Esmerine – Mechanics of Dominion

Godspeed You! Black Emperor’ın kurucu üyelerinden davulcu Bruce Cawdron ile Silver Mount Zion’dan tanınabilecek Rebecca Foon’un ortak projesi olan Esmerine, bazılarınızın hatırlayabileceği üzere geçtiğimiz yıllarda ülkemize uğramış, bu esnada aldığı beklenmedik bir teklifle Montreal-İstanbul arasında keyifli bir bağlantı yaratan “Dalmak” albümünü yapmıştı. Ben de grubu bu sırada tanımış ve özellikle Türk müzisyenlerin geleneksel enstrümanları ile zenginleştirdikleri albümü bir hayli beğenmiştim.

Minimalist bir tavır ile post-rock tabanında yer alan Esmerine müziğini piyasadaki pek çok buruk post-rock projesinden ayıran özellikle grubun klasik müzik ve oda müziği ile kurduğu yakın temas. Doğu Avrupa ve Türk halk motifleri ile kendi soğuk, buruk ve sakin müziğini çok iyi birleştiren Esmerine’in yeni albümü Mechanics of Dominion, artık Montreal’den çıkan neredeyse diğer her albüm için benzerini söyleyebileceğimiz şekilde ilhamını gezegenin kötü gidişatından alarak bozulan iklimlerden dem vuruyor. Elbette var olmanın dayanılmaz hafifliğini de arada hatırlatmayı ihmal etmiyor.

Esmerine müziği hakkında ilk farkına varılabilecek şey grubun müziğini oluşturan enstrümanların çeşitliliği olsa gerek. Yeni albümde de bu durum değişmemiş. Kromatik gamlar eşliğinde insanı transa sokan marimba gibi, Mozart ve Hendel’in pek sevdiği glockenspiel gibi alışagelmişin dışındaki perküsyon aletlerinin yanı sıra müzik kutusundan piyanoya, çeşit çeşit yaylıdan üflemelilere kadar bildiğimi rock müzik enstrümanları haricinde dünya kadar başka enstürmandan beslenen bir müzik karşılıyor insanı. Hal böyle olunca da dinle dinle bitmiyor Mechanics of Dominion.

Grubun şimdiye kadar dört albümünü dinlemiş biri olarak (toplamda altı albümleri var) rahatlıkla söyleyebilirim ki Esmerine’in şimdiye kadar yaptığı en dinamik, en zengin ve en dolu albüm Mechanics of Dominion. Neoklasik müzik, folk, caz, barok, rock ve çağdaş müziğin güçlü esintilerini taşıyan, beslendiği türler bu denli fazla olmasına karşın grubun minimalist tutumundan ödün vermediği bir albüm. Yalnız, üzgün gezegenimiz romantizmi yapmayı hiç istemediğim için detayına giremeyeceğim ancak beklentisi olanlar için albümün bu yöndeki tavrı da gerçekten kayda değer ölçüde. Tabii albümün enstrümantal olduğunu da belirtmek gerek galiba. Geç mi kaldım ya bunu söylemek için, ups.

Tüm bu çeşitlilik içerisinde grup post-rock çizgisini kaybetmemiş ve özellikle albümü aynı ismi taşıyan parçada grubun post-rock halini bir tutam deneysellik ile birlikte gözlemlemek mümkün. Aynı şekilde La Penombre, La Plume Des Armes veya Que Se Vayan Todos (Arjantin, 2001; bir bakın) ile avant-garde perspektifin yüceltildiği ve üstün müzisyenlikle duygunun birleştiği harika anlara tanıklık edebilirsiniz. The Space In Between‘in bir avuç tuşa vurarak yapabildikleri, La Lucha Es Una Sola‘yı bir anda olduğundan kat be kat büyüten harika Brian Sanderson üflemelileri ve daha pek çok hakkında konuşulması gereken an barındırıyor albüm.

2013 yılında Dalmak için bir kritik yazarken sonunda grubun daha çok tanınması gerektiğine dair düşüncelerimi dile getirmiştim. Yine aynı şeyi yapmakla yükümlü hissediyorum kendimi doğrusu; daha doğrusu Mechanics of Dominion’un gücü beni bunu yapmaya zorluyor. Esmerine, grup elemanlarının üstün yetenekleri doğrultusunda dokunmak istediği her türde çok iyi örnekler sunan, fazlasıyla zengin ve iyi müzik yapan bir grup. Mechanics of Dominion eminim grubu daha yukarı çıkaracaktır ve yılın en güzel albümlerinden biri oldu benim için de; umarım okurun gözünden kaçmaz.

Not: Grubun videoları muhteşem değil mi?

87/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir