Barshasketh – Barshasketh

Merhaba.

Pokemon severler var mı aranızda bilemiyorum ama ilk bakışta Batushka’nın evrim geçirmiş, üçüncü hali gibi dursa da aslında Barshasketh 2009 yılında Yeni Zelanda’da kurulan ve geçtiğimiz günlerde kendi adıyla yayımladığı yeni albümü öncesinde üç stüdyo albümüne daha imza atmış, bir süredir ortalarda bulunan bir isim.

Black metali ne kadar sevdiğim malum, fakat eğri oturup doğru konuşalım; standartın dışına çıkmayı başarabilen, kökleşmiş dinamiklerle modern pratikleri çok iyi birleştirebilen ya da black metale tamamen yeni bir şeyler sunabilen gruplar haricinde bu türde gerçekten haddinden fazla bir üretim söz konusu. Şikayet ettiğim bir konu değil kesinlikle, çünkü dinleyici olarak halaya durma sebebi bu sonuçta. Fakat bu kadar çok üretim olması, gruplar adına şöyle bir sıkıntıya neden oluyor: Black metal hayranı dinleyicilerin çok büyük bir bölümü, başta belirttiğim türden işler yapan yeni gruplar dışında zaten bu türü sevmelerini sağlayan o görkemli grupları, efsane albümleri tercih ediyor sıklıkla. İnsanların ucu bucağı olmayan black metal dünyası içerisinden özenle seçtikleri, artık gündelik yaşamlarının bir parçası haline getirdikleri gruplardan ve albümlerden oluşan o elit birliklerin arasında yeni bir grubun ortalama bir albümle kendine yer bulabilmesi pek kolay değil. Velhasıl iyi olmak bile yetmiyor bazen artık black metalde, çok iyi olmak lazım. Vitamin reklamı gibi oldu böyle söyleyince de.

Ne diyorduk; Barshasketh’in yeni albümü, evet. Günümüzde çıkan birçok yeni grup gibi Barshasketh de Deathspell Omega ve Mgła gibi tınlıyor başta. Zaten Barshasketh‘in sorunu da bu aslında biraz; bu iki grubun tesir gücü benzer olsa da ne kadar farklı şekillerde müzik yaptıkları malumunuz sonuçta. Bir de albümü dinlerken eminim pek çok yer kulağınıza batacak ama Consciousness II‘nin ortasında artık insanın tadını kaçıracak kadar ayyuka çıkıyor bazı etkilenimler. Yine de grubun tek yapabildiğinin modern öncüler olarak gördüğümüz bazı grupları kalbur üstü bir seviyede taklit etmek olmadığı da anlaşılıyor birkaç dinleme sonrasında.

Zaman zaman EMPEROR vari işlerle (Rebirth‘te bir ara gerçekten müziği Ihsahn yönetiyor sanki), bazen TAAKE saldırganlığıyla ve hemen hemen her şarkıda bulabileceğiniz melodik riflerle black metalin İskandinav kökleriyle temasını kaybetmeyen bir albüm yazmış Barshasketh. Tabii bir yandan uyumsuz olmaya çalışıp neden sonra aniden melodikleşen, ardından da bir anda atmosferik bir tabana geçen gitarlar nedeniyle albümün kimyasını yakalamak pek mümkün olmuyor ama en azından yüzeysel bakan biri için pek çok şey olup bitiyormuş gibi görünüyor.

Albümdeki hiçbir şarkı ilk dinlemeden vurucu olabilecek türden değil ve karman çorman bir yığının içerisinden kıymetli şeyleri çekip çıkarmak dinleyiciye kalıyor. Grubun black metale ne kadar hakim olduğu ortada, fakat potansiyelini hiç yansıtamıyor sahaya ve saç baş yolduruyor adeta.

Bir grubun kendi adını taşıyan bir albüm çıkarması, benim gözümde bir beyan anlamı taşır. Grubun manifestosunu sunduğu, belirli bir duruş sergilediği ya da atıyorum her şeye sıfırdan başladığına dair bir işaret ararım genelde bu tip albümlerde. Bu açıdan bakınca 90’larda çıkmış, kuzeyin çocuğu melodik black metal gruplarındaki görkemli ve soğuk atmosferi alıp modern black metalin ahenksizliğinin altına yerleştirmeye çalışmak ise eğer Barshasketh’in olayı, bunu anlayabilir ve takdir edebilirim ama bu albüm özelinde başarılı olduklarını söylemek imkansız.

Eminim taban tabana zıt fikirlere sahip birileri çıkacaktır ama bu Barshasketh’in vasat bir albüm yaptığı gerçeğini değiştirmeyecek bence. Bir defa dinlerseniz çok seversiniz ama dinledikçe ilüzyon dağılıyor ve anlamsız gelmeye başlıyor her şey. Ceza sahası çevresinde yüzlerce yan pas yapıp sonra da kalecisine dönen futbol takımı gibisin Barshasketh.

63/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Barshasketh – Barshasketh” için bir yorum

  • 25 Ocak 2019 tarihinde, saat 12:03
    Permalink

    O kadar övüldü ki bu albüm, vasat bulan bir tek ben varım diye düşünmeye başlamıştım. Hislerime tercüman olmuşsun valla ahah.

    Ayrıca “ilk bakışta Batushka’nın evrim geçirmiş, üçüncü hali gibi durması” hayatımda gördüğüm en iyi tespit. +rep

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.