Disrupted – Pure Death

Merhaba.

Hatırlayacağınız üzere daha dün SKELETAL REMAINS yazısında hortlatıldıkça hortlatılan old school death metal muhabbetinin yavaş yavaş beni baydığından bahsetmiştim ama sonra da hala bu işi hakkıyla yapıp samimiyetini kaybetmeyen Skeletal Remains üzerinden yine harhör death metal övmeyi sürdürmüştüm. Ağzımızın tadı hiç değişmesin, aynı mutfaktan devam edelim diyorum; ne dersiniz? Çünkü 2020’den kendime sakladığım (belki PATREON‘dakilere çıtlatmış olabilirim) çirkinliklerden birini sizlerle paylaşmanın vakti geldi artık. Buyurun, içeri geçelim:

Kadro saymalı, kitabi bilgi döşemeli fakir incelemelerinden hoşlanmasam da bu grup ve albüm özelinde takımın sahaya dizilişi üzerine bir şeyler söylemeden olmaz. Efendim kadromuzda KATATONIA‘dan ve son dönemde heyecan uyandıran GRAND CADAVER‘den, hatta büyük hayal kırıklığı V‘den de tanıyabileceğiniz davul dövücüsü Daniel Liljekvist ve onun kardeşi Thomas Liljekvist yer alıyor. Katatonia’dan doğru düzgün bir işe girip ailesine vakit ayırmak için ayrıldığını söyleyen Daniel’ın, gruptan ayrıldığı günden beri aç gibi nerde harhör death metal varsa saldırması da herhalde Katatonia’nın son döneminden ne kadar baydığının göstergesi bu arada, haha.

Neyse, an itibariyle kadroda Thomas Liljekvist ve vokalist Mikael Hanni kalmış görünüyor ama grubun 2020’nin Ekim’inde yayımlanan 2. albümü Pure Death, büyük ihtimalle Daniel’ın da nüfuzu sayesinde, birbirinden canavar konuklara sahip. Örneğin geçen yıl yıkıp geçen gruplardan LIK‘ın ve BLOODBATH‘in gitaristlerinden Tomas Jan Peter Åkvik, Chopped into Oblivion‘da solosuyla katkıda bulunurken yine geçen yılın iyi albümlerinden birine imza atan PARADISE LOST insanı Nick Holmes de köhür köhür böğürüyor Total Death parçasında. Bloodbath ve Katatonia gitaristliği bir yana, esas GHOST grubundaki isimsiz gulyabanilerden biri olan Per “Sodomizer” Eriksson da Human Stew parçasında konuşturuyor gitarını. Son olarak da yine benzer bir death metal anlayışıyla, fazla insana ulaşamasa da bilenin gönlünde yer edinmeyi başaran WRETCHED FATE gitaristi Mats Andersson da son parçaya yazdığı soloyla kareyi tamamlıyor. İnsanın böyle tanıdıkları olması, “kardeşimle bir şeyler kaydediyoruz kanka ya, gelip iki destek atsanıza,” diyebilme rahatlığı, böyle dev isimlerin de (en azından büyük bölümü) hiç gocunmadan gelip çalmaları… Çok güzel di mi ulan oralarda hayat?

Neyse, şimdiye anladığınızı düşündüğüm üzere konumuz İsveç telef olma metali. Hem de Stockholm eski usül telef olma metali; yani basit ve bir yere yetişme telaşı olmayan orta vites blast-beat veya çiftkrosoğlu ritimler üzerinde jilet gitarların dans ettiği, arka planda da tükürükler saçan kuduz bir vokal ile yapılan, hepimizin sevgilisi olan/olması gereken usül. Hükmedici bir tempo kontrolü ve akışkan bestelerle, yarım saatin biraz üzerinde bir süre boyunca, DISMEMBER’dan GRAVE‘e, NIHILIST‘ten ENTOMBED‘a, Stockholm death metalinin en delişmen pratiklerini testere bıçaklarından bir buket şeklinde sunuyor Disrupted bizlere.

Bas yoğunluğu yüksek, rif çeşitliliği ve akıcılığı güçlü bestelere söyleyecek bir şeyim yok pek. Daniel Liljekvist’in macera aramayan ama makine verimliliğindeki davulculuğuna da öyle. Konuk isimler ise bestelere iyi yedirildiklerinden “buyur ağabey, sahne senin!” gibi bir his yaşatmıyorlar. Burada mesela biraz da Mikael Hanni’nin vokallerine alışıp alışamamanızda aslına bakarsanız. Bu tonların nasıl elde edileceği, atmosferin nasıl yaratılacağı neredeyse her kayıt stüdyosunun arşivinde hazır şablonlar halinde duruyordur zaten ve Disrupted’ın tutan formülü değiştirmek, bozmak, geliştirmek gibi bir amacı yok. Dümdüz Stockholm death metali yapıyor Disrupted. Hatta çeşitlilik arıyorsanız hızla gözünüzdeki değeri düşecektir bu nedenle (adamların ilk EP çalışmalarının adı Heavy Death, ilk albümlerinin adı Morbid Death ve bu da Pure Death; neyin çeşitliliğini arıyorsun diye sormazlar mı adama, hshaha). Tabii bu tip bir reprodüksiyon işinde esas olay vokalin bu pakedi nasıl sunduğuyla ilgili biraz da. O yüzden Mikael kilit bir rol üstleniyor bence. Eğer Petrov’unki gibi kuduz death metal vokalinin hardcore punk tavrıyla etrafa tükürükler saçarak bağırmalı bir vokal ile harmanlanmasından hoşlanıyorsanız, Mikael Hanni kısa sürede favori death metal vokalistlerinizden birine dönüşebilir. Ancak eğer derin bir brutal, tavizsiz bir danalık bekliyorsanız aradığınız adam o değil gibi.

Albümdeki favorim kapanış parçası Slave From the Grave ama açıkçası her parça görevini yerine getiriyor ve orta tempo death metalin ne kadar vurucu olabildiğini kanıtlayan enfes anlarla dolu hepsi. Stockholm death metal sahnesine yakın duruyorsanız Disrupted kısa sürede yeni favorilerinizden biri olacaktır ve Pure Death sonrası hızlıca kısa diskografideki diğer işlere de dalacağınıza eminim. Tek amacı bu olduğu ve onu da çok iyi başardığı için puanım yüksek ama yeni dinleyiciler için naçizane önerim öncelikle klasiklere, yazıda bahsi geçen isimlere dalmaları yönünde; klasikleri sindirip alternatif aramaya başladığınız noktada Disrupted sizi bekliyor olacak.

83/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Disrupted – Pure Death

  • 14 Ocak 2021 tarihinde, saat 23:12
    Permalink

    Yalniz cok GAZ ! cok leziz yaa 😍👿

    Yanıtla
  • 15 Ocak 2021 tarihinde, saat 06:51
    Permalink

    Albüm kapağı çok güzel. Müzik de kapağı gibi 🤤.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.