Darkthrone – Astral Fortress

Merhaba.

Metali bir mücadele veya dünyanın geri kalanına siktirname tebligatı şeklinde algılamıyorum. Daha doğrusu, elbette metalin içindeki isyanı hissediyor ve belirli ölçülerde paylaşmakla birlikte bunun aslen müzikle bir ilgisi olmadığını, yaşantı ve düşüncedeki ortodoks karşıtı tavrın müziğe de yansıtılma zorunluluğu bulunmadığına inanıyorum. Olimpiyat ruhunu temsil eden “Citius, Altius, Fortius,” yani “daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü,” felsefesi, metal üretiminde karşılık bulmuyor bende.

Bu nedenle de kafasına göre takılan, her seferinde aynı şeyi -veya her seferinde farklı bir şeyi- yapmaktan hoşlanan, daha hızlı çalmak veya daha sert/ekstrem takılmakla ilgilenmeyen, kabaca umursamayan grupları topa koymadan önce samimiyet ve motivasyonlarını, tutkularını değerlendirip ona göre bir karar vermeye çalışıyorum. Bu perspektiften bakınca, bence dünyada Darkthrone‘un eline su dökecek tek bir metal grubu bile yok.

Fenriz – Nocturno Culto ikilisinin metal tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yeri var. Darkthrone çatısı altında hiçbir dramaya bulaşmadan, kimseyi sallamadan, konser dahi vermeden 35 yılı geride bıraktılar. Kağıt üzerinde 1980’lerden kalma, genç dinleyicilerin zerre sallamadığı birtakım dede metalciler kategorisinde yer almalarına rağmen hala bu kadar ilgi çekiyor olmalarının sebepleri ve bazı çıkarımlar üzerine sayfalarca konuşulabilir; fakat biz bugün grubun 20. (bir durup düşünün isterim bu sayıyı) albümü Astral Fortress‘ı konuşacağız.

Bir süredir doğru insanlarla metal konuşulan alkollü ortama çok iyi fon müziği  üretme moduna geçen, heavy metali black metalin önüne koyan Darkthrone’un bu fazından fazlasıyla memnunum. Daha paçoz, punk/crust ilhamlı ve black metal odaklı albümlerinin hastasıyım elbette; ancak ikisi de 50 yaşını devirmek üzere olan Fenriz – Nocturno Culto ikilisi hakkında beklentimi “yapmaya devam etsinler de,” seviyesine çektiğimden beri kafam rahat. Bence Darkthrone artık bir turnusol görevi görüyor ve piyasayı, dinleyiciyi umursamaz tavrının altını ezberlendiği bariz metal tarihinden referanslar içeren albümlerle doldurarak hem seve seve hem de öteki türlü saygı duyulası, eli öpülesi bir noktaya çekiyor kendini. Neredeyse hile yapmak gibi bir şey; yapabilene tabii.

Düşük-orta tempolu besteler proto-doom metal BLACK SABBATH riflerinden CELTIC FROST ve BATHORY saygı duruşlu daha karanlık noktalara doğru ilerlerken, tıpku bir önceki Eternal Hails…..de olduğu gibi daha ilginç ve atmosferik bir durakta durmayı ihmal etmiyor. Önce Stalagmite Necklace‘da Nocturno mellotron ile ilginç denemelerde bulunurken parçanın sonunda çello (!) devreye giriyor. Albümün ortasında yer alan The Sea Beneath the Seas of the Sea, bir Jules Verne kitabı okurken yüzeyin metrelerce altına, karanlık suların keşfedilmemiş dünyasına doğru iniyormuş hissi veriyor. 2. bölümdeki synth. ile Fenriz’in yarattığı mitik ambiyans enfes. Belli ki bu ara klavyeye takmış kafayı. Eternal Hails…..‘in kapanışına bayılan bir insan olarak son dönemdeki bu uzaylı, kozmikli atmosfer ilhamını korumasına ve hatta daha da üzerine gitmesine sevindim.

Daha da karanlık, biraz daha boğucu bir atmosferi tercih ederdim tabii ama albüm kapağına karda paten yaptığı fotoğrafını koyan adamdan öyle zifir kara bir black metal atmosferi beklemek de enayilik biraz. Bununla birlikte özellikle Eternal Hails…..’e kıyasla daha dengeli, daha karanlık ve bütünlüklü bir havası var Astral Fortress‘ın. Sanki orada tohumları ekilen fikirler bu albümde çiçek açmaya başlamış gibi. Biraz daha zorlanırsa bence bir sonraki albümde hakikaten atmosferik, karanlık ve ürkütücü bir albüm dinleyebiliriz.

Özetle son dönem Darkthrone kataloğunun belli açılardan gelişim gözlemlenebilen son halkası olarak Astral Fortress, Darkthrone’un her seferinde masaya yeni bir şeyler koymadan da doyurmayı sürdürebildiğini kanıtlıyor. Soulside Journey‘deki Eon‘un devamı niteliğindeki, NWoBHM rifleriyle doom/black metal atmosferini birleştiren kapanış Eon 2, 70’lerin o canlı canlı prodüksiyonunun taklidi olan ve old school havayla birlikte samimiyeti de katlayan kayıt, Nocturno’nun gram değişmeyen ve bu sayede hala “metal bee!” dedirten umursamaz vokali ve diğer detaylarıyla Darkthrone’u bütünlemesine seven, grubun tavrını ve metale yaklaşımını bilen biri için oldukça iyi bir albüm. İlk paragrafa dönecek olursak her seferinde daha sert, daha ekstrem ve zorlayıcı bir şeyler aramıyorsanız tavsiyedir Astral Fortress.

80/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

3 thoughts on “Darkthrone – Astral Fortress

  • 14 Kasım 2022 tarihinde, saat 12:07
    Permalink

    Darkthrone’un son birkac albumunu sevip de bu albumu begenmeyenleri anlamiyorum. Adamlar ayni cizgiden devam ediyor ve gayet de saglam yapiyorlar bu isi. Beklentiler ne bunu cozemedim bir turlu.

    “doğru insanlarla metal konuşulan alkollü ortama çok iyi fon müziği” cok iyi tanimlama 🙂

    Yanıtla
  • 15 Kasım 2022 tarihinde, saat 04:01
    Permalink

    Malum üçleme dahil hiçbir Darkthrone icraatına ısınamadım ama bu adamları çok seviyorum. İnceleme de on numara, daha iyi anlatılamazdı.

    Yanıtla
  • 16 Kasım 2022 tarihinde, saat 02:36
    Permalink

    Kendi kafasını yaşayan, istersen sen de bize katıl dostum dercesine bir albüm. Ben epey beğendim. Toplamdan on kere falan dinlemişimdir. Özellikle kapanış şarkısı fevkalade.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.