Emergency Broadcast – Real Tale

emergencybroadcast_logo_blackKendimi hiçbir zaman Punk/Hardcore dinleyicisi olarak görmedim, belki türe kendimi en yakın hissettiğim alt tür Screamo olabilir ki onu da Hardcore’un alt janrı olarak kabullenmeyen kimseler var. Ancak yine de albüm hakkında fikirlerimi yazmaktan geri kalmayacağım. Bazen müzik yabancı gelse de verdiği mesajlar, maksat ve amacı bakımından dinleyiciyle oldukça güçlü bağlar kurabilir. Bu vaziyete olan inancımın gücüyle yazıyorum kritiğimi. Bundan ortalama bir ay önce İstanbul menşeili grup Emergency Broadcast ilk uzunçalarını yayımladı. Yaşanan hadiseler bakımından tam isabet olsa da, çıkan muazzam ötesi albümler bakımından biraz şanssız bir senede çıkardılar kanımca. Yine de underground olmanın kaderidir zaten bilinmeme sorunu. Velhasıl elimizde yarım saati aşan ve dibine kadar türünün özelliklerine bürünmüş bir albüm var.

promo2016-2

Başkaldırı ve isyan, özüne inildiği vakit kişiyi yaratıcılığa en çok sürükleyen hisler olarak tanımlanabilir. Birçok edebiyat yazarından tutun, psikanalistler ve filozoflar başkaldırının önemini vurgulamaktan geri kalmamışlardır. Descartes’ın ünlü sözü “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözü, Albert Camus tarafından “je me révolte, donc nous sommes” yani “Başkaldırıyorum, öyleyse varım” biçiminde değiştirilmiştir. Burada başkaldırı olmadan varlığın bir manasının olmadığı oldukça güçlü biçimde vurgulanıyor. Ayrıca başkaldırı, İbrahim’i dinlerde her ne kadar birçok açıdan yasaklanmış olsa da peygamberlerin yaşantılarının başkaldırı uğruna feda edilmiş hayatlar olduğu ve İslamiyet’e geçişin anahtarı olarak bilinen kelime-i tevhidin Arapça “la” yani “hayır” ile başlıyor olduğu gerçeği yine başkaldırının aslında hemen her bakımdan insanın varlığına bürünen bir his olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan Emergency Broadcast en temel hissimize ya da daha doğru tabirle en temel olması gereken hissimize hitap ediyor diyebilirim. Bana bu kritiği yazdıran asıl tetikleyici de işte bu hitabetin ta kendisidir.

Yaşantımızı ve aslında olması gerekenleri bir köşeye bırakıp büyüteci biraz daha müzikal bakımdan tutalım. “Real Tale” türün gereğini oldukça karşılayabilen bir albüm. Şarkıların coşturuculuğunun ardında depolanan bir nefret var ve “Intro”dan itibaren sürekli bu nefret besleniyor diyebilirim. Bununla birlikte mesaj kaygısı biraz müzikallikten yemiş bana kalırsa. Elbette benim gibi kompleks ve gayri prozodik müzikler dinleyen biri için bu yorum oldukça doğal. Sözsel olarak oldukça net ve güçlü mesajlar verilse de, enstrüman olarak o aykırılık ve isyankarlık yüzde yüz olarak yansımamış denilebilir. Fakat bunlar konserlerine gitsem götü başı dağıtmayacağımı göstermiyor elbette. Albüm baştan sona enerji patlaması ve salt bu perspektiften bakılacak olursa Emergency Broadcast’in şahane bir konser grubu olabileceğini iddia edebilirim. Ayrıca şarkılara konserde seyirciyi gaza getirecek bir takım düzenlemelerin dâhil edilmesi de kanımca doğru bir hareket. Kim ne derse desin hemen her müzik türü yaşamını sahnede sürdürür.

Yavaştan toparlarken aslında yazacak daha çok şey olmasına rağmen yazıyı özellikle uzun tutmamak istiyorum. Çünkü maksat olarak üzerine düşünmesinden çok dinlenilmesini ve tecrübe edilmesini istediğim bir albüm “Real Tale”. Kişisel tercih olarak biraz daha komplike şarkı yapılarına sahip olmalarını isterdim ancak verdikleri mesajlar, ifade etmek istedikleri mevzular bakımından sonuna kadar kendilerini destekliyorum. Bu bakımdan çok yüksek bir not göremeyecek olsanız da, albümün değerinin daha yüksek olduğunu bilin. Ayrıca unutmayın ki başkaldırı gelişimin ve değişimin en büyük anahtarıdır.

77/100

Not: Grubun 24 Aralık’ta İstanbul Woodstock’ta Demoralized ve Scenes We Have Missed’le birlikte albüm lansman konseri var, sert müzik seven herkese tavsiyedir.

bandcamp_albumcover

Ozan Turakine

Carnac

Emergency Broadcast – Real Tale” için bir yorum

  • 25 Aralık 2016 tarihinde, saat 12:23
    Permalink

    Müthiş bir yazı Ozan abi eline sağlık.Müzik kritiği de olsa müzik dışı yazdığın saptamaları okumak müzikle ile ilgili yazılanları okumaktan (kusura bakma ama 🙂 ) daha zevkli. Zaten müziğin sözlerle ifade edilmesi oldukça güç bir şey, (dediğim) bu tür serpiştirmeler çok daha keyfili hale getiriyor kritikleri. Bir de Ertuğrul abi gibi ilginç ve nüans bilgiler de aynı şekilde çok güzel duruyor yazılarda. Maalesef bu müzik türünü sevmediğim için dinlemeyeceğim. Yolları açık olsun yine de… Ve tekrar bu güzel yazı için teşekkürler….

    Yanıtla
    • 26 Aralık 2016 tarihinde, saat 00:20
      Permalink

      Beğenmene çok sevindim, salt müzik üzerine yazmak müziğin kendisine aykırı gibi geliyor bana. Bundan dolayı hep farklı mevzuları dahil ediyorum elimden geldiğince. 🙂

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir