Satyricon – Deep Calleth Upon Deep

İlk üç albümüyle kendisini bir black metal efsanesi olarak tarihe ebediyen yazdırmış bir grup SATYRICON. “Nemesis Divina” gibi bu etiket altında yapılmış en iyi şeylerden bir tanesine imza atan grup her ne kadar sonradan farklı şeyler deneyip çok fazla eleştiri alsa da bu katiyen değişmeyecek bir gerçek. O çok fazla eleştirinin odak noktalarından biri olan “Now, Diabolical”ı bile öyle ya da böyle seven, o nağmeler eşliğinde az bira tokuşturmamış bir dinleyici olarak sonradan gruptan kısa bir süre de olsa neden koptum bilmiyorum; ama 2013’te çıkarttıkları, grubun kendi adını taşıyan albümle olan geri dönüşüm baya şaşkınlıkla birlikte olmuştu, ki sanıyorum herkes için de benzer olmuştur.

Tekrar üzerine basalım ki grubun kendi adını taşıyan bir albümdü bu; ve işi tuhaf yapan da adı black metal ile ayrılmaz bir bütün olan SATYRICON’un black metal ile pek de alakasız işler yapmasıydı o isim altında. Albüm elbette ki yine çok fazla eleştirilse de (en azından benim gözümde) hala oldukça düzgün bir iş olduğu için pek sıkıntı yoktu. Satyr ve Frost gibi buraların iki efsane adamını da gömmek zaten o kadar kolay olmamalı.

“Deep Calleth Upon Deep” de yine soru işaretleriyle geldi elbette. Satyr’in boğuştuğu kanserin grubun müziğini ne denli etkileyeceği tartışırken bir de Edward Munch’ın albümün kapağı olarak kullanılan Dødskyss çizimi “bu nebçim kapak“ eleştirilerine maruz kalınca grubun gidişatından zaten memnuniyetsiz olan hayranlar tabir-i caizse “Deep Calleth Upon Deep“i henüz çıkmadan yerin dibine soktular. Halbuki bence bu kapak çok şahane ya, bilmiyorum yalnızca ben mi çok fazla beğendim ama o ölüm öpücüğünün yarattığı tüyler ürperticilik çok metal bir şey. Munch hayatta olsaydı SATYRICON’u çok fazla sevmezdi belki; ama neyse ki konumuz bu değil.

Ben de buradan albümü yerin dibini sokan o kitleye “de hadi“ demek istiyorum müsaadenizle. “Satyricon“ albümünün devamı denebilecek bir albüm olsa da “Deep Calleth Upon Deep“ o albümde yakalanan rock tınısının black metal ile bir çarpışmasını yakalayarak nefis bir noktaya konuşlanmış bence. DARKTHRONE’un gittiği punk tabanlı yönü (aslında müzikal açıdan çok da fazla benzemese de) akla getiren bu gidişat, usta müzisyenlerin elinden çıkınca albümün büyük bölümünde müthiş bir dinleti sunuyor. Burada albüm kapağının güzelliğinin yanında albümün yapısına uygunluğu da bence iyiden iyiye göze batar hale geliyor: metalin, daha naif bir yapıya kondurduğu bir buse gibi canlanıveriyor müzik gözlerimizin önünde. Neler diyorum ben böyle ya.

Black metal şarkılarına konulsa zerre sırıtmayacak rifler ile bu hard rock yaklaşımını birleştiren, albümdeki iyi şarkılardan biri olan Midnight Serpent ile açılan albüm, özellikle basit yapısına rağmen dile dolanıveren To Your Brethren in the Dark ile iyiden iyiye tırmanmaya başlıyor. Albüm ile aynı adı taşıyan Deep Calleth Upon Deep şarkısının nakaratı, nakaratta kullanılan ince arka vokaller, peşinden gelen The Ghost of Rome’un rifleriyle yalnızca iyi bir albüm olmanın ötesinden uzun zaman sonra SATYRICON tekrar heyecan verici bir hale geliyor ki, bu birçok şeyden daha değerli.

97ABBEC1-DF0A-45B4-B3DD-E738EC2F5B2A

Heyecan verici ve övgüye kesinlikle mazhar bir albüm olsa da “Deep Calleth Upon Deep“ pek tabii ki öyle mükemmel, yıllarca adı anılacak bir albüm değil. Özellikle kapanışa doğru oldukça tekdüzeleşiyor ve Burial Rite iyi bir şarkı olsa da çok uzun olmamasına rağmen bir türlü bitmek bilmiyor gibi geliyor ve bu elbette iyiye işaret değil. Eğer ki ilk beş şarkıdaki tutarlılık ve basit gösterilmiş zenginlik albümün 44 dakikalık süresinin tamamına yayılabilseymiş, bu paragrafın ilk cümlesi belki de olumsuz bitmeyebilirdi. Şu haliyle ise SATYRICON’u yalnızca benim için değil, tahminimce epey büyük bir kitle için tekrar takip edilmesi gereken bir grup kategorisine sokmuş olması ile önemli bir albüm; ancak o kadar.

77/100

399C3014-E46E-420E-878D-8A10D1E8EE58

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir