Triptykon – Melana Chasmata

image_1160

CELTIC FROST’un dağılmasından sonra Tom G. Warrior’un “Monotheist” tınısını devam ettirmek için kurdu denebileceği TRIPTYKON, en azından benim gözlemleyebildiğim kadarıyla biraz hak ettiği değeri görememiş durumda. İlk albüm “Eparistera Daimones” o bilindik gotik havaya sahipken birçok farklı türden etkilenmelerle, ki birçoğunun Tom’a bir şeyler borçlu olduğu söylenebilecek türler bunlar, çok karanlık ve çok da sağlam bir albümdü aslında. Aradan geçen dört yıldan sonra karşımızdaki “Melana Chasmata”da yine ileriye atılmış adımlarla yine tüm bu türlerin toplamı ve daha fazlası var.

Oldukça pes tınlayan gitarlar, “Melana Chasmata”nın o karanlık havayı aynen sürdürmesini kolayca sağlıyor zaten. Albümün temposu nispeten yüksek şarkılarından biri olan ilk şarkı “Tree of Suffocating Souls”un ilk anlarıyla beraber kulağa en ön planda çarpan şeylerden biri bu denebilir. Hem Tom’un, hem de V. Santura’nın vokallerinin çoğunlukla ağır, zaman zaman ise bir miktar çıldıran tonunun üzerine, daha önce de CELTIC FROST ve TRIPTYKON’a konuk olmuş müzisyenlerden müthiş uyumlu kullanılan kadın vokaller tüm bu havayı pekiştiriyor. Hemen hemen altı dakika sınırının altına inmeyen şarkı uzunlukları – ki toplamda neredeyse 70 dakikaya dayıyor bu albüm süresini – ile yaratılan karanlık atmosfer ilk bakışta korkutucu gözükse de, dinleyiciyi içine sarsılmaz bir kuvvetle çekmeyi başarıyor grup.

Geleneksel doom gitarlarının ağırlığı altında ezilen dinleyici, tempo anlamında bir çıkışı ilk şarkıdan sonra albüm boyunca neredeyse hiç bulamıyor. Albümün geneline göre daha hızlı olan “Breathing” gibi bir şarkı bile, sonlarına doğru dinleyiciyi çıldırtmak için özellikle koyulmuş gibi duran delişmen gitar solosunun da yardımıyla, oldukça ezici bir şarkı. Önceye göre black metal etkisini azaltıp daha çok doom/death kısmına ağırlık veren grup, bu death metal etkisini dahi müziğini iyice koyu bir kıvama getirmek için kullanmış. Kurtarıcı olarak tek görülebilecek anlar, albümün metalden uzaklaşıp bir nebze de olsa sakinleştiği ve karanlığın yerini uçuk bir kızıla bıraktığı, kadın vokallerle bu kızıllığın içinde nefes alınıp süzülebilinen anlar. Özellikle kapanış şarkısı “Waiting” buna muazzam bir örnek; bir saat boyuncaki karanlıktan sonra albüm bitmeden önce bilinçli şekilde bırakılmış hüzünlü bir sığınak görevi görüyor.

Ayrı bir paragrafı hak ettiğini düşündüğüm şarkı “Aurorae” için ise bu satırlarda sizlerle birlikteyiz. Basit davullarla açılan, bu davulların üzerine katman katman önce bas ve gitarların, sonra tüyler ürpertici klavyelerin ve ilk yarısı enstrümantal giden şarkının ortasından itibaren Tom’un albümdeki en hüzünlü vokallerinin eklenmesiyle gittikçe muazzam bir hal alıyor, son 1 dakikasına girilirken ise çok ön planda olmayan ama adeta beni dikkatle dinleyin diye bağıran bir gitar solosuyla sarsıyor. Bu yıl içinde dinlediğim en iyi şarkılardan biri kesinlikle.

Şimdiye dek en azından benim için bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda albüm dışında oldukça kurak geçen 2014 yılı içinde, kapkara da olsa sığınılacak bir vaha görevi gördü “Melana Chasmata”. CELTIC FROST’un son dönemlerini seviyor, “Monotheist” cd’nizi yastığınızın altına koyup uyuyorsanız, ya da “Eparistera Daimones”i dinleyip buna henüz fırsat bu… Amaan, genel olarak metal dünyasında gayet haklı bir ün edinmiş Tom G. Warrior’un işlerinden hoşlanıyorsanız, muhtemelen bunu da seveceksiniz. Taş gibi albüm işte.

89/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s