Dzö-nga – The Sachem’s Tales

İsminden tahmin edeceğiniz üzere DZÖ-NGA alışılageldik bir grup değil. Yine isminden tahmin edeceğiniz üzere grubun black metal ile bir alakası var. Amerikalı müzisyen Cryvas’ın beyin çocuğu olan DZÖ-NGA, daha önce sitede tanıtmaya çalıştığımız NECHOCHWEN gibi Kızılderili mitlerinden beslenen ve tuhaf ismini de Himalayalar’ı mesken tuttuğu iddia edilen bir iblisten alan bir oluşum.

Gruba bu satırlarda yer verme sebebimiz elbette ki sadece tuhaflığı değil. İkinci stüdyo albümü “The Sachem’s Tales” ile DZÖ-NGA sadece adı bu derece bilinmemiş (ki duyulsa akılda kalır yani, ona rağmen bilinmemiş) bir gruba nazarandan dahi öte, epey şahane bir albüme imza atmış.

Geleneksel çiğ-atmosferik black metal unsurlarına ev sahipliği yapsa da ”The Sachem’s Tales”in zenginliği sadece buna indirgemek mümkün değil. Akla ister istemez ”Bergtatt”ı, hatta zaman zaman “Kveldssanger“i getiren bir folk etkisinin varlığının baskınlığını göz ardı edemezken (ki bu referanstan sonra bu noktada kritiği bırakıp albümü dinlemeye başlamış olmanız gerekiyor), bunun üzerine bir de iyice beklenmedik klasik/neoklasik müzik etkileşimleri ile karşılaşmak albümü başka bir yere doğru taşıyor.

Hafif, huzur dolu piyano melodileri, yan flütün büyüleyici sesi ve Grushenka Ødegård hanımefendinin pek güzel sesi albümün “temiz“ tarafını temsil ederken; bir şekilde işin içinde olan ve aslında epeyce de yer tutan, fakat direksiyonun kendisinde olmadığını fark etmenin de hiç zor olmadığı çiğ black metal kısımları ve Cryvas’ın çığırışları da bu temizliğin tam karşısında durup her şeyin o kadar da naif bir yaklaşımı hak etmediğini bağırıyor.

Şarkı içlerinde bu karşıt yaklaşımların arasındaki geçiş şu noktada DZÖ-NGA’nın en kuvvetli yanlarından bir tanesi. Nispeten sert bir girişle açılıp buram buram ULVER kokan bir akustik pasaja giren, oradan arkaplandaki perisel kadın vokallerin önünde böğüren Cryvas ve twin pedallara girişen, peşinden tekrar akustik gitara, hatta piyanoya dönen ve bunların hepsini bir şekilde aralarında dikiş izi kalmadan peş peşe diziveren Against the Northern Wind için ne kadar övgü kullansam az mesela. Gerçi çoğunlukla enstrümantal, yapıca daha basit ama büyüleyici Halle Ravine için de övgüler düzmek inanın ki hiç de zor değil.

BBDBD701-E657-4E9B-B84E-09BF370D4AB0

43 dakikalık süresi su gibi akın geçen, Avantgarde Music’in bu yılki mücevherlerinden biri olan “The Sachem’s Tales“ 2017’de dinlemediğiniz en iyi albümlerden biri bence. Programlanmış davulların tonu ve gitarların distortion’ının boğukluğu dışında “ya ama keşke şurası da şöyle olsaymış“ diyeceğim bir yan bulmakta zorlanıyorum adeta. Ya da belki ikincisi için şunu diyeyim: gitarların böyle boğuk bırakılmasının sebebi yukarıda da değindiğim gibi albümün bir black metal albümü değil de onu bir unsur olarak kullanan bir neoklasik-folk albümü olarak düşünülmüş olması belli ki. Keşke bu tercih böyle yapılmasaydı da bu büyüleyiciliği daha sert, daha keskin bir prodüksiyonla dinleme şansı bulabilseydik. Bu ufak şeylere rağmen, “The Sachem’s Tale“ ile birlikte DZÖ-NGA benim için kesinlikle takibe alınacak gruplardan biri haline geldi. Size de aynısını tavsiye ederim.

85/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir