System of a Down – System of a Down

systemofadown_selftitled

Bu kritik 25 Ağustos 2012’de kaleme alınmıştır.

“Edebi bir eserde siyaset, bir konserin ortasında patlayan tabanca gibi kaba ama göz ardı edemeyeceğimiz bir şeydir. Şimdi çok çirkin şeylerden bahsedeceğiz.”
-Stendhal, Parma Manastırı

System of A Down, ülkemizde en çok bilinen ve tartışılan rock gruplarından bir tanesi, hatta birincisi diyebilirim. Rock müzikle alakası bile olmayan kimi insanların sevgisini ve aynı zamanda düşmanlığı kazanabilen bir grup. Kişisel tercihleri tenzih ederek küçük bir genelleme yapmak gerekirse, gerçek anlamda metal müzik dinleyicisinin bu grubu pek dikkate almadığını söyleyebilirim. Bunun sebeplerine ve sonuçlarına elimden geldiğince değineceğim. Ancak öncelikle grubun Türkiye’deki kendini aşan siyasi ünü hakkında bir kaç cümle söylemem gerek. Bu kritikte siyasi konular için tek bir paragraf açacağım, okumak istemeyenler veya bir albüm kritiğinde siyasi konulara değinilmesini gereksiz bulanlar o paragrafı okumadan geçebilir. Böylelikle lüzumsuz tartışmalara mahal vermemiş oluruz.

En ünlü albümleri “Toxicity” olmasına rağmen, özellikle kendi isimleriyle çıkardıkları “System of A Down” olan ilk albümlerinin kritiğini yapmak istedim. Bunun sebebi hem benim grupların ilk albümlerine ayrı bir ilgi sahibi olmam (Dark Tranquillity’nin de “Skydancer” albümüne kritik yazmıştım) hem de SOAD’ın en az bilinen albümü olmasıdır. Şunu kabul etmek gerek ki, adamlar farklı müzik yapıyor, daha ilk albümlerinden özgünlüğünü ortaya koymuş bir müzik var ortada. Onların icra ettikleri müziği (sound’unu da diyebiliriz) tek kelimede tanımlamak gerekirse, “basit” kelimesi en mâkul olanıdır. Evet, basit ama güzel. Gitarla az çok ilgilenen bir metal dinleyicisinin SOAD’ın şarkıları hakkında “Yaa onlar çok basit, iki tane rif o kadar.” diyebilir. Peki bir müziği güzel yapan onun karmaşık olması mıdır? Eğer hedef kitlesi Necrophagist dinleyen kişiler ise evet, ancak “Güzel nakaratı olsun, ritmi güzel olsun, kimse öyle çığlık mığlık atmasın abi.” diyen milyonlarca kişi ise hayır. İşte System of A Down’ın kazandığı nokta burası. Ayrıca Duman dinleyen, Hayko Cepkin’e “Oha nasıl bağırıyo öyle lan.” diyen Türk gençliği içinse aranılan kan kadar değerli, metal müziğin karmaşıklığını kaldıramayan ancak sözüm ona “sert” kişiliklerini yansıtma dertlerine deva bir grup niteliğinde.

Albüme dönecek olursak, bir elektro ve bir bas gitarla icra edilen müzik, örneğin death veya thrash metal dinleyicisine pop müzik gibi gelebilir. Ancak grubun ilk albümünün yapısı, diğer albümlerine nazaran biraz daha sert ritmlerle kurulu. “Suite-Pee” olsun, “War” olsun, “Darts” olsun hepsi oldukça sert şarkılar. Hiç olmazsa bir sonraki albümlerindeki “Jet-Pilot” şarkısındaki gibi düğünlerde çekilen halayı hatırlatmıyor. Ayrıca bu albüm, kafa sallamak isteyen bir dinleyici için biçilmiş kaftan. Daha ilk şarkıdan başlayan yüksek tempo, grubun göz bebeği olan “Spiders” şarkısında düşüş yaşayıp, “Ddevil” ile yeniden yükselerek sonuna kadar asla durmuyor. Vokalleri üstlenen Serj’in sesinin güzelliği ise albümün sevilmesinde büyük bir etken. Özellikle “Suggestions”, “Spiders” ve “Peephole”daki performansı taktire şayan. Hem coşturabilen hem de kolay dinlenebilen şarkılar icra etmelerinin getirdiği ün ile ayakta olan bu grubun müziklerinin çoğu gitarist Daron Malakian’dan çıkma. Bütün şarkıya yayılmış basit rifler, çok nadir kullanılan sololar System of A Down’ın müziğinin temelini oluşturuyor. Ortalama iki buçuk dakikalık şarkılardan oluşan bu albüm, sert rock müzik dinlemek isteyenler için bekleneni verebilecek kapasitede. Ayrıca grubun en ünlü ikinci şarkısı olan “Sugar” da bu albümde bulunmakta, öyle ki yabancı bir dergide “Bu şarkı neden bu kadar güzel.” diye bir sayfalık yazıya rastlamıştım.

System of A Down’un bana kalırsa en saygı duyulacak tarafı, kendi çizgilerinde ilerlemeleridir. Elbette etkilendikleri bir çok grup olduğunu kendileri de söylüyorlar, ancak ortaya çıkan müzik asla bir başka grubun müziğini andırmıyor.

Siyasi meseleler için bir kaç cümle yazacağım, istemeyen bu paragrafı atlasın. Ermeni soykırımı konusunda bu adamların duruşlarına bir söz söyleyemem. Rammstein nasıl kocaman Almanya bayrağıyla konsere başlıyorsa, bu adamlarda kendi vatanını milletini sevebilir, sayabilir, hatta reklamını bile yapabilir (Bknz. Mustafa Yıldızdoğan). Ermenistan’ın tarihindeki belki de tek olay olan (tarih bilgim kötü kusura bakmayın) “Ermeni Soykırımı” meselesi, bu adamların kanına dokunuyor da olabilir. Buraya kadar sıkıntı yok. Ancak benim anlamadığım, yeri geldiğinde haddini aşan biçimde faşist olabilen bu grup, hemen ardından “I’m sick and tired of fascism. (“Faşizmden bıktım, usandım.)” diye bağırabiliyor. Yani bu adamların zaten kendi içlerinde biraz problemleri var. 1997-98 yıllarında yaptıkları performanslarda MTV’ye ağzını geleni söyleyip, yaklaşık 10 yıl sonra ödül töreninde performans yapabiliyorlar. Diğer bir konu ise bizim “sert ve asi” Türk gencimizin bu adamların müziğini dinlemesi konusu. Grup kurulduğundan beri bitmeyen tartışmalar, grup dağıldı hala bitmedi. Birkaç cümleyle bu işi sona erdirmek imkansız ama ben kendi düşüncelerimi yazacağım. Eğer bu ülkede yaşayan insanların yarısı, kendisine apaçık düşman bir siyasi partiye oy verebiliyorsa System of A Down’u da gönül rahatlığıyla dinleyebilir. (Okuyup da alaka bulamayan arkadaşlara da şunu söyleyeyim, benim görüşüm budur.)

Yavaş yavaş toparlayacak olursak, System of A Down kendi müziğini yapmış ve müzikal anlamda asla çizgisinden çıkmamış güzel bir gruptur. Bu albümleri her ne kadar diğer albümlerinin gölgesinde kalsa da, içinde dinlemeye değer birkaç şarkı vardır. Metalin karmaşasından kafayı kaldırmak istediğinizde size dinlemesi kolay güzel şarkılar sunabilir. Dağılmış olmalarına rağmen yakında yeni bir albümle sürpriz yapma ihtimalleri de çok yüksek.

85/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s