Nocte Obducta – Umbriel (Das Schweigen zwischen den Sternen)

1000x1000-2

Daha önce “Sequenzen einer Wanderung” albümüyle bu satırlarda konuk ettiğimiz NOCTE OBDUCTA, belli ki o albümün çıktığı zamanlarda bir kimlik bunalımı içindeydi. Hem söz konusu albümün grubun normal gidişatından çok dışarıda bir duruşa sahip olması, hem de aslında çıktığı 2008 yılında grubun durumunun belirsiz olması (“on hold” denen vaziyet), hem de o sıralar grup elemanlarının DINNER AUF URANOS adında (Uranüs’te akşam yemeği, evet.) bir progressive/dark rock grubu kurmuş olması bunların net göstergeleri bence. DINNER AUF URANOS’un çıkarttığı tek albüm olan “50 Sommer – 50 Winter”, aslında NOCTE OBDUCTA adı altında çıkarttıkları “Sequenzen einer Wanderung”un tarzına çok yakın, daha az ambient ve bir nebze daha SHAMRAIN tadında hüzünlü pasajlar barındıran bir albümdü.

Bu grubun her halini seven bir insan olarak, bu kimlik bunalımından çok şikayet edebileceğim söylenemez. Zira bu dönemdeki yukarıda bahsi geçen iki albümün de köpeğiyim denebilir. Grup elemanları ise bir karar vermekte zorlanıyor olsalar gerek, bu dönem öncesinde zaten müziklerinde yer alan; fakat temel olarak baskın olan black metal içeriğinin arasında daha az yer bulan bu dark rock ve ambient elementlerinin miktarını artırıp, iki yön arasında bir denge sağlamak yolunu seçmiş gibi gözüküyorlar.

Paragraf paragraf yaptığım varsayımları bir kenara bırakırsak, sonunda bu dengeyi yakalamayı başardıkları albüme gelebiliriz. Veya biraz daha gelmeyip, arada, 2008 yılında çıkarttıkları “Verderbnis – Der Schnitter kratzt an jeder Tür” (Çürüme – Azrail her kapıyı çalar) albümüne gidelim. Diskografilerindeki en zayıf halka olarak gördüğüm bu eser, kapağında ANANAS olan bir black metal albümünden, en sevdiğim gruplardan biri tarafından yapılmış bile olsa, fazla bir şey beklememem gerektiğini öğretmişti. Açıkçası pek övülesi tarafı olmayan, vasatın bile altında olarak gördüğüm için çok uzatmıyorum burayı, ve işin açığı yok sayıyorum çoğu zaman.

Evet, nihayet “Umbriel (Das Schweigen zwischen den Sternen)”e (Umbriel – Yıldızlar arasındaki sessizlik) gelecek olursak, karşımızda oldukça iyi bir albüm olduğunu söyleyebiliriz. NOCTE OBDUCTA’nın yukarıda uzun uzun bahsettiğim periyot öncesi müziğinde fazla belli etmeden de olsa epeyce bir yer tutan folkumsu elementlerin tamamen bir kenara bırakıldığını, buradan arta kalan boşluğun büyük kısmının bahsettiğim gibi dark/progresif rock pasajları ile doldurulduğunu görebiliyoruz. Bunun üzerine, grubun baştan beri kaybetmediği, sadece kimi zamanlar rafa kaldırdığı kimliği olan black metalin tekrar müziğe ağırlığını koyduğunu rahatça söyleyebiliriz. Kendi gruplarıyla aynı adı taşıyan (bu baya saçma oldu farkındayım) ve albümün 10 dakika üzeri iki şarkısından biri olan “Dinner auf Uranos” gibi parçalarda oldukça yer tutan ambient kısımlar olduğu gibi, aslında bunların sürelerinin makul miktarlarda tutulduğunu, gerek parça içi, gerekse albüm içinde bu metal-rock-ambient dengesinin çok güzel sağlandığını düşünüyorum.

Dolayısıyla ortaya çıkan esere ne yalın bir metal albümü, ne rock, ne de ambient albümü olarak bakmak mümkün (genelde bu tarz albümlere avantgard black metal denilip geçilir gerçi de, mesela bir ARCTURUS ya da UNEXPECT avantgardlığı olmadığı için ben böyle isimlendirmeyi fazla doğru bulmuyorum.). Hepsinden parçalar barındıran, grubun belki de yavaş yavaş sahipleneceği başka bir kimliğe adım attığı bir denge albümü bu.

“Sequenzen einer Wanderung” yazımdan sonra albümü dinleyen, beğenen kaç kişi vardır, ya da var mıdır bilmiyorum; ama genel olarak o albümdeki havayı beğenen, yine de yanında biraz da aksiyon olsaydı diyenler eminim ki bu albümü çok daha fazla sevecektir. Çiğ bir black metal arayan kimselerin uzak durmasını tavsiye ettiğim, bunun yanında melodik, ara ara hafif hüzünlü, bazen de oldukça gaza getiren, düzgün prodüksiyonlu işlere meraklı olanlar varsa (ki var, biliyorum oradasınız) gözden kaçırmamaları gereken bir albüm, hatta bir grup genel olarak bu. Hüznü daha bol bir iş arayanlar için DINNER AUF URANOS’u da tanıtmak istiyorum aslında daha detaylı olarak; fakat siteyi aynı adamların işleriyle doldurmayalım, aradan biraz zaman geçsin artık.

79/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir