Carnac – Times Undone

Geçtiğimiz aylarda ilk kayıtları olan “The Frail Sight“ EP’sini buralarda didiklediğimiz Ankaralı death metal grubu CARNAC’ın ilk stüdyo albümü “Times Undone”ın yazılmış ilk kritiklerinden birine, belki de ilkine hoş geldiniz. 26 Mayıs 2017 Cuma günü dijital ortamlarda piyasaya sürülecek, fiziksel baskısı da önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek albümü de gelin didik sürecimizden geçirelim birlikte.

EP’deki kadrosunda değişiklik yapmadan yola devam eden CARNAC, Sliptrick Records’tan çıkacak albümün prodüksiyonunda AENAON ve KATAVASIA gruplarından tanıdığımız Achilleas Κalantzis ile çalışmış. Sound olarak, prodüksiyon ile ilgilenen isim değişmiş olsa da “The Frail Sight”takine oldukça benzer tonlar seçilmiş olmasını doğrusu iyi yönde bir adım olarak değerlendiriyorum. EP’nin kritiğinde de bahsettiğim üzere değişik death metal varyasyonlarını kendi bakış açılarına göre yorumlayarak kendine has bir tını yakalamak istediğini görüyoruz grubun ve bence bu amaç için yerinde bir karar verilmiş.

img_0682

Albümün hem kapağından, hem de genel atmosferinden bir felaket rayihası yakalamak hiç zor değil; ancak bu bir doğal felaketin izlerini taşımıyor. Konsept olarak yaşadığı yer yağmalanan, sevdikleri öldürülen, kendisi tecavüze uğrayan ve binbir dehşet ile başa çıkmak zorunda kalan bir kız çocuğu ile babasının hikayesini ele alan “Times Undone” hem kapağının tüyler ürperticiliğiyle, hem albümün bıraktığı hissiyat ile, hem de gerçekten tüm albümün tek bir neşe kırıntısına dahi izin vermeyen yapısıyla konseptini yalnızca şarkı sözlerinde bırakmamayı, bir bütün halinde dinleyiciye tecrübe ettirmeyi başarıyor.

Değerlendirmeye baştan başlayacak olursak; “Times Undone”ın en iyi şarkısı Cessation’ın henüz ilk andan öne sürülmesi benim gözümde albümün en büyük eksilerinden. Nispeten kısa süresiyle belki de albüme bir ısınma turu olarak düşünüldüyse bile inanılmaz vurucu nakaratında Burak Yenitepe’nin böğürtülerindeki o uçuk hüznün zirveye taşıdığı şarkı bence albümü açıp beklentileri belirleyen bir nokta olmak için fazla direkt. Albümün geri kalanındaki daha progresif yaklaşımlar Cessation’dan sonra dinleyicinin kafasında belirlediği sınırların oldukça dışına taşıyor bazen.

Ha bu demek değil ki ilk şarkıdan sonra “Times Undone” tamamen progresif bir albüm haline gelip vuruculuktan tamamen uzaklaşıyor. Aksine, benimsenen bu ilerlemeci yaklaşım çoğu zaman şarkıların yeri geldiğinde biçim değiştirip farklı yerlerden vurmasına olanak sağlıyor. Tıpkı “The Frail Sight”ta olduğu gibi yine gitarlar müziği sürüklüyor; ama bu defa tüm ağırlık onlara verilmiş değil. Tarama + blast beat kombinasyonunun albüm genelinde biraz fazla tercih edilmiş olması maalesef kimi şarkıların kimi pasajlarını biraz tekdüzeleştiriyor olsa da bas gitarın çok daha belirgin bir rol oynadığını, hatta bazı köprülerde tüm diğer enstrümanları gölgede bırakıp şovu çaldığını görebiliyoruz ki bu da müziğe ekstra bir varyasyon katıp artı puan hanesine bir tık olarak geçiyor. Parousia’nın 2:35 civarında başlayıp şarkıyı kapatan partisyonuna bir değinmeden geçemeyeceğim: dinlerken aklınıza birkaç grubun birden hücum edeceği gerçeğini devlerin omuzları üzerinde yükselmek olarak değerlendirip buranın çok iyi kotarıldığını düşündüğümü ekleyivereyim.

Into the Wake ve Mountains of Red’in orta bölümlerindeki gitarların güzelliğini, ikincisinin hüzün kokan solosu ve kapanış melodisini ve albümü ilk birkaç dinleyişte “ne güzel burası ya, hangi şarkıymış bu” deyip bakınca hep karşıma çıktığını gördüğüm, “Times Undone”ın en uzun ve en progresif şarkısı The Vital Spark’ı da özellikle belirtmiş olayım yazının sonuna yaklaşırken. Her şarkının tane tane üzerinden geçmek istemediğim için daha fazla uzatmak istemiyorum değerlendirme kısmını; ama sanıyorum ki her şarkıda ilginizi cezbedecek bir şeyler bulabilirsiniz. Çok ümit verici başlayan ve kapanış parçası olarak gittikçe devasalaşmasını beklediğim Fire’ın beklediğimden biraz zayıf kaldığını ve yapılmak isteneni anlasam da bunun tam olarak hayata geçirilemediğini düşündüğümü de ekleyeyim.

“The Frail Sight”ı değerlendirirken “[…] metalin çok farklı yanlarından gelen bu ilhamları yalnızca birer taban olarak bırakıp toplamda kendi imza sound’larını oluşturmaya çalıştıkları da gözden kaçacak gibi değil. Bu EP’de henüz orada değiller“ demiştim ve “Times Undone”ı defalarca dinlediğim bu geçtiğimiz hafta içinde CARNAC’ın bu konuda büyük adımlar attığını görmek açıkçası beni çok sevindirdi. Evet, özellikle daha death metal sınırlarının dışına çıkıp müziğe bakış açılarını genişletme görevinin altına girdiklerinde birçok ilham kaynaklarını halen duymak mümkün; ama yapılan ilerlemeyi de gözden kaçırmak mümkün değil.

Promo olarak gelen bir albümü dinlerken “of kritiğini yazacak kadar kafama yerleşse da bir kenara bırakabilsem şunu artık” diyerek değil de kendim keşfettiğim ve çok hoşuma giden bir kaydı dinlermiş gibi dinleyebilmek gerçekten büyük bir keyif. Eksikleri olsa da yazısını yazana kadar defalarca dinlediğim ve yazdıktan sonra da aynı şekilde devam edeceğim bir albüm “Times Undone”. Bu tarz atılımlarla devam ederlerse, CARNAC’ın yolunun açık olacağından şüphem yok.

83/100

folder

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Carnac – Times Undone” için bir yorum

  • 23 Mayıs 2017 tarihinde, saat 20:40
    Permalink

    Kapak müthiş. Elbette şimdilik Cessation üzerinden bir şey söylemek gerekirse tür olarak bana direkt hitap etmeyen bir müzikte (belkide kritiğinde etkilenimiyle) duyguyu hissedebilmiş olmak çok güzel. Coğrafyamızın pisliğinden çok iyi beslendikleri belli.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir