da gereğinden kısa/uzun olabiliyorlar. Onun dışında gayet iyi fikirler var, ilk projede daha oturmamış olması normal. Deathspell Omega bile kaç albümde oturttu tarzını.

      Yanıtla
      • 16 Mart 2020 tarihinde, saat 17:50
        Permalink

        Tabii ki de her türlü eleştiri hoşuma gider. Vakit ayırıp dinleyip eleştirdiğiniz için çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum. Geçişler benim de kafamı kurcalıyordu, bundan sonra daha dikkat edeceğim.

        Yanıtla
  • Geri bildirim: Tek Atış: Hunters Chorus – Starcrosser – Metalperver

  • 21 Nisan 2020 tarihinde, saat 10:52
    Permalink

    Valla evde çalışma dönemlerinde, hele grup keşfi konusundan hiç çalışkan olamayacağım dönemlerde liste müthiş gidiyor gerçekten, bir teşekkür borç bilirim.

    Yanıtla
  • 7 Mayıs 2020 tarihinde, saat 01:58
    Permalink

    liste müthiş yine. mnemocide’ı çok sevdim. albümü çıkınca mutlaka göz atmaya çalışacağım.

    Yanıtla
    • 7 Mayıs 2020 tarihinde, saat 02:23
      Permalink

      Teşekkürler.🤘 Gorefest sevenlere ilaç gibi grup Mnemocide ya resmen, ben de heyecanlıyım onlara.

      Yanıtla
  • 13 Ağustos 2020 tarihinde, saat 16:39
    Permalink

    NOÊTA – Beyond Life and Death

    2017’de çıkmış. Black ambient folk diye geçiyor. Albümün tabiatına uymadığını düşündüğüm için Beyond Death’i sürekli atlasam da, genel olarak son derece etkileyici bir eser. Özellikle Dead Soil, yıkıp geçiyor. Darkher sevenlere tavsiye ederim.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.