Zifir – Kingdom of Nothingness

Türkiye’den bu yıl peş peşe çıkan black metal albümleri beni fazlasıyla mutlu ediyor. Bir dönem çıkan her albüm için “ülkede metal yapılıyor yahu” diye sevinirken şimdilerde dünya metal piyasasındaki türdaşlarından zerre eksiği olmayan, hatta artıları olan albümlerin pat pat önümüze düşüyor olması nasıl mutlu etmesin ki? Daha iki ay içinde şurada önce DISHEARTEN, sonra OHOL YEG ve şimdi de ZİFİR’i çok iyi albümlerle konuk edebilmek müthiş bir his.

Elbette üstteki paragraf daha önce Türkiye’de iyi metal yapılmıyordu anlamına gelmiyor. Bilhassa ikinci albümü “Protest Against Humanity” ile zaten iyi işler yapacağını gösteren ZİFİR; logosuyla, albümlerinin baştan savmalıktan alabildiğine uzak olmasıyla ve bence çok iyi seçilmiş ismiyle işe gayet olgun yaklaşan ve uzun zamandır ortalıkta olan bir grup. “Kingdom of Nothingness” ile de bu olgunluğu biraz daha ileriye taşıdıklarını söylemek de gayet yerinde olacak.

 

İçeriğinden henüz bir tek nota duymamışken dahi “Kingdom of Nothingness” beni çarpmayı başarmıştı ve bunun sebebi elbette ki geleceği görme (duyma?) yetim değil, kapağın etkileyiciliğiydi. Ukraynalı Vergvoktre mahlaslı arkadaşın elinden çıkan kapak renk paletiyle olsun, konseptiyle olsun bir black metal albümü için biçilmiş kaftan olması bir yana, bakanın üzerinde bir ürperti yaratıyor adeta, neredeyse Lovecraft atmosferinde bir ürperti hem de. Albümü dinlemeye başlayınca da görüyoruz ki aslında dinleyiciyi içerikteki müziğe hazırlamak için büyük bir rol de oynuyor.

Bir takım manyaklar beni bir yere bağlayıp “Kingdom of Nothingness”ı iki kelime ile tarif etmem gerektiğini, yoksa başıma çok fena şeyler geleceğini söyleseler ağzımdan düşünmeden çıkan bu iki kelime ayin ve karanlık olurdu. Özellikle, Onur tarafından icra edilen hem ön, hem de arka plandaki vokallerin yarattığı ayin atmosferi bu vokaller derinleştiği zaman birkaç kat daha koyulaşıyor ve o zaman albüm kapağı daha da bir anlamlanıyor. EPISODE 13’den de tanıdığımız Nursuz’un da davullarıyla bunu pekiştirdiğini söyleyebiliriz. Müzikte iyiden iyiye İskandinav black metali etkileri görülmeye başladığı zamanlarda yürüttüğü kusursuz blast beat’lerden, atmosferin yoğunlaştığı zamanlardaki daha temiz yürüyüşlere geçişleri legoların birbirinin üzerine oturup daha büyük bir oluşumun inşasına imkan sağlaması gibi müziğin farklı öğelerinin birbirini güçlendirmesini yaşatıyor. Davulun bu geçişlerine gitarların da benzer dönüşümlerle eşlik etmesi ve bunlar arasındaki uyum ZİFİR’in olgunluğunun kanıtının bir anıtı gibi duruyor karşımızda.

Yukarıda İskandinav black metali dedik, açalım biraz madem. Her ne kadar USBM ve avantgarde etkileşimli yeni dalga progresif black metal epeyce atılım yapıyor olsa da hepimizin (çoğumuzun diyelim hadi) gönlündeki asıl kara metalin her daim Avrupa’nın kuzey yakasından gelen hali olduğu bir gerçek. ZİFİR de içten içe bu hissi paylaşıyor olsa gerek ki, “Kingdom of Nothingness”ın üzerinden damlayan ilhamlar kendini gizleme ihtiyacı bile hissetmiyor (ki zaten neden hissetsin, benimki de laf). Albümü tanımlamakta kullandığım iki kelimenin üzerine bir üçüncü olarak soğuk eklemek de boynumun borcu hale geliyor burada. Öylesine rifler var ki (Echoes from Nowhere diyeyim) üzerlerinden adeta buzlar damlıyor.

Yavaş yavaş toparlayalım madem. Yer altı piyasasından taş gibi albümlerin çıkmaya devam ettiği bir yılda “Kingdom of Nothingness”ı da bu taş gibi albümlerin arasına yazabilirsiniz. Soğuk Kuzey Avrupa black metalini özleyenlerin de, black metalini Satanizm ayini soslu sevenlerin de aradıklarımı bulabilecekleri bir albüm yapıp çoğunlukla birbirinden ayrı düşünülen bu iki tarafın birbirinin üzerine basmamasını sağlamak ZİFİR’in büyük bir başarısı benim gözümde. Dinleyin, dinletin, destek olun. Hayır, sırf Türkiye’den çıktıkları için değil, gerçekten iyi oldukları için.

84/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Zifir – Kingdom of Nothingness” için 2 yorum

  • 11 Ekim 2017 tarihinde, saat 13:20
    Permalink

    Çok iyi albüm gerçekten. Tekinsiz ve karanlık bir atmosferi var. Türkiş BM kulvarında “Beyond This World’s Illusion” ile birlikte kafaya oynar. (Yerli gruplar bizi yavaştan şımartmaya başladı.. kulvar falan 🙂 )

    Yanıtla
    • 13 Ekim 2017 tarihinde, saat 10:53
      Permalink

      Çok güzel bir şımarıklık değil mi ama? 🙂

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir