Vulture Industries – Stranger Times

The Tower” ile kendi kimliğini bulan ve bence avangard metaldeki önemli gruplardan biri haline gelen VULTURE INDUSTRIES, albüm kapağına da yansıyan karikatürize havayı müziğine çok iyi yedirmişti. Fazlaca şımarıklığa asla kapılmayıp, hafif oyuncu bir yaklaşımla ciddi hikayelerin iyi bir füzyonunu yakalayabilen grup kafamda bir süre durmaksızın o albümden melodilerin dönmesine sebep olmuştu. Sebep olmuştu deyince sanki şikayet ediyormuşum gibi oldu ama öyle değil. Hala Blood on the Trail gibi, The Hound gibi güzellikleri açıp açıp dinliyorum seve seve.

Bu kadar sevdiğim bir kayıttan sonra grup bir “crowdfunding“ işine girip hem yeni albüm, hem de bir Avrupa turnesi için destek bekleyince pek tereddüt bile etmedim doğrusu. Albüm kapağın ilk tanıtıldığında “The Tower“a nazaran daha renkli ve biraz daha şımarık olması biraz gözümü korkuttu açık konuşmak gerekirse, çünkü özellikle bu tarz müziklerde birdenbire ciddiyeti tamamen kaydedip kendinin zayıf bir kopyası haline gelmek pek de uzak bir olasılık değil. Neyse ki VULTURE INDUSTRIES “Stranger Times“ ile bu tuzaklara düşmeyecek kadar zeki ve becerikli olduğunu göstermeyi başarıyor. Ancak…

Elbette bu demek değil ki her şey güllük gülistanlık. Albüm, en azından benim gruptan beklediklerimi göz önüne alınca, tek kelimeyle mükemmel başlıyor. Dile dolaşan nakaratı ve rengarenk vokalleriyle Tales of Woe, karamsarlığı ve güzel sözleriyle As the World Burns, albümün en uzunu ve yaptıkları en progresif şarkılardan biri Strangers ile albüm, bu yazıyı ben değil de Melih Gümüşbıçak yazıyor olsaydı söyleyeceği gibi, bombaları ardı ardına patlatıyor. Maalesef ki bundan sonra işler aynı seviyede devam edemiyor.

The Beacon‘dan itibaren albüm Akbaba Ltd. Şti.’den beklediğimiz (kendilerine olan sevgimi size de yansıtıyorum gördüğünüz gibi) şahaneliği tamamen koruyamasa da ara ara yine güzel anlar yaşatabiliyor neyse ki. Özellikle kapanış şarkısında grup daha önce denemediği daha derin işlere girişerek müziklerinin gelişme aşamasının henüz tamamlanmadığını gösteriyor gibi, ki bu hiç fena bir haber değil aslında. Sorun şu ki, kapağı gördüğüm zaman beni korkutan ihtimalin belki de tam tersinin gerçekleşmiş olması problemler yaratıyor. VULTURE INDUSTRIES ip üzerinde monosiklete binen bir filli kapağının aksine, albümün çoğunda fazla ciddileşiyor. İşin avangardlık kısmını elden bırakmadan nispeten daha progresif sularda gezinen bir hard rock albümü ortaya çıkartmışlar ancak bu şekilde. Maalesef ki bunu yaparken parlayacak şarkılar yazmayı da çok fazla başaramamışlar.

Sanırım bir albümden ya da bir gruptan beklentilerimiz ne kadar büyükse o kadar sorun yaşıyoruz (bakın yine yaptım). VULTURE INDUSTRIES’i daha önce duymamış olsam, ilk üç şarkının da gazıyla “Stranger Times“ı oldukça sevebilirdim. Yine sevmedim dersem yalan olur da, açıkçası albümleri baştan sona dinleme alışkanlığı olan birisi olarak, ilk üç şarkıdan sonra iple çektiğim hiçbir şey olmaması epeyce canımı sıkıyor doğrusu. Grubu daha iyi tanımak ve daha iyi bir albüm dinlemek istiyorsanız “The Tower“ı dinleyin; ama “Stranger Times“a da siz bir şans verin yine. Hiçbir şey için değilse bile bence oldukça eşsiz olan vokallerin bir tadına bakmak için.

74/100

Not: Bu arada yukarıda değindiğim Avrupa turnesi de gerçekleşiyor ve birkaç hafta sonra konser izlenimlerimle de yine bu satırlarda grubu konuk edeceğiz.

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Vulture Industries – Stranger Times” için 3 yorum

  • 26 Eylül 2017 tarihinde, saat 14:35
    Permalink

    3 yıldır en çok beklediğim albümlerden biriydi, beklediğime de değdi. Şeker gibi albüm olmuş. Crowdfunding’in de hakkını veren bir prodüksiyon olmuş ayrıca.

    Elbette The Tower’dan daha iyi değil, Tower’ın çıtası çok yüksek. Ancak gerçekten de albümün ilk yarısı o kadar güzel ki ortalardaki kopukluğu/tekdüzeliği kritiği okuyup bir kez daha dinleyince fark eder gibi oldum. Yine de benim için “my body, my blood” dışında vasat şarkı yok şimdilik. Kapağı ve animasyonlu klibi de çok beğendim, tam sevdiğim tarzlara yakın çizimler.

    3 yıl önceki The Tower kritiğinde hem albümü hem de grubu tanıtan ve o zamandan beri bu albümü beklememi sağlayan bu kritiğin yazarına da teşekkürü borç bilirim.

    Yanıtla
    • 26 Eylül 2017 tarihinde, saat 15:19
      Permalink

      Valla mutlu ettin beni abi, esas ben teşekkür ederim.

      Bu arada çizimlerin sahibi, Vulture Industries’le de sanırım epeydir birlikte çalışan Costin Chioreanu insanı baya yetenekli ve çok keyifli bir tarzı var sahiden. Ben henüz dinleme fırsatı bulamadım ama müzik de yapıyor aynı zamanda.

      Yanıtla
  • 3 Kasım 2017 tarihinde, saat 12:53
    Permalink

    Hala kafamın içinde mütemadiyen dönüp durmakta olan bu albüme biraz haksızlık ettiğim sonucuna vardım bir aydan fazla süre sonra. Çok iyi albüm.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir