Wolfheart – Skull Soldiers [EP]

Merhaba.

Havanın iyice sapıttığı, eğer bir an önce kendine çeki düzen vermezse toplum aile yapısını bozmakla veya terörist propaganda yapmakla itham edilip gözaltına alınabileceği, bıyıklının birinin çıkıp “biz bu motoroloji midir artık hangi dış mihrak oyunuysa ondan çıkıyoruz kardeşim, yerli ve milli yeni bir atmosfer sistemi için çalışmalara başladık,” diyebileceği bir noktadayız. Şu an bir yandan bu satırları yazarken bir yandan da lapa lapa yağan karı izliyorum ve bugün 24 Mart. Elimizde kala kala bir tek “bizim ülke dört mevsimi birden yaşayabiliyor,” argümanı kalmıştı, o da gitti galiba artık. Neyse ki kar mikrop kırıyormuş, böylece Covid-19’u da uğurlarız belki ülkemizden. Olacak O Kadar gibi açtım ama doluyor insan yahu. Eh, bu da benim herkesin okumasına izin verdiğim günlüğüm tadında bir yer olduğu için (Caner Özyurtlu‘dan duydum, iyi bir ifadeymiş) biraz da ağlama duvarı olmayacaksa…

Metal mi? Olur olur, onu da konuşalım. Kar yağınca ister istemez kış albümlerine kayıyorum tabii ve şöyle bir Forlatt, Venter På Stormene, At the Heart of Winter, The Mantle çevirmezsem kar yağışından tam randıman alamıyormuş gibi hissediyorum. Son sekiz-on yıldır artık elim Wolfheart’a da gidiyor sıkça. Finlandiyalı coşkun müzisyen Tuomas Saukkonen, 2013’ten beri çok iyi işler yapıyor Wolfheart ile ve nihayet sayısız projenin ardından doğru düzgün, hak ettiğini aldığı bir grubu oldu diye çok seviniyorum. En son Wolves of Karelia ile, yaklaşık bir sene kadar önce Metalperver’e konuk ettiğim Tuomas’ı İstanbul’da da ağırlamak için uğraşıp duruyor Duality Productions bu arada; umuyorum 2022’de sahnede de izleyeceğiz artık kendisini.

2020’de albüm yapıp Covid-19 yüzünden turlayamayınca akıllı bir hamleyle grubun kariyerindeki ilk EP çalışması için kolları sıvamıştı Tuomas birkaç ay evvel. Kış metali de yapsan donmamak için ateşi diri tutmak gerekiyor ve ne yazık ki bütünüyle konsersiz geçen iyi bir albümün hemen arkasına bir EP yapıp güncel ve gündemde kalmayı akıllıca bulduğumu söyleyerek başlayayım Skull Soldiers‘a artık. Dört parçadan oluşan EP’de iki yeni şarkı varken iki tane de eski parçaların farklı versiyonları yer alıyor. Yenileri zaten konuşuruz. Grubun 2015 çıkışlı 2. albümü Shadow World‘ün açılış parçası Aeons of Cold, şarkının ana fikri ve ilk yarısının akustik bir düzenlemesiyle, haliyle özgün versiyonundan hayli farklı şekilde yer almış Skull Soldiers‘ta. Ayrıca son albümden Reaper‘ın, grubun salgın esnasında verdiği bir çevirimiçi konserden alınmış, canlı bir versiyonu da bulunuyor. En azından yeni albümden bir şarkıyı canlı dinlemiş olacağız bu konsersizlikte diyelim. Bilgili, kulağı şarkıya alışmış hayranlar için Aeons of Cold‘un bu melankolik, akustik haline alışmak zor olabilir ama ben sevdim açıkçası. Reaper için ise seyircinin eksikliğini çeken bir canlı performans diyebileceğim sanırım en ılımlı ifadeyle; seyircisiz canlı metal, sossuz patates kızartması gibi bir şey çünkü.

Gelelim esas mevzuya ve EP’nin ilk bölümündeki iki yeni parça Skull Soldiers ve Hereditary‘e. EP’nin bu bölümü çok daha heyecanlı ve keyifli zaten. Wolfheart’ın iyiden iyiye oturduğunu hissettiğim melodik death metal anlayışı, bu parçaların Wolves of Karelia‘dan çok uzağa düşmeyen beste yapılarında ve atmosferinde kendini hissettiriyor yine. Tematik açıdan baktığımızda da Wolfheart’ın kaldığı yerden devam ettiğini, aynı konuyu işlediğini görüyoruz. Nedir bu konu? Sovyetler Birliği ve Finlandiya arasında geçen Kış Savaşı. 1939 – 1940 arasında, üç- üç buçuk aylık bir süreyi kapsayan savaşa odaklanan Tuomas ve dadaşlar, yine kara kışın ortasında işgalci Sovyet gücüne karşı topraklarını koruyan Fin askerlerinin, askeri ve fiziksel koşulları düşününce hayli ürkütücü -ve elbette bu nedenle de çok metal!- mücadelesine odaklanıyoruz. Benim gibi tarihe meraklı olan varsa mutlaka açsın kurcalasın, çünkü Finlandiya da Finlandiya’ymış arkadaşlar; kendi toplam 70.000 zayiatına karşı Sovyetler Birliği’ne 320.000’in üzerinde kayıp verdirmiş. Yuh. Daha da Fin’e bulaşmam.

Girişindeki efektlerle, davullarla ve bol taramalı gitar rifleriyle zaten savaşı buram buram hissettiren Skull Soldiers, davul-gitar ikilisinin sabit temeli üzerinde, bu müziğin aslında ne kadar zahmetsiz olabileceğini gösteriyor. Bu, şarkı kötü veya özensiz demek değil, hatta aksine Wolfheart’ın müziğine hakimiyetini gösteren bir özellik. GOJIRA ve LAMB OF GOD gibi isimleri akıllara getirebilecek ritim kalıpları üzerinden giden şarkının kendi yolunu bulması çok kısa sürüyor ve 2:45 sonrası Wolfheart, çok iyi yaptığı şeyleri yapıp melodik death metalin agresif tarafına abanarak çatışmanın şiddetini bir anda arttırıyor.

Hereditary ise bu 17 dakikalık EP içerisindeki favori dört dakikam sanırım. Thrash tarafından da destek alan bir ritim çerçevesi içerisinde daha saldırgan bir tavır takınıyor Wolfheart. İşin daha güzel tarafı ise arka planda, çok 90’lar tınlayan bir tonda, atmosferi sıfır derecenin altına çekip her şeyi donduran klavye. Wolves of Karelia‘da misafir gibiyken artık grubun tam zamanlı bir elemanına dönüşen Yunan gitarist Vagelis Karzis, Yunanistan ve gitar denilince ilk akla gelen bir Gus G. veya Marios Iliopoulos değil belki ama yine de kısacık solosunda şarkıya başka bir hava katmayı başarmış, onu da eklemek lazım. Tuomas’ın çiğ vokalleri de agresif tabanı güçlendiriyor iyice. Hatta madem her şeyden bahsettim, bu da eksik kalmasın: Son bölümden önceki minik akustik gitarı da çok sevdim… Ya ne diyeceğim biliyor musunuz, ben galiba komple sevdim bu şarkıyı.

Kısacası eğer Wolfheart müziğini bir kere bağrınıza bastıysanız EP diye es geçmeyin ve Skull Soldiers‘a da şans verin, çünkü Wolfheart’a dair iyi olan her şey burada da mevcut fazlasıyla. Tuomas’ın vizyonu iyice netleşmiş gibi ve kariyerinin başlarında zerre beceremediği yönetimsel, işe yönelik taraflarda da doğru kararlar alıp istikrarı sağladı gibi görünüyor artık. Yapmış olmak için, adımız unutulmasın/albümümüz kaynamasın diye, şirket baskısı vs. ile yapılmış olsa Wolves of Karelia‘yı da aşağıya çekerdi ama tam tersi yönde, ağza çalınan bir parmak bal tadındaki bu EP sayesinde açıp daha çok Wolfheart dinleyesim geldi. E zaten kar da durmuyor. Mis.

80/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.