Chaos Moon – Languor into Echoes, Beyond

chasmoon_languor

Black metal’in kendi içinde farklı bir estetiği olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Çoğu kişinin (ki bunların içinde metal dinleyicilerinin sayısı da azımsanmayacak miktarda) kazıma rifler ve ailesinden birisini yeni katletmiş bir akıl hastasının hezeyanlarını andıran vokallerin arasından bunu göremediğini ve bu yüzden belli bir kitle dışındaki dinleyicilere bu türün hitap etmesinin oldukça zor olduğu bir de.

Zamanında bir sözlükte “Black metal, post-rock ile birlikte, klasik müziğin rock/metal üzerine yansımasıdır benim gözümde.” yazıp, dalga ve hakaret şeklinde onlarca mesaj almamın sebebi de buydu sanırım. Anlatmak istediğim yapı değildi halbuki; bu müziklerin ruhuna kendini kaptırınca başka herhangi dünyevi bir aktiviteden alınamayacak zevklerin alınabileceği; fakat kaptırılamazsa da hiçbir anlam ifade etmeyeceğiydi.

Çok uzatmayayım, dinlediğim tüm black metal albümleri içinde, “Languor into Echoes, Beyond” kadar bana bu estetiği tattıran çok az albüm olmuştur. Bu, albümün mükemmel olduğu anlamına gelmiyor; her ne kadar çok iyi bir albüm olarak görsem de durağanlaştığı anları gözden gelmek mümkün değil. Barındırdığı bu sıradanlaşmalara rağmen, dinlerken insanı sarmalayan, ürkütücü havası bu estetiği iliklerine kadar hissettiriyor dinleyicinin.

CHAOS MOON’un peşpeşe yayınladığı iki albümden biri bu aslında. Diğeri olan “The Origin of Apparition” daha geleneksel, sert black metal tınılarında gezerken, “Languor into Echoes, Beyond” daha melodik, ve gerek ön, gerekse arka planda kullanılan ambient klavyeleriyle daha majestik bir yapıt. Bu ambient etkileşimlerinin kısıldığı yerde müziğin LEVIATHAN’la çok benzer yapılara sahip bir hale dönüştüğünü görebiliyoruz, özellikle kazımalar ve vokal tonu, iki grubun da temsil ettiği USBM’in bir özeti gibi. Yalnızca bunlardan ibaret olsa albümün ortalama bir USBM albümü olduğunu dahi söyleyebilirdim hatta. Neyse ki Esoterica rumuzlu arkadaş gerçekten iyi bir besteci ve müzisyen, ve özellikle “Simulacrum of Mirrors” adlı şaheserde, türün bu bilindik özelliklerinin yanına az önce bahsi geçen klavyeleri ve hipnotize edici bas yorumlarını katarak estetiğin black metal içindeki tanımını tekrar yapmış.

Çok fazla adı duyulmamış, büyük olasılıkla dinleyici kitlesi oldukça kısıtlı bir albüm için bunlar iddialı sözler gibi gözükebilir, bu kritiği okuyup da dinleyecek kişiler benim hissettiğim gibi hissetmeyebilirler de elbette; ama tüm bunlar, DARKSPACE tarzı “uzaysal” klavye tonlarının önünde “How can I heal, if I can’t feel time?” cümlesini her duyduğumda tüylerimin ürperdiği gerçeğini değiştirmiyor. Müzik dinlemeden hayatını idame ettiremeyecek bir kişi olarak, müziği dinleyiciye yalnızca duyurmanın değil, hissettirmenin önemli olduğuna inanmışımdır hep. “Languor into Echoes, Beyond”‘da, bunu deneyimlemek hiç zor değil.

Biraz da somut olarak incelemek istersek, albümün zaman zaman depresif yönlere de kaydığını, müziğin tempo düşürmediği anlarda ise raw black metal tadında olduğunu söyleyebiliriz. Kazıma riflerin “Transilvanian Hunger” dönemi DARKTHRONE’unu andırdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır; fakat davul kullanımı olarak oradan biraz uzaklaşıyor albüm. Çok yaratıcı olmasa da yüksek tempolu davullar, grubun adının bize sunduğu kaos havasınının oluşmasına oldukça yardım ediyor. Temponun gerek yüksek, gerekse düşük olduğu anlarda çoğunlukla arka planda klavyelerle desteklenen bir müzik var. Temponun düştüğü anlarda bu klavyeler, bir anda ön plana çıkan baslarla birlikte müziğin üst katmanını oluşturmaya başlıyor ve aynı şarkı içinde hem KEEP OF KALESSIN, hem de belki hafifçe FEN havası almaya olanak sağlıyor.

Müziği tasvir etmeye çalışırken çok fazla grup ismi kullandım, farkındayım; ama bu elimde olmayan bir durum aslında. CHAOS MOON oldukça farklı ilhamlar barındırıyor ve bunların neredeyse tamamının iyi yönlerini almayı başarmışlar. Albümü dinlerken bu bahsettiğim gruplar ve muhtemelen daha fazlası aklınıza gelecektir; ama hiçbirinin taklit edilmediğini, bu ilhamların olması gerektiği seviyede kaldığını da göreceksiniz.

Albümün bana göre çok etkileyici olan kapağına da değinmeden geçemeyeceğim. Yukarda da bahsettiğim, albümün “sıradanlıkları olan ama çekici” hali burada da tezahür ediyor. Evet kurukafa gibi bir şekil var, sıradan olabilirmiş; fakat insanı hafifçe dehşete düşüren bir şeyler var ve öne çıkmayı başarmış. Albümün müziğinin özeti de bu denebilir. Birbirinin kopyası USBM gruplarının tamamının temel öğeleri CHAOS MOON’da da mevcut; fakat üzerine koydukları ve bahsettiğim ilhamların yerinde kullanımıyla her açıdan daha “estetik”.

“Languor into Echoes, Beyond”‘u yıllarca dinleyip hatmettikten sonra, grubun 2011 yılında “The Ouroboros Worm” adında vasat bir EP çıkartıp daha sonra da dağıldığını açıklaması benim için büyük bir hayalkırıklığı oldu. Neyse ki daha uzun yıllar tüylerim diken diken olarak dinleyeceğimden emin olduğum böyle bir albüm bıraktılar geride. Mükemmel değili ama black metal’in herhangi bir alt kolunu seviyorum diyen herkesin içinde keyif alacağı şeyler barındıran bir eser.

78/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s