Pilgrim – Misery Wizard

Bundan bir kaç yıl öncesine kadar arsız, uslanmaz bir doom metal fanıydım. Tüm gün sadece doom metal albümleri dinlediğim günlerin sayısı hiç de az değildi hatta. Sonra ya yavaş yavaş bu tür müziği dinlediğim zaman hissettiğim şeylerin samimiyetsiz gelmeye başlamasından ya da yaşlar ilerledikçe yaşanmışlıkların birbirine girmesi ve en ekstrem durumlarda bile gerekli ruh halini ve tepkileri ortaya koyamamaya, haliyle de doom metalin yarattığı o havaya girememeye başlamamdan, en yalın haliyle ruhumun alışmaya bağlı bir soğuma yaşaması yüzünden doom metali eskisi kadar sık dinlemez oldum. Eski babalar dışında ne yeni albümleri çok takip ediyorum, ne de yeni grup keşfetme gibi bir isteğim, arzum var doğrusu.

Peki Pilgrim ne ayak? Epik bir tanışma hikayem yok aslında Pilgrim’le. Grubun kendi hikayesi de pek uzun sayılmaz zaten. 2010 yılında temelleri atılmış, yalnızca üç kişiden oluşan Amerikalı bir doom grubu. Misery Wizard ise 27 Ocak 2012 itibariyle raflardaki yerini almış olan ilk albümleri.

Doom metali 2. nesil gruplardan keşfetmiş biri olarak, bu türdeki bilgim yeniden eskiye doğru gelişim gösterdi diyebilirim. İlk doom gruplarından bazılarına küçük yaşlarda denk gelmiş bulunduysam da 2. nesil grupların biraz daha melodik ve kulak dostu prodüksiyonlu yapıları o dönem için daha kolay adapte olabileceğim bir atmosfer sağlamış olacak ki BLACK SABBATH’ı bir kenara ayıracak olursak TROUBLE, CANDLEMASS, PENTAGRAM gibi gruplarla tanışmam 90’ların doom devleri ile olan haşır neşirliğim nedeniyle bir süre ertelendi. Şimdi köpeği olduğum geleneksel ya da heavy doom tarzının yaratıcıları şu anki ve yakın geçmişteki bir takım süslü doom gruplarından çok daha samimi ve bana göre hakiki doom metal türünü icra ediyor olsalar da insan sürekli evrilip değişen bir varlık olduğu için o yıllardaki zevklerimi de burada tartışacak değilim şimdi. Hiç.

Peki Pilgrim ne iş? Pilgrim doom metalin daha güncel olan çeşitlenmelerine itibar etmeden 80lerin doom metalini 2012 yılında önümüze koyan bir grup. Misery Wizard albümünde takdirimi kazanan şey kesinlikle bu tür seçimi oldu. Düşük tonlu, oldukça ağır riflere sahip olmasına rağmen müziğin esas koordinatörü(gerçi başka ensturman yok zaten, bir gitar, bir bas, bir de davul) olan gitarlarla dinleyiciyi ezen bu müziğe vokalistin Messiah Marcolin’i andıran ses aralığı ve vokal kullanımı eklenince yıllardır dinlemediğim, 80lerden fırlamış epik bir doom metal albümü çıkmış oldu karşıma. The Wizard’ın sesine kesinlikle kulak kabartın. Gazlarda mıyım bilemiyorum ama, doom söylemek için var olmuş bir adammış resmen.

Peki şimdi bu kadar sevmeme rağmen o zaman neden sevemiyordum ben bu müziği? Neden illa bi klavyeler olsun, kemanlar çalsın, bayanlar ağlasın gibi şeyler de bekliyordum doom tanımı altında dinlediğim albümlerden? İlk düşüncem müzikalitemin zayıflığı veya bu tür müziğin adaptasyon kolaylığı sağlaması gibi şeyler olsa da, daha sonra esas sebep olduğuna kendimi inandırmayı başardığım farklı bir kanıya vardım. O dönem için yaşadığım şeyler hep hayatta ilk kez yaşadığım şeylerdi ve o deneyimsiz bünye üzerinde yaşanan her olay sanki inanılmaz ve dünya üzerinde tekmiş gibi etkiler yaratıyordu ilk olmasının verdiği coşkuyla. Üzerine bir de böyle insanı yerden yere vuran şeyler dinlemeye kalkmak belki de onarılamayacak izlere sebep olacaktı. O nedenle 90ların biraz daha yumuşatılmış(his olarak değil elbette, müzikal yapı ve çeşitlendirme çabaları burada söz konusun olan) doomu benim için yeterliydi. Peki şimdi o ‘ilk’lerin hatıraları soğurken, bu sefer canavar doom albümlerine geri mi dönüyorum acaba anıları hatıraları sıcak tutabilmek için? Bir dakika lan, nerden nereye geldik bir anda…Derken Quest bitmiş, Masters of the Sky başlamış.

Peki Pilgrim müziği yüreğimize herhangi bir sıcaklık yayıyor mu? 6 şarkı ile 55 dakika gibi bir süreyi yakalayan Misery Wizard da enteresan ama albümün dinlenilebilirliğinin artması açısından hayati derecede önemi olan bir denge kurulmuş. Aslında Candlemass sevenlerin çok da yadırgamayacağı bu denge şarkı düzenlemeleri olarak kendini gösteriyor. Albümdeki yavaş bölümler 80lerde çıkan herhangi bir doom albümünde görebileceğiniz üzere insanı perişan ediyor, adete Mjollnir’in darbeleriyle yerden yere çalıyor. Fakat Misery Wizard’ın tek olayı bu değil. Belirli aralıklarla ve sık sık giren ‘heavy’ bölümler resmen dinleyiciye nefes alma ve kendine gelme fırsatı tanımış. Kimi albümler vardır 60 dakikalık ağır mı ağır bir şekilde ilerleyip tek amacı insanı kötü alışkanlıklara sürüklemektir…Misery Wizard onlardan biri değil çok şükür. Adventurer’ın ilk saniylerinde aldığım derin nefes ve rahatlama da bunun bir göstergesi.

Bir de hep kendime sorduğum bir soru vardır. Neden doom metal dinler bir insan diye? Canın sıkkın değilse zaten durduk yere moralini bozabilecek olan bir müziği neden dinleyesin? Canın sıkkınsa, e zaten canın sıkkın arkadaşım. Niye daha da kendine işkence ediyorsun doom metal açıp? Bu bakış açısı tabii ki oldukça sığ olsa da, kendi kendime bulduğum cevaplar hem bu konudaki sorularıma hem de neden hamburger yediğim, neden sigara içtiğim, neden beni üzeceğini bildiğim halde ilişkilerimde abuk subuk kararlar verdiğim, neden doom metal cdlerine zamanında el arabası dolduracak kadar paralar akıttığımı açıklıyor. Sığ adamlık iyi, sığ adamlık güzel. Forsaken Man’e gelmişiz. Pii.

Peki Pilgrim sığ bir grup mu? Hayır, değil. 80lerden fırlamış görüntüsüne, geleneksel ‘heavy’ doom metal türünün tüm karakteristik özelliklerine sahip olmasına rağmen Pilgrim kendine ait bir sound yaratmayı da başarmış. Röportajlarında “biz true doom gruplarını seviyoruz, abilerimizi örnek alıyoruz. Akranlarımızı ya da kardeşlerimizi değil.” şeklinde açıklamalar yaparak yaptıkları müziğin kasıtlı olarak belirli bir zaman aralığına ithaf edildiğini de belirtmelerinin ardından zaten kalkıp vay Pilgrim şuna benzemiş gibi bir yargılamada bulunmak en basit şekilde söyleyebilirim ki haddime değil.

İyi doom metali bu işin ustalarından değil de yeni çocuklardan dinlemek istiyorsanız Pilgrim’i mutlaka takip listenize alın ve Misery Wizard’a da bir kulak kabartın derim. Fakat müziği dinlerken de çok kendinizi yerden yere vurmayın yani. Kendinize dikkat edin. Haydi madem.

82/100

a3945328217_10

One thought on “Pilgrim – Misery Wizard

  1. Epey eğlenceli ve güzel kritik olmuş “kimi albümler vardır 60 dakikalık ağır mı ağır bir şekilde ilerleyip tek amacı insanı kötü alışkanlıklara sürüklemektir…” gibi kısımlara bittim.:) 3-4 gündür fazlasıyla candlemass çekiyordu canım, neyse ki müzik arşivim yanımda değil de bugün bunu dinleyebilirim. Astaroth umut verici.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s