Blut aus Nord – 777 Sect(s)

777sects

Nothing is known to precede the echo of god, the grand evil who hides away in the upstream of time

2003 yılında devasa “The Work which Transforms God”‘ı çıkarttıktan sonra, BLUT AUS NORD’un hafifçe durgunlaştığını söyleyebiliriz. Söz konusu albümün izinden giden “MoRT” ve “Odinist” albümleri, açık konuşmak gerekirse seleflerinin kalitesinin yanına bile yaklaşamadılar. Daha sonraki “Memoria Vetusta II: Dialogue with the Stars” ise, grubun gittiği yönü değiştirdiğini gösterir gibiydi; çok çok iyi bir albüm olmakla birlikte, daha progresif, daha melodik şarkıların yer aldığı bir işti. Bu yüzden BLUT AUS NORD’un 777 önekli bir üçleme yayınlayacağını duyunca oldukça meraklanmıştım işin açığı; bıraktıkları yerden devam mı edeceklerdi, yoksa DEATHSPELL OMEGA’nın iyice patlama yaptığı ve dezonant metalin iyiden iyiye el üstünde tutulmaya başladığı bu dönemde tekrar en iyi işleri olarak gördüğüm “The Work which Transforms God”‘ın yoluna mı döneceklerdi? İkincisini yaptılar, ve albümü dinledikten sonra şahsi olarak çok iyi bir iş yaptıklarını düşünüyorum.

A source that preserves its light far from the life of a supreme abstraction that leaves the dogmas of the time to create its own illusion, to create its legend and its enemy

777. 666′nın yıllar boyunca metal müziğin içinde IRON MAIDEN’dan BEHEXEN’e uzanan geniş bir skaladaki gruplar tarafından kullanılmasına şahit olduk, peki şimdi nereden çıktı bu 777? 7, İslamiyet öncesi İlahî dinlerde değerli bir sayıdır. Musevîlikte mükemmel sayılardan biri olarak kabul edilirken, Hıristiyanlıkta ise bu mükemmellik Tanrı’ya atfedilmiş ve Tanrı’nın sayısı olarak gösterilmiştir. Teslis’te, yani Hıristiyanlıktaki tek Tanrı’nın üç formda ifade edilmesi inancında ise, üçlemenin göstergesi olarak 777 sayısı kullanılır. Aleister Crowley yani “Mr. Crowley”‘nin, gelişimine büyük ölçüde katkıda bulunduğu bir ruhanî felsefe olan Thelema’yla ilgili kitaplarında da kullandığı bir kavramdır hatta. Grubun 777 üçlemesinin ilk ayağı olan SECT(S)’in şarkı sözleri de, İngilizceleri yazıya serpiştirilmiş olarak görebileceğiniz, Tanrı’ya ilişkin kısa cümleden oluşuyor.

Accession, lust, and devotion as the only rules of non-existence

Albüm, grubun son albümünden değil, adeta 2003 yılında bıraktığı yerden devam ediyor. Benzer formüller üzerinden yürüyen 777 – SECT(S), tamamı Epitome’lar olarak adlandırılan şarkılarında, bize gruptan beklediğimiz gibi hem hızlı tempolu Black Metal pasajlarını; hem de atmosferik, endüstriyel pasajları sunuyor. Adeta dinleyicinin kulaklarına meydan okuyarak başlayan ilk şarkının ardından, kendini tekrar eden orta tempo rifler ve ölçüsüz davullarla dinleyiciyi sarmalayan, yedi dakika boyunca bırakmayan Epitome II geliyor, o biter bitmez ise bu defa gümbür gümbür Epitome III başlıyor.

The glory of the fathers of man; forgers who inject the blood of saints

Albüm boyunca gözüken bu değişimin, şarkı içlerinde değil de şarkılar arasında baş gösteriyor olması gibi bir durum var. Genel olarak bakarsak, başlayan bir şarkının aynı tempoda devam ettiğini ve bittiğini görebiliriz. Tabii burada göz önünde bulundurulması gereken, bu albümde progresif bir kaygı olmadığı. “Memoria Vetusta II: Dialogue with the Stars”‘ın aksine, elimizde neredeyse br GODFLESH albümü var. Fazlasıyla endüstriyel etkileşim, yapay davul tonu ve ahenksiz rifler. Bunun yanında, kendileri gibi Fransız olan ve yine dezonant bir Black Metal türevi icra eden DEATHSPELL OMEGA’dan farklı olarak, şarkıların genel olarak bir tepe noktası olmadığını görüyoruz. Bunun temel sebepleri değindiğim gibi şarkıların fazla değişmeden başlayıp bitmesi, vokalin minimumda tutulmuş olması ve nakarat yapısının albümde hiç yer bulmuyor olması.

The origins are multiplying; they proliferate and sow the seconds of dread and doubt that will accompany these deaths up to the gates of nothingness

Albümü anlatmak için bunlardan bahsetmek gerekli gibi gözüküyor; ama şu bir gerçek ki BLUT AUS NORD çok kaliteli müzisyenlerden oluşuyor ve tempoyu nasıl tutarsa tutsun dinleyiciyi kendi içine çeken bir tarafı var. Kritikte bunların bahsinin geçmesi, albümün kötü olduğu anlamına kesinlikle gelmiyor; aksine, çok iyi bir grubun, uzun zamandır yayınladığı en iyi albüm denebilir 777 – SECT(S) için. Bu bahsedilenler, BLUT AUS NORD müziğinin bir tanımı aslında, bu formüller üzerinden çok yaratıcı, alışılagelmişin dışında rifler ve davul ritimleriyle büyük eserler ortaya koyuyorlar. Albüm, aynı zamanda oldukça temiz bir prodüksiyona sahip. Katmanlı gitarların da, basın da, çok az ve geri planda kullanılmış olsa da vokalin de rahatça ayırt edilebildiğini görebilirsiniz.

They would die under the weight of the centuries, in the redemption; they would die in imploring, leaving a final pardon to escape then resound in the confusion of the times without even understanding the sin

BLUT AUS NORD’un orta tempolu, drone ve dark ambient etkileşimli işlerini hep daha çok sevdiğim için, özellikle Epitome II ve Epitome VI’ya iyiden iyiye kulak kabartılması gerektiğini düşünüyorum. Metal dünyası içinde bu tarz eserleri bu kadar başarılı icra eden bir grup daha sanmıyorum ki var olsun. Özetle, güzel bir üçlemenin, güzel bir başlangıcı 777 – SECT(S). BLUT AUS NORD ve genel olarak atmosferik Black Metal sevenlerin kesinlikle göz atması gereken bir albüm.

82/100

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir