Clandestine Blaze – City of Slaughter

Adının geniş kitleler tarafından duyulması elbette ki DEATHSPELL OMEGA’nın vokalisti olduğu yönündeki (çok büyük olasılıkla doğru) söylentilerle olan Fin Mikko Aspa aslında daha yer altı dinleyiciler tarafından tek kişilik oluşumları olan hem funeral doom projesi STABAT MATER, hem de black metal projesi CLANDESTINE BLAZE ile oldukça tanınan ve takdir edilen bir karakterdi. Benim şahsen daha çok sevdiğim STABAT MATER uzun zamandır bir toplama albüm dışında sessiz kalsa da, Aspa CLANDESTINE BLAZE ile oldukça aktif durumda; “City of Slaughter” grubun 2010’dan beri dördünü albümü.

DEATHSPELL OMEGA’da black metalden hem teknik olarak, hem türün özü olarak oldukça farklı bir yerde duran bir müziğin parçası olan Aspa, CLANDESTINE BLAZE’de ise tam olarak katıksız bir black metal yapıyor. Kötü kayıtlı, türün özünde thrash metalden aldığı davul-gitar yürüyüşleri ve boğuk, pislik saçarcasına icra edilen vokallerle “City of Slaughter” dümdüz bir black metal albümü. Eğer ki türü sevmiyorsanız hiçbir şekilde keyif almayacağınız, “tüm black metal albümleri birbirininin aynı ya” cümlesindeki öğelerden biri olarak kullansanız zerre gocunulmayacak bir albüm.

Türü seviyorsanız ve ne beklemeniz gerektiği konusunda belli standartlara sahipseniz ise durum daha değişik. Eğer bu kategorideyseniz, albümün sunduğu pislikten fazlasıyla keyif alabileceksiniz demektir. Albümün kapağıyla başlayan o kötücüllük Aspa’nın her riffine, her solosuna, her hecesine işlemiş. Dinlerden büyük bir tutkuyla nefret ediyor gibi gözüken Fin sapıklığı, sapkınlığı hayatların şu anki genel monotonluğu ve manasızlığına tercih ettiğini ve asıl kurtuluşun, aydınlanmanın buralarda yattığını bize sözlerle anlatmaya çalışırken, müziğiyle de bunun örneklerini zihnimizin arkaplanına yerleştirmek niyetinde gibi gözüküyor.

Düz black metalini daha yüksek hızlarda seven bir dinleyici olarak “City of Slaughter”ın tempo arttırdığı anların bana daha keyifli bir dinleti sunduğunu söyleyebilirim; ama albümün çoğunluğunun daha orta seyirde ilerlediği, dinleyiciyi gaza getirmekten ziyade bünyesindeki karanlığı yavaş yavaş ona zerk etme niyetinde olduğu da bir gerçek. Into the City of Slaughter parçasının 4.40 gibi başlayan pasajı buna inanılmaz bir örnek mesela. Temponun iyice yavaşlama ve riflerin basitleşip tekrarlara dönmesiyle oluşan atmosfer, Mikko Aspa’nın ağzından zehir saçarak yaptığı vokallerle toksik bir hava oluşturuyor adeta. Öncesinde gelen Prelude of Slaughter’ın dark ambient’a göz kırpan karanlığıyla birleşince albümün hemen hemen ortasında 12 dakikalık zifiri siyah bir girdap hayat buluyor.

Tıpkı CLANDESTINE BLAZE’in çığır açıcı bir grup olmaması gibi, “City of Slaughter” da çığır açıcı bir albüm değil; ama çıkan her albümden çığır açıcılık beklemek zaten yanlışken, üzerine bir de buradaki niyetin zaten o olmadığını göz önüne alırsak bunu eksi bir yan gibi sunmak oldukça saçma olur. Black metalin özünün ne olduğunu öğrenmek için türün dev gruplarının dev albümleriyle birlikte dinlenilebilecek, 2017 yılında hala “kvlt” kültürünün yaşatıldığı simsiyah bir albüm var karşımızda. Çenenizi yukarıya doğru çekip sırtınızdaki yamalı kot yeleğinizle pislik dolu riflere kafa sallamak niyetindeyseniz; sizi bu türe çeken dezonant rifler değil de thrash metalden miras kalan enstrümantasyon ve dibine kadar kötücüllük ise, tamamen doğru yerdesiniz.

84/100

Not: Albümü dinlemek ve/veya satın almak için her zamanki gibi bandcamp‘e buyrun.

a3819428733_10

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s