Pensées Nocturnes – Nom d’une Pipe!

f5a7fe27a450d705cb553c555ff071f8

Bazı grupların müziği, şarkının sözlerinden bağımsız olarak belli imgeler canlandırır insanın kafasında. Bu mutlaka capcanlı, somut bir imge olmak zorunda değildir aslında. Söz gelimi Batuhan’ın “The Destroyers of All” kritiğinde bahsettiği gibi ULCERATE önüne geleni yakıp yıkan bir lav gibidir, Korhan’ın “Griseus”ta değindiği gibi bir filmi hatırlatır AQUILUS, veya naçizane benim tarif etmeye çalıştığım gibi bir tiyatroya yolculuk ettirir “A Shadowplay for Yesterdays” ile A FOREST OF STARS. PENSÉES NOCTURNES ise, kafaya kazırcasına adeta bir karnavalı gezdirir insana. Hatta belki de karnavalın kendisidir.

Yaptığı müziğin “değişik”liği sebebiyle büyük olasılıkla hiçbir zaman büyük bir kitleye sahip olamayacak bir grup var elbette ki karşımızda. Avantgardlık ile delilik arasındaki bazen ince, bazen ise toptan namevcut çizgide yer alan PENSÉES NOCTURNES, Fransız Vaerohn’un tek kişilik projesi. Aslına bakarsanız, böylesine karmaşık ve katmanlı bir müziği yalnız başına oluşturabildiği için, kendisine hayran olmanın tek kişilik sebebi de aynı zamanda. 2010 yılında çıkarttığı “Grotesque” albümünün internetten indirilmesi karşısında dellenip, 2011’deki “Ceci est de la Musique”ten yalnızca 60 adet basıp eşine dostuna dağıtması, internete de “Grotesque” albümünün aranjmanıyla oynayıp “Ceci est de la Musique” adıyla sanki yeni albüm buymuş gibi sızdırması gibi enteresan olayları da gerçekleştirmiş bir şahıs bu arada Vaerohn. Kendisinin de delilik ile dahilik arasındaki benzer çizgide gezdiğini söylesem herhalde uyar buraya.

Daha önce grubu dinlememiş olanlar için PENSÉES NOCTURNES müziğini biraz tanımlamam gerekirse, oradan kaçarak uzaklaşmayı seçebilirim gibi. İçinde jazz, rock, black metal, blues, müzik kutusu (şu yandan kolunu çevirince dın dın edenlerden hani), neoklasik gibi farklı farklı elementler barındıran ve bunların çorbasını, bahsettiğim gibi bir karnaval havasında seyirciye sunan bir tarz var önümüzde. Kafanızda bir şey canlandı mı? SIGH’ın daha düşük tempolu; ama içine biraz da sirk katılmış hali desem? Yine mi olmadı? Normal.

Şöyle yapalım o zaman, bahsi geçen karnavalı sunmaya çalışalım. Devasa bir çadır var, çadırın bir tarafında bıyıklı ve fötr şapkalı bir adam akordeon çalıyor, yanında trompeti ve zili ile ona eşlik edenler var, önlerinde kabarık etekli kadınlar dans ediyorlar. Biraz ilerleyince piyano eşliğine vals yapan bir çift çıkıyor karşımıza. Bir kenarda büyükçe bir masaya iki taraflı oturmuş onlarca kadın ve erkek biralarını tokuştururken sarhoş şarkıları söylüyorlar bağıra çağıra. Onların soluna doğru ise küçük bir topluluk kemanları, çelloları ile yaylılardan klasik eserler dinletiyor bizlere. Azıcık dikkatli bakınca herkesin boynunun arkasından yukarıya doğru çıkan bir sicim fark ediyoruz ama. Geriye gidip dikkat edince görüyoruz ki tüm bu karnaval bir kukla oyunu aslında, kuklacı da bizzat PENSÉES NOCTURNES’ün kendisi. Her bir parçasına aynı uzaklıkta, her birini ustalıkla kontrol ediyor, ve her şey birbirinden çok ayrı gözükürken işin gerçeği tamamen birbirine bağlı.

İşlerimin yoğunluğu nedeniyle çok fazla albüm dinlemeye vaktim olmadı bu yıl şimdiye dek; fakat aklımı başımdan alan ilk albüm “Nom d’une Pipe!” oldu. Belki bir “Grotesque” kadar iyi değil, kimi yerlerde etkileyicilikten uzak pasajların çok uzatılması gibi avantgarde müzikte içine çok fazla düşülen çukurları mevcut; ama bu barındırdığı fikirleri görmezden gelmek için katiyen yeterli değil. Büyük olasılıkla sitedeki çoğunluk tarafından soytarılık olarak adlandırılacak, muhtemelen yılın sonunda “en iyi”ler arasına girecek kadar iyi değil ve aslında grubun bile en iyi albümü değil. Bunlara rağmen, yine de çok iyi. Dediğim gibi, yaptığı müziğin farklılığı her zaman bu grubun ya da bu albümün bir klasik olarak görülmesini engelleyecek belki; ama önemli olan da bu değil zaten. Az biraz soytarılıktan hoşlanıyorsanız, bir göz atın.

82/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir