Chthonic – Bú-Tik

bu-tik1

CHTHONIC 1995’te kurulmuş, neredeyse 20 yılı devirmek üzere olan bir grup. Daha önce hiç adını duymamış olmam benim ayıbım mıdır, yoksa onların suçu mudur tam bilemiyorum (hemen çamur attım); ama “Bú-Tik”i henüz ilk dinleyişimden itibaren böylesine bir grubu gözden kaçırmış olduğum için üzüldüğümü söyleyebilirim. Orijinal kadrodan bu güne yalnızca vokalist Freddy Lim kalmış ve epey eleman değişikliğine uğramış grup, şu anda SIGH gibi güzel kadın basçı kontenjanını kullanmakta.

CHTHONIC, kurulduktan sonra kendi tarihlerini araştırıp imajlarını buna göre düzenlemiş, alışılagelmişin dışında bir tarza sahip olan bir grup haline gelmiş. Ülkelerinin kültürel mirasını hem imajlarına, hem de müziklerine yedirmekten çekinmiyorlar, ve şüphesiz ki oryantal etkileşimlerin metale güzel şekilde yedirilmesi müziği ciddi biçimde şekilde zenginleştiriyor. Daha önce sound ve tür olarak CHTHONIC’le alakalı, alakasız yazdığım birkaç kritikte daha karşımıza çıkan bu durumu yine irdelemeye hazırlanırken baştan söyleyeyim ki, baya harika bir albüm var karşımızda. Yazıyı buna göre okuyabilirsiniz, ara ara fazla uçacak olursam bu aklınızda olsun.

Dinlemeye başlamadan aslında çok önce haberdar olduğum bir albümdü “Bú-Tik”; ama dinlemeyi gerçekten uzun bir süre aklımdan dahi geçirmedim. Tahmin edebileceğiniz üzere bunun sebebi de albüm kapağı idi. Sizin de rahatlıkla görebileceğiniz gibi bir kolu makineli tüfek olan, diğer elinde ise bir katana tutan beyaz saçlı çıplak bir ablanın süslediği(?) kapak, beni genel olarak üzerine yapıştırıldığı herhangi bir unsurdan rahatça soğutabilecek kadar kötü (ki bunun şahsi düşüncem elbette, çok beğenenler varmış bu kapağı ama kesinlikle benim tarzım değil). Ama grubun Tayvanlı olduğu gerçeğini göz önüne alıp bu kısmı hoş görüyoruz şimdilik. Daha sonra da yaptıkları müzik epeyce iyi olduğu için hoş göreceğiz, hazırlıklı olun.

Temelde CHTHONIC oldukça tempolu melodik death-black kırması bir müzik icra ediyor. Kendilerini ön plana çıkartmayı başardıkları en önemli nokta ise, zaten çok iyi kullandıkları gitar melodilerini oryantal ezgiler ve senfonik elementlerle desteklemeleri. Temiz vokallerin biraz daha kirli olmasının (oldu mu bu tabir?) dışında son dönem MERCENARY’ye benzettiğim, genelde dur durak bilmeyen bir melodi kumkuması şeklinde giden müziğin Tayvan tarihini irdeleyen epeyce power metal esintili şarkı sözleri ve doğu ezgileriyle süslü klavye desteğiyle insanı oldukça sürükleyen bir temposu var. Müziğin ve özellikle davulların bu durmaksızın süregelen ritmi dinleyiciyi bir at sürüsünün toynakları altında tepelenmişe çeviriyor bazen, ve bahsettiğim temiz-kirli vokallerin altına yerleştirilen daha da hızlı partisyonlar bu etkiyi pekiştiriyor. Şunu söylemek gerek ki tüm bu tempo asla bir kaos ya da bir kakofoni halini almıyor ve gerçekten profesyonelce düzenlenmiş. Kimi şarkılarda insanı gerçekten etkileyen, ki en güzel örneğini Between Silence and Death’te görmek mümkün, gitar soloları da her şeyin üzerine bir tutam daha lezzet katıyor.

Albümün biri Tayvanca birisi ise İngilizce olmak üzere iki farklı versiyonu var, ve İngilizce olanda da bazen nakarat kısımları Tayvanca kullanılmış. İngilizce giden şarkılar içinde bu durum insanı kimi zaman bir anlığına afallatabilse de o kadar güzel icra edilmiş ki, klavyenin ve vokalistin kullandığı geleneksel erhu adlı enstrümanın müziğe kattığı oryantal hissiyatla beraber çok güzel akıp gidiyor.

Netice itibariyle “Bú-Tik”i melodik death yahut black metal sevenlerin kapağı görmezden gelerek mutlaka dinlemesi ve deliler gibi akılda kalıcı melodiler eşliğinde coşum coşum eğlenmesi gerektiğine gönülden inanıyorum. Keşfim 2014 yılına sarktığı için mümkün olmadı; ama 2013’ün en iyileri listesine bir şekilde girebilecek, dinlenilesi bir albüm bu.

88/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir