Nargaroth – Era of Threnody

“Asteroidlerin milyonlarca yıl boyunca gruplar halinde, birbirlerine hiç dokunmadan veya birleşmeden boşlukta süzülmeleri beni her zaman çok etkilemiştir.”

Bu sözle açılıyor, Kanwulf’un -veya bu günlerdeki rumuzuyla Ash’in – Nargaroth’unun yeni albümü. 2014 yapımı Space Station 76’da, ender görülen bir doğa olayı olan Liv Tyler’ın dudaklarından dökülen bu sözler, istenildiği yere çekilebilecek bir drama altyapısı oluşturmak için sarf edilirken Era of Threnody’nin de temelini oluşturuyor.

Nargaroth ile ilişkim çok uzun yıllar öncesine dayanıyor. Zıpkın bir delikanlıya dönüşmeye başlayıp kolumun uzandığı her yere saldırarak yeni gruplar keşfetmeye çalıştığım yıllarda, black metal ortamlarında çokça bahsi geçen, bolca da tartışılan “Black Metal Ist Krieg” albümüyle tanıdım Kanwulf’u. Daha sonra ZOR dergisindeki röportaj, mükemmel ilk albüm “Herbstleyd” ile tanışmam derken bu değişik adam hakkında ne düşüneceğimi tam bilemediğim bir zamanda gelen “Geliebte Des Regens” ile Kanwulf ve Nargaroth hayatımda önemli bir konuma yerleşiverdi. Hiçbir zaman üstün bir müzikalite sunma niyetinde olmayan ve daha ziyade atmosferiyle vurmayı hedefleyen Kanwulf’un zirvesiydi benim için Geliebte Des Regens. Sonra yine çalkantılı bir sürece girip “old school” olma çabasındaki albümlerle bir inip bir yükselen bir grafik çizmeye devam ettiyse de Geliebte Des Regens ile saygımı ve sevgimi kazanmıştı bir kere.

Aslında 2009 yılında çıkan son albüm “Jahreszeiten” de genel olarak olumlu yorumlar alan bir albüm oldu. Mevsimler alegorisiyle gayet iyi bir atmosfer yaratmış ve bir kez daha mid-tempoda seyreden, bol tekrarlı şeyler yazdığında ne kadar başarılı olabileceğini göstermişti Kanwulf. Sonrasındaysa yeni bir albüm için 8 yıl beklemek zorunda kaldı hayranlar. Peki değdi mi?

Kurulduğu günden itibaren BURZUM ile kıyaslanan, bir kopyacı olmakla suçlanarak aşağılanan, buna karşın kemik bir kitle tarafından da korunan ve yıllardır bir şekilde ana akım sınırlarında kalmayı başaran Nargaroth’un samimiyeti hala tartışılan bir konu ve doğrusu 10-12 yıldır bu adamı dinlememe rağmen ben de sıklıkla bu tartışmalarda savunan değil, saldıran tarafta yer almışımdır ve potansiyelini kullanamamakla suçlamışımdır her zaman. Ancak bir gerçek var ki Ash bu müziği ve neyi nasıl yapması gerektiğini -çoğunlukla üzerine bir şey katmadan, olması gerektiği kadar yaptığı için kızdırıyor zaten insanları- iyi bilen bir adam ve yıllar boyunca aşırı kötü bir marka yönetimiyle Nargaroth’u sürdürse de öyle veya böyle bugüne kadar yaşatmayı başarması nereden baksanız büyük bir iş.

Geçmiş hadiseleri ve trivia olaylarını bir kenara bırakıp başa dönecek olursak; Space Station 76 gibi epey az bilinen ve ancak ben gibi sinema manyaklarının yakalayabileceği bir detay üzerinden başlayan albüm için daha ilk saniyeden ileri geri konuşmak mümkün aslında. Çünkü yani hem bu fikri biraz ucuz duruyor hem de daha ilk andan dinlediğiniz şeyin pek de Nargaroth olmadığını görebiliyorsunuz. Bunun sebebiyse Ash’in yıllardır tek kişilik bir proje olarak sürdürdüğü ve konuk müzisyen kullansa dahi müziğin yaratımını kendisinin üstlendiği bir proje olan Nargaroth’un direksiyon koltuğunu terk etmiş olması. Albümle ilgili yer alan bilgilere göre SEPTIC FLESH  ve daha nicelerinden tanıdığımız Krimh ve BLED DRY’dan tanımadığımız (valla ben bilmiyorum bu grubu, yalan mı söyleyelim okura kardeşim) Bernth üstlenmiş Era of Threnody’yi yazma işini. Ash ise yalnızca vokallerde yer almış. Doğrusu ilk birkaç dinlemede bu durumdan haberim yoktu fakat yine de “yahu ne yapmış bu adam, ne alakası var bunların Nargaroth’la?” diye sorup duruyordum kendime ve bu bilgiyi aldıktan sonra taşlar yerine oturdu. Bu nedenle eski Nargaroth fanları için Era of Threnody’nin pek de Nargaroth olmayan bir Nargaroth albümü olduğunu belirtmem gerek.

Buna karşın Era of Threnody için kötü bir albüm demek de biraz haksızlık olur. Eli yüzü düzgün, zaman zaman alelade bir hal alsa da genel hatlarıyla dinlenilebilir ve keyif veren bir albüm Era of Threnody. Gök gürlemeleri ve yağmur sesleriyle çok aşina olduğum Nargaroth atmosferini sağlamaya çalıştığı kimi anlarda yüzümün ekşimesine sebep olsa da zaman zaman geçmiş güzel günleri andıran ve Krimh – Bernth ikilisinin Nargaroth külliyatına -en azından bir albüm filan dinlemişler herhalde- hakim gibi göründükleri bazı anlar yok değil. Sinekten yağ çıkarmaya çalışıyor gibi göründüğümün farkındayım ancak emin olun benden çok daha fazla seveceksiniz bu albümü ve büyük ihtimalle bu yazıya bakıp “neyini beğenmemiş lan, manyak mı bu?” diyeceksiniz.

“Ya bir Nargaroth lafı dönüp duruyor girip çıktığım sitelerde, kim bu ya?” diye düşünüyorsanız ve daha önce Nargaroth’u duymadıysanız büyük ihtimalle Era of Threnody sizin için keyifli, eli yüzü düzgün bir black metal albümü olacak. Kaldı ki öyle de zaten. Fakat öyle veya böyle bir şekilde Nargaroth ismine aşina, önceki işlerine hakim ve hele bir de bazı albümlerini epey seven bir dinleyici iseniz yıllardır süregelen tartışmalarda yine Nargaroth’a -istemeye istemeye- giydiren tarafta kalmanız kuvvetle muhtemel. Bir de üzerine 8 yıllık beklentileri filan eklersek işler iyice çirkinleşecek, o yüzden o konuya hiç girmiyorum. “My Eternal Grief, Anguish Neverending” bile yeter yani delirip bir bu kadar daha yazmama. Ya ben lan neyse bir şey demiyorum.

Kısacası yine başkası yapsa hiç fena olmayacak, ancak bu isimden daha fazlasını beklediğimiz için hayal kırıklığı yaratan bir albümle karşı karşıyayız. Yeni dinleyiciler için enseyi karartmaya hiç gerek yok yani. Ancak yazık ettin kendine Nargaroth, vallahi yazık ettin.

72/100

961_logo.jpg

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir