Secrets of The Moon – Sun
Bu Kritik 11 Aralık 2015’de kaleme alınmıştır.
Bir müzik grubu için uzun yıllar boyunca aynı türe bağlı kalmak, tek bir tür içerisinde hem kendi karakterini ortaya koyup hem de sınırları aşmadan orijinal kalabilmek gerçekten düşünülenden de zor bir iş. Yalnızca metal müzik dinleyicisi değil, hemen her dinleyicinin ağır basan bencilliği, sevdikleri grupların sevdikleri albümlerinin benzerini veya ona çok yakınını sürekli bekler durumda olmaları da, gruplar için ayrı bir zorluk katıyor bu işe. Çünkü her zaman gelişime inanan, destekleyen dinleyici olduğu gibi, her albümde aynı atmosferi bekleyen dinleyici de mevcut. Yıllardan beri süregelen bu çelişki bir yana. 20 yılı aşan birçok grup, ilerleyen zamanlarda müziklerine farklı elementler katıyor, atmosferini, üslubunu hatta kimi zaman grubun bütün karakterini değiştiren albümlere imza atıyor. Bunu yaparken de, genelde bütün müzisyenlerin sığındığı ortak bir takım açıklamaları yapıyorlar. Her ne kadar müzikte gelişimi, farklılığı, yeni tatları destekleyen bir insan olsam da, yıllardan beri severek dinlediğim grupların beklenmedik hareketlerine içten içe katlanamadığımı bildiğim için, elimden geldiğince bu hususta çekimser olmak istiyorum.
Bugün de 20. Yılını tamamlayan, oldukça köklü grup SECRETS OF THE MOON’un yeni albümü “Sun”la birlikte önceki kariyerine nazaran nasıl ÇOK farklı sularda yüzmeye başladığı ve bu değişimin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu konusu hakkında konuşacağız.
SotM’la ilgili alışamadığım ve ağzımda biraz buruk tat bırakan durumlardan birisi, grubun sürekli zamanın rağbet gören müziğine göre şekil alması. Bu konuda da yalnız olmadığım da German Rock Hard Magazine dergisinde kendilerine “Black metalin bukalemunları” gibi bir tabirle tanımlanmasıyla belli oluyor. Kanımca en iyi işleri ilk albümü olan SotM, yıllar boyunca black metalin bütün değişimlerine ayak uyduruyor ve tuhaf olansa hemen hepsini ortalamanın üzerinde bir performansla icra ediyorlar. Hiçbir albüm sırıtmıyor, hemen hepsi kendini dinletiyor. Fakat asıl sıkıntı şu ki, karakter yoksunu ve öncü bir grup olmamaları, kendilerini sürekli olarak ikinci plana atıyor. Örneğin bir önceki albümleri olan “Seven Bells”te ağır DARK FORTRESS havası olması, ilk albümlerindeki keskin atmosferin tamamen terk edilip ikinci albümleri “Carved in Stigmata Wounds”da doğrudan doom metal kafasına girmelerii ortadaki işçilik iyi dahi olsa, hoş bir tablo çizmiyor. Zamanımızın belki de en rağbet gören tarzlarından biri olan DEAFHEAVEN black metali ve GHOST, IN SOLITUDE, LUCIFER gibi gruplarla şahlanan Okült Rock türünün karışımıyla da “Sun” ortaya çıkıyor.
Tamamen clean vokal kullanımı, doom etkileri, dediğim gibi DEAFHEAVEN havasında ilerleyen blast beatin ardında giden minimal melodi ve haykırışlar albümün temelini oluştururken, diğer yandan hafif acı ve hüzün ikliminde ilerleyen nakarat melodileri ve müzikal pasajlarla birlikte “Sun” grubun her zamanki değişimlerden birini yeniden yaşadığını gösteriyor. Peki albüm kötü mü? Kesinlikle değil. Grubun yıllardan bu yana gelen kimliği zaten yaşanan değişimlere oldukça iyi ayak uydurmak olduğu için. Önceki albümlerini bilmeyen, ilk defa dinleyen biri için oldukça, arışı sağlam bir işçilik var. Özellikle “Man Behind The Sun” şarkısı sanki kırk yıldan beri bu müziği yapan bir grubun elinden çıkan en sağlam şarkılardan biri gibi. Albümü dinlemeyecekseniz bile bu şarkıya bir göz atın derim. Nakaratı falan bildiğin süper lan, of yani. Türkiye’ye gelseler, sırf şu şarkı için gider, nakaratında falan kendimi kaybederdim.
Death/Thrashvari rifflerden tamamen arınmış, bambaşka bir atmosfere sahip bir çalışma “Sun”. Grup için iyi mi olmuş kötü mu olmuş, onun kararını şahsen verecek kişi ben değilim. Müziklerine yıllarımı vermediğim için önceki işlerini özleyen biri değilim sonuçta. Ancak ortadaki malzemeye baktığımızda, ilk dinlemede kolay kolay vurmayacak, üçüncü dinlemeden sonra da kolay kolay bırakmayacak bir albüm var karşımızda. Şans verip vermemek sizlere kalmış. Ben şahsen şimdi yine “Man Behind The Sun”ı açıp nakaratına eşlik edip, güzel anılarımı düşüneceğim.
Son söz, “Sun” tecrübeli ve ne yaptığını iyi bilen müzisyenlerin elinden çıkma, oldukça başarılı bir albüm.
85/100