Skeletal Remains – The Entombment of Chaos

Merhaba.

Son birkaç senedir iyice çığrından çıkan old school death metal gazı kaçmaya başlamadı mı sizce? Ben biraz sıkıldım açıkçası. Genç grupların 90’ların ilk yarısında Florida’da veya Stockholm’de olan bitenlere hayranlık duymaları veya ağabeylerine öykünmeleri tabii ki kaçınılmaz; biz de hala çıldıra çıldıra dinliyoruz o dönemde yapılan işleri ne de olsa. Fakat iki güne bir “İşte death metal ruhu!” gibi bir cümleyle pazarlanıp zorla kulağımdan içeri ittirilmeye çalışılan osdm etiketli gruplardan biraz baydım artık. Bu noktada elim devamlı ASPHYX‘in (sitede şuraya link verecek bir tane bile Asphyx kritiği olmamasına ne demeli peki?) yeniden birleştikten sonra piyasaya ders verdiği albümlere, en azından mükemmel sözleriyle insanı tokat manyağı yapan Deathhammer‘a kayıyor:

“Gerçek death metal işte bu, sizi piçler!”
Yanlış anlamayın; ben değil, Martin ağabeyimiz böyle buyuruyor.

Dönelim 2011’de kurulan, en yaşlısı 30 yaşına basmamış müzisyenlerden kurulu death metal temsilcisi Skeletal Remains’e ve grubun bir önceki albümü Devouring Mortality hakkında yazdığım şu paragrafa:

“…Hal böyle olunca Skeletal Remains gibi 90’ların başında patlak veren Florida death metalini özümsemiş, ne yapmak istediğini iyi bilen ve herhangi bir iddiası olmayan gruplar bile benim için kıymetli bir hale geliyor. 2011’de kurulan Californialı grubun ilk albümü Beyond the Flesh, çatur çutur 90’lar death metali varyasyonlarından oluşan, Tardy kardeşleri gururlandırabilecek türden, keyifli de bir albümdü. 13 Nisan’da yayımladıkları üçüncü albüm Devouring Mortality’de de grup namına herhangi bir vizyon değişimi olmamış; Skeletal Remains bir old school death metal grubu ve Skeletal Remains, yalnızca old school death metal yapan bir old school death metal grubu…”

O dönem için kıymet verdiğim anlayıştan bugün biraz soğumuş olmamın temel nedeni ise elbette “en faydalı yeri!” argümanıyla ve vıcık vıcık elleriyle kemikli etten ilik emiklemeye çalışan, olmayan dişleriyle pizrola sıyırmaya kalkan yaşlı nine/dede gibi şirketlerin bu kaynağın kökünü kurutmaya yönelik hareketleri. Kabul, gündelik dinleyici belki benim kadar maruz kalmıyor ve benim de içinde bulunduğum küratörler topluluğu tarafından cımbızla seçilmiş, önüne servis edilmiş örneklerini dinliyor ama son iki-üç senedir gündelik olarak yeni bir osdm promosu almaktan yıldım sanırım. Bu nedenle de söz konusu Skeletal Remains gibi yaptığı işi layığıyla yapan bir gruba karşı bile heyecansız ve önyargılıyım biraz. Sene içerisinde övülen, hatta sene sonu listelerinde bile kendine yer bulabilen The Entombment of Chaos kritiğinin bugüne kalmasının nedeni de bu.

Dokuz sene gibi kısa bir sürede dört albüm yapmak ve her birinde olumlu geri dönüşler alabilmek kolay değil; üstelik her seferinde de aynı şeyi yaparak! Son dönemdeki enflasyondan, ortalama kaliteden biraz rahatsızım belki ama Skeletal Remains bu işin hakkını veriyor ve hakkını teslim etmem gerek bu yüzden de. Elbette bir anda direksiyonu başka yöne kırmamış ve yeni albüm The Entombment of Chaos da 90’ların ilk yarısı Florida sahnesinden beslenmeye devam eden, kolonlara eski ekol death metal coşkusu vermeyi kendine görev bilmiş durumda.

Kaliforniyalı grubun en büyük başarısı, şiar edindiği isimlerden birine fazla yakınsayıp tüm bu 90’lar öykünme mevzularının samimiyetini sorgulatmaması. Tardy kardeşlerden ergen Chuck’a, David Vincent ve kurmaylarından Patrick Mameli’ye kadar birçok death metal ikonundan etkilendikleri ortada, fakat tek bir isimden ziyade komple sahneye, döneme odaklanmışlar gibi duruyor. Bu da ortaya daha sağlıklı, daha oturaklı, al yanaklı bir osdm anlayışı çıkmasını sağlıyor. Bir önceki albümde tekdüzeliği, bestelerdeki basitliği eleştirmiş ve günün sonunda death metalin o dev isimlerini yalayıp yutmuş, ezberlemiş ve sıkılmışsanız gibi bir önkoşul getirmiştim ama bu defa daha olgun ve müziğine hakim bir Skeletal Remains var karşımızda. Hem albüm öncesindeki eleman değişiklikleri (bir kişi sabit; iki eleman gitti, yerlerine üç eleman geldi) hem de acaba iki senede bir, formülize bir osdm albümü patlatıp hazır musluk akıyorken doldurmacı hareketler mi çekiliyor diye düşündüğümden beklentim çok düşüktü ama terse yatırdı Skeletal Remains. Nihayet albümle ilgili bir laf edeceğim hazırsanız: The Entombment of Chaos iyi bir albüm.

Çoğunluk dinledi, tüketti bile ve diğerleri için de olayı yeterince özetlediğimi düşündüğüm için albümün sağı solu hakkında uzun uzadıya değerlendirmelerde bulunmayı düşünmüyorum. Şunu söyleyebilirim ki özellikler gitar işçiliği açısından grubun zirvesindeyiz şu an. Rif çeşitliliği ve akışkanlık üst düzeyde; şarkılar iç içe geçiyor ve çığ gibi yardıra yardıra ilerliyor albüm. Hiçbir gitaristin oturup Skeletal Remains çalışacağını sanmıyorum ama bütüne çok iyi hizmet eden, uç uca eklendiğinde değeri ve yıkıcı gücü artan rifler yazma konusunda hayli başarı olduklarını söylemek lazım. Ayrıca gitar-vokal Conroy, şöyle bir düşününce 2010’larda tanıdığımız death metal vokalistleri arasında beni en çok coşturan, 90’ların o çiğ ve vahşi öfkesini en iyi yansıtan isimlerden biri kesinlikle. Biraz Asphyx, biraz Obituary, biraz PESTILENCE derken müthiş yardırıyor Conroy ve albümün etkisini katlıyor.

Etiketlerden, pazarlamadan, ittirmelerden (Nuclear Blast çıkışlı olduğu notunu düşeyim bu noktada) bağımsız şekilde iyi bir death metal albümü The Entombment of Chaos. Akılda kalıcılığı, aftertaste denen o tükettikten sonra ağızda kalan tadı çok kuvvetli olmasa da ağzınızda gezdirdiğiniz süre boyunca keyif alacağınıza (Şebnem Ferah sözü gibi oldu bu da ha) eminim. Ne var ki iş dönüp dolaşıp 2018’de yazdığım o paragrafın son cümlesine geliyor, çünkü hakikaten de sınırlı ve basit bir iş yapıyor Skeletal Remains. Bu yüzden de death metal ile yatıp kalkmıyorsanız The Entombment of Chaos ile dünyanızın değişeceğini sanmıyorum.

80/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Skeletal Remains – The Entombment of Chaos

  • 13 Ocak 2021 tarihinde, saat 12:45
    Permalink

    OSDM konusunda ben cok olumlu dusunuyorum. Gelsin de gelsin modundayim ama iyi oldugu surece. Skeletal Remains bu akimin en iyilerinden biri. Blood Incantation, Ulcerate gibi gruplar death metal’i bir sonraki noktaya tasiyan gruplar zaten cikiyor ama ben bir tarafan oldschool dalgasinin devem etmesinden hic sikayetci degilim.

    Vokal konusunda %100 katiliyorum. Zaten en sevdigim DM grubu Obituary oldugundan ozellikle ilk SR dinledigimde vokallere vurulmustum, cunku John Tardy kolay kopyalanmayan bir vokal teknigine sahip.

    Sonuc olarak Skeletal Remains, Gatecreeper, Tomb Mold, Outre-Tombre gibi gruplar geldikce gelsin diyorum 🙂

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.