God Dethroned – Illuminati

Merhaba.

Kariyeri boyunca neredeyse hiç gerçekten kötü bir albüm yayımlamamış, buna karşın hiçbir zaman da belirli bir seviyenin üzerine çıkıp A sınıfı No Frost buzdolabı gücünü gösterememiş Hollandalı God Dethroned, otuz yıla yaklaşan kariyerindeki 11. stüdyo albümü Illuminati ile karşımızda.

Sert, karanlık ve melodik bir death metal üreten God Dethroned, zamanla melodi dozajını arttırıp önündeki blackened sıfatıyla ilgili soru işaretlerine neden olduysa da 2017’de yayımladığı bir önceki albümü The World Ablaze (çok iyi), 2010’daki Under the Sign of the Cross (bu da) ve daha önceki Passiondale‘de (bu o kadar değil) kullandığı I. Dünya Savaşı teması, kendilğinden ekstra bir gaddarlık ve yıkım gücü katıyordu zaten. Son albümde bir parça melankoli bile vardı hatta… Neyse, bu üçlemeyi sonlandıran God Dethroned, bilin bakalım Illimunati‘de neden bahsediyor?

Özgür masonlar, okültistler ve komplo teorisyenlerini hedef alan Illuminati, büyük oyunu bozuyor adeta. Atatürk’ün Meksika’daki gizli Kuçu Kuçu altınlarıyla ilişkisini ortaya koyuyor… Şaka bir yana, böylesi karanlık ve derin bir temayı kurcalarken dümdüz blast-beat giden, tek boyutlu bir müzik yapamazsınız ve God Dethroned da bugüne kadar yaptığı belki de en çeşitli albüme imza atarak Illuminati‘yi koro vokallerle, orkestral düzenlemelerle, melodik gitar sololarıyla, türlü tatlılıklarla bezemiş. Prodüksiyon hala kıtır kıtır olsa da God Dethroned artık daha yumuşak bir müzik yapıyor kısacası ve belki de Hollandalıların bir türlü yapamadığı sıçrayış bu tercih sayesinde gerçekleşir, belli mi olur?

Orta tempoda seyreden, koral düzenlemelerle epikleşen ve hem nakaratı hem de çok beğendiğim melodik solosuyla akıllarda yer eden açılış parçasından sonraki Broken Halo, maalesef bu müzik türünde artık ondan etkilenmeden iş yapılamaz hale geldiği için biraz fazla BEHEMOTH etkisi taşıdığı için beni kaybetse de (abartmışlar gerçekten; dümdüz Behemoth şarkısı ya bu) arkasındaki Book of Lies, adından da anlaşılacağı üzere nefret saçıyor ve bu nefretle ters orantılı bir tempo ve sıradan riflerle açılsa da 2. nakarattan sonra harika tremolo gitarlar ile yine bildiğim, sevdiğim God Dethroned hissini veriyor.

Spirit of Beelzebub ve Satan Spawn, albümün yükünü çeken yüksek tempo, gaz şarkılar ama aman aman bahsedilmeye değerler mi? Hayır. Fakat Gabriel, ilk dinleyişten albümdeki favorilerimden biri oldu. Tabii basit melodisi, her an aşırı tempolanıp birden HYPOCRISY‘ye (Fractured Millenium sevenler ne demek istediğimi anladılar) dönüşecekmiş gibi hissettiren girişi, arkadaki atmosferik klavyeleri vs. çok iyi ama işin aslı bu şarkının ömrü de “I AM GABRIEL!” diye bağırmaktan ne kadar hoşlandığınıza bağlı, haha. Bir de öncesindeki iki bodos şarkıdan sonra bu şarkının ana melodisi gerçekten biraz alakasız duruyor.

Son bölümdeki Eye of Horus da koro vokalleriyle, ride zili çınlamalarıyla açılıp yine mi ulan?! dedirtse de neyse ki sonradan daha bir God Dethroned ayarında ilerliyor. Şarkının nakaratında yer alan, anlık girip çıkan koro ilginç bir tat olmuş; şaşırtıyorsun insanı God Dethroned. Sondaki kırk saniyelik Dominus Muscarum ve Blood Moon Eclipse‘in olayını ise çözemedim. Albümün kalanından farklı tınlıyor bir defa ve eğer bir yayın kanalı aracılığıyla dinliyorsanız başka bir albüme falan geçildi sanıyorsunuz. Vokaller bile bambaşka. Başka zaman mı kaydettiler, bonus mu, şaka mı bilemiyorum. Neyse, en azından bam-güm giden canavar bir parça da gider ayak tatlar tuzlar saçılmıyor yerlere.

Kısacası Illuminati, God Dethroned’u vezir de yapmaz, rezil de yapmaz… Hayatımda bu kadar dandik bir yorumda bulunmamıştım herhalde bir albümle ilgili ya, haha. God Dethroned hayranıysanız bazı farklılıklar görüp şaşırabilir, eğlenceli vakit geçirebilirsiniz bir süre ve hiç God Dethroned dinlemediyseniz ya da ne bileyim, The Satanist‘e tapıyorsanız iyi bir başlangıç noktası olabilir ama çabuk tükenecek bir albüm gibi görünüyor. 8-10 dinlemede sıkılmaya başladım bile. Birkaç ay sonra üç, hadi güzel hatırınız için dört şarkı haricinde unutulur bana kalırsa… Beş puan da kapağa, renklere falan vereyim hadi. Akşam pazarı.

68/100


Kendimize koyduğumuz hedefe ulaşmamız için 15 kişiye ihtiyacımız var. Biri sen misin?

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.