Black Viper – Hellions of Fire

Merhaba.

“Bu müziği deneyen her yeni grup için neredeyse 20-30 tane old school death metal grubu vardır herhalde…”

Hellions of Fire‘ı ilk defa dinlerken aklımda beliren bu cümle, albümün sonuna kadar neredeyse hiç çıkmadı zihnimden ve bu yazıyı kaleme almamdaki ikincil motivasyonum oldu. İlki ise neredeyse PATREON macerasına atıldığım günden beri (2019, dile kolay!) Metalperver’i destekleyen ve yakın zamanda orada 25 abone hedefine ulaştığımız için kazandığı yeni bir kritik hakkını Norveçli speed metal topluluğu Black Viper’dan yana kullanan Hasan Molla. Desteğinin yanında sağ olsun, beni yeni bir grupla da tanıştırmış oldu. Bu aralar ara ara Patreon isteği incelemeler gelmeye devam edecek; hem siteye destek olmak hem de çeşitli hoşluklarından faydalanmak için siz de katılabilirsiniz bu inanılmaz vip, aşırı elit ve havalı topluluğun arasına.

Black Viper, 2012’de Oslo’da kurulmuş, haliyle Norveçli bir speed/heavy metal topluluğu. Hellions of Fire, 2018’de yayımlanmış ve şimdilik grubun ilk ve tek albümü. Tanıştığımıza göre hadi albüme geçelim artık.

İlk cümleme dönecek olursak Black Viper, herkesin kolay kolay giremediği bir topa girip 80’ler speed/heavy metal ateşini diriltmeye çalışıyor. Çoğu yeni grubun yeni dinleyicilerin eğilimlerine uygun hareket ettiği, azımsanmayacak bir kısmının şirket yönlendirmeleriyle müziğin gidişatına karar verdiği bir dönemde akıntının tersine kürek çekmek gibi bir şey bu. Eskiyi modernize edip pazarlamaya çalışan, nostalji kartını öne süren bir iş değil çünkü Black Viper’ınki; neredeyse bugünden hiçbir şey katmadan, araya köprü kurmaya çalışmadan, direkt o günlerin müziğini yapıyor grup. Öncelikle bu tercihi ve cesareti tebrik etmek lazım; sadece gerçekten bunu yapmak istiyorsan yaparsın çünkü bence, haha.

Geçtiğimiz haftalarda yeni albümünü paylaşan AGENT STEEL‘in ilk iki albümü (SAVAGE GRACE de diyeceğim ama bilen var mı ki?) ve genel hatlarıyla Amerikan speed metalinin net bir yansıması Hellions of Fire. Yalnız  Arild M. Torp isminin bahsi ile birlikte Black Viper’ın beste düzenlemesindeki zenginlikten, heavy/power etkilerinden de bahsetmeye başlamak gerekiyor biraz biraz. Ortalaması yedi dakikayı bulan bestelerde speed metal istikrarını sağlamak, enerjisini korumak hiç kolay değil ve  Arild M. Torp, savaş arabasını çeken atlarını hizada tutmak için devamlı kırbaç şaklatan merhametsiz, amansız bir savaşçı gibi gitarıyla tüm grubu yönetiyor, yönlendiriyor; hatta gerekirse zorlu yollara girip çıkmaktan da çekinmiyor. Kendisinin NEKROMANTHEON ve OBLITERATION gibi isimlerde başka başka türler (hatta birinde thrash, ötekinde death metal kadar başka türler) dahilinde rif saldırısına devam ettiğini düşünürsek bu adamın rif, melodi yazma konusunda hiçbir sıkıntı çekmeyen bir müzisyen olduğunu söyleyince abartmış olmam herhalde. Sen neymişsin Arild.

Quest for Power / The Fountain of Might, on dakikanın üzerine çıkan süresiyle klasik speed metalin doğrularına meydan okumanın yanında Black Viper’ın güçlü taraflarını görmek adına en güzel örnek. Arild’in teknik, FLOTSAM & JETSAM‘ın çıkış albümü Doomsday For The Deceiver‘ı (niye yazmamışım bunu ya?) akıllara getiren çılgın gitarının yanında ritim o kadar sık ve her seferinde o kadar bir öncekini aratmayacak şekilde değişiyor ki şarkının içinde kaybolup gidiyor insan bir süre sonra. Yine de aslında tek bir şarkının, bölümün öne çıktığı bir albümden ziyade yedi şarkının tümüyle etki edebilen bir albüm Hellions of Fire. Tempoyu, trafiği çok iyi ayarlamışlar gerçekten ve herhalde bir tek Suspiria‘nın tekrarlı vokallerinden sıkıldım tekrarlı dinlemelerde; gerisi su gibi akıp gitti her seferinde. Ayrıca şarkıları bu kadar uzun tutup dramatize etmemek, epik mevzulara, atmosfere girmemek de büyük iş.

Müzikten rol çalmaya çalışmayan Salvador Armijo, şimdilik Black Viper’ın yumuşak karnı gibi görünüyor. Tizlere çıkıp ani çılgınlıklar yaptığında müziğin üzerinde biraz sakil duruyor bu hareketler ve gırtlağı, tonu, aralığı bu tür için gayet yeterli görünse de özellikle kulak kabartıldığında biraz sırıtıyor vokali. Biraz daha serseri, biraz daha rahat kafalı bir müziği var grubun ve Salvador sanki fazla kastırıyor gibi hissediyorum. Performansını beğenmedim diyemem asla ama bu kadarına gerek var mı bu müzik için, ona emin olamıyorum diyeyim kısaca. Davul ise aşırı organik tınlıyor ve özellikle ride göbeği vuruşlarındaki sustain enfes, haha. Özellikle mi bu kadar çiğ bırakmışlar bilmiyorum ama albümün kendine has özelliklerinden biri haline gelmiş Cato’nun ride zili; çın çın çınlıyor kulaklar. Onun dışında tür için standart, fakat gayet yeterli ve net bir performansı var. Zaten DEATHHAMMER‘ın davulcusu o da aslında. Black/thrash taraflarından, death metalden, brutal thrash dünyalarından gelen adamlar hadi biraz da safkan 80’ler speed metal yapalım demişler kısacası ve o gazı, enerjiyi, heyecanı yansıtan, altında başka bir amaç veya plan hissettirmeyen samimi bir havası var Hellions of Fire‘ın. Elemanlar yetkin olunca da taş gibi iş çıkmış.

Metale direkt ekstrem işlerle, ne bileyim DEATHSPELL OMEGA‘yla veya ULCERATE‘le başlayan genç dinleyiciler veya sadece progresif dinleyen kibir tayfa için üzülüyorum bazen. Black Viper gibi gruplar, ancak metalin köklerini bilenler için değerli bir müzik üretiyorlar; bu yüzden de o tarafa hakim olmayan, kulağı 80’ler metaline alışkın olmayan dinleyicilerin radarına giremiyorlar asla. Şahsen genelde bu tip serserilikleri bilmekle övünen biri olarak ben bile Black Viper’ı, Hellions of Fire‘ı (özellikle de açılıştaki isim parçasının o müthiş giriş rifini) bu kadar geç duyduğum için keyfim kaçık hala. Arayı hızla kapatıp defalarca dinledim ama henüz doymuş değilim, onu söyleyebilirim rahatlıkla. Hayatınızı değiştirecek bir albüm değil tabii ki ama yazıda bahsi geçen, referans verdiğim iki grubun ilk dönem işlerine ilginiz varsa, metale thrash, heavy, speed taraflarından başladıysanız, biraz 80’ler ruhu yaşamak ve çok hızlı heavy metal dinlemek istiyorsanız Hellions of Fire‘ı koyun cebinize mutlaka. Normalde Klasik Bir Cumartesi için değilse güncele yetişme telaşıyla eski albümleri yazmaktan çekinirim; Hellions of Fire bu konuda çok net bir istisna olmayı başardı diyebilirim. Tekrar teşekkürler Hasan.

85/100


Patreon’da hedef: 26/40
Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp bir göz atabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Black Viper – Hellions of Fire

  • 5 Nisan 2021 tarihinde, saat 14:10
    Permalink

    Albumun 2018 cikisli oldugunu bilmesem bu grubu 80lerden bir grup zannedebilirdim. Gercekten sound/mix dahil tamamen 80leri yansitan bir album olmus. Kimileri bunu sevmez, yil olmus bilmemkac hala bu muzik mi yapiliyor gibisinden. Fakat dedigin gibi tabiri caizse “eski toprak” icin bir velinimet bu album. Parcalar uzun olmasina ragmen hic yormuyor, cunku grup formulleri o kadar iyi uyguluyor ki baydigi nokta yok gibi. Lezzetli (tasty) sololar ve 80ler tarzi pinch harmoniklerle suslenmis riffler gayet doyurucu. Enforcer kadar populer olabilecek potansiyelleri var bence.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.