Aura Noir – Aura Noire

İt köpeğin en yakın dostu, serserinin yol arkadaşı, hayırsızın biricik sırdaşı Aura Noir’ın yeni albümü Aura Noire’ı inceleyeceğim bugün, merhaba.

Testislerinin kudreti arşa ulaşan üç efsane müzik adamı, Aggressor, Apollyon ve Blasphemer’dan kurulu black/thrash metal efsanesi Aura Noir, hayranlarının hatırlayacağı üzere son albümü Out to Die‘ı 2012 yılında çıkarmıştı ve hatırı sayılır bir süredir sessizliğini koruyordu. Nihayet altı yıl aradan sonra grup oldukça kısa bir sürede kaydettiği altıncı albümüyle karşımızda.

Aura Noir’in kendi başına devam ettirdiği bir mücadelesi var; grup, henüz metal müziğin alt dallarının günümüzdeki kadar belirgin olmadığı bir dönemde, herkesin thrash metal gibi göründüğü ama bazılarının diğerlerinden biraz daha metal olduğu o döneme ait bir müzik yapıyor. VENOM gibi, BATHORY gibi, CELTIC FROST ve SARCOFAGO gibi isimlerden söz ediyorum. Kuruluşunun 1993 yılına uzandığını göz önüne alınca Aura Noir de bu isimlerden biri sayılır zaten, fakat günümüzde aynı geleneği sürdürerek müzik yapan bir tek onlar kaldı, ki bu bence mükemmel bir hadise.

Beni ve yazılarımı takip edenler ne kadar arsız bir Aura Noir hayranı olduğumu bilirler, o nedenle Dark Lung of the Storm‘un ilk beş saniyesi itibariyle ben zaten albümü sevdiğime karar vermiştim çoktan. Nitekim daha önce Aura Noir dinlediyseniz ve duyduğunuz şeyler hoşunuza gittiyse, tıpkı benim gibi henüz ilk parça sona ermeden bu albümü de seveceksiniz.

Ride adı verilen, o çın çın ritim tutan zili adeta dövüyor Apollyon. Agressor ise kaos habercisi çirkin vokaliyle gerçekten abuk subuk sözleri haykırıyor basını gümbürdetirken. Elbette Blasphemer da boş durmuyor; kazıyor gitarını adeta. The Merciless ayarında bir tempo ya da Deep Tracts of Hell gibi bir black metal saldırısı beklemek yalnış olur ve madem bu topa girdik; albümde bir, hadi bilemediniz iki parçanın biraz sırıttığını da söylemek mümkün belki ama Hades’in çocukları hala bu türün en büyüklerinden biri olduklarını herkese ispat edecek kadar insafsız, Fenriz‘e boyun fıtığı yaşatacak kadar old school ve milenyum çocuklarının burun kıvıracağı kadar leş bir müzik yapmaya devam ediyor. Bu da bana yetiyor açıkçası, haha.

Norveç’in yeraltı sahnesinin önemli isimlerinden OBLITERATION‘ın davulcusu Kristian Valbo ile beraber yazılan The Obscuration, kanyonlar kükreten, Apollyon’un durmak bilmez davulları ve Blasphemer’ın kazımasyon gitarlarıyla coşan Demoniac Flow, gerçekten de yeni DARKTHRONE parçası diye sağa sola yaysam kimsenin sesini çıkarmayacağına emin olduğum Cold Bone Grasp ve nedense bana fazlasıyla ANNIHILATOR‘ı anımsatan Outro, albümdeki favorilerim oldu. Hele ki Demoniac Flow dinlerken bir ara resmen MOTORHEAD – OVERKILL dinliyormuş hissi geliyor ki; of ulan yine gaza geliyorum konuştukça, durun tamam. Ya Mordant Wind‘in solosu da çok gaz, onu da eklemeden geçmeyeyim. Ulan resmen tüm albümü saydım yine.

Açıkçası kimsenin favori albümü olacağını sanmıyorum ama Aura Noire taş gibi bir black soslu thrash metal albümü. Aura Noir cephesinden bakıldığında çok daha iyi olabilecek anları ve özellikle de kulak tırmalayıcılık/sinir bozuculuk noktasında hayal kırıklıkları var. Ancak bunlar, standartı inanılmaz yüksek olan bir grubun kendi dinamikleri içerisinde yapılan değerlendirmelere göre ortaya çıkabilen, genel ile kıyaslanması mümkün olmayan sorunlar. Yoksa herhangi bir Aura Noir albümünün bu müzik türünün genel dinamikleri çerçevesinde kötü olma gibi bir ihtimali yok. Yirmi beş yıldır bu gerçek hiç değişmedi ve bundan sonra da değişeceğini sanmıyorum. Canım Aura Noir’im benim.

86/100

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Aura Noir – Aura Noire” için 2 yorum

  • 4 Mayıs 2018 tarihinde, saat 09:38
    Permalink

    Neredeyse bir milenyum çocuğu olduğum için çok ısınamadım aura noire ama Korhan’ın müzik övmesine her zaman varım.

    Marduk yeni albüm çıkarsın da burada ağzımızdan salyalar saça saça övelim.

    Yanıtla
    • 4 Mayıs 2018 tarihinde, saat 13:05
      Permalink

      Yedi gün üst üste Marduk – Viktoria kritiği yayınlayabilirim ya, hazırlıklı olun şimdiden haha.

      Aura Noir için yapacak bir şey yok, diğer tüm albümleri de üç aşağı beş yukarı bu ayarda çünkü. Fakat şahsi favorim olan Deep Tracts of Hell’e bir şans vereni önerebilirim. Yoksa gerçekten de eski kafalı adamlar eski kafalı adamlara eski kafalı müzik yapıyorlar, gibi bir durum var.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.