Sinister – Deformation of the Holy Realm

Merhaba.

Hollanda, death metal türünde Avrupa kıtasının en güçlü kalelerinden biri. Adını tarihe ateş karıncalarıyla yazdıran PESTILENCE‘tan sarı saçlarını deli gönlüme bağlamak istediğim boru sesli Jan-Chris de Koeijer’in hayatımıza kattığı, ne yazık ki yitip gitmiş bir değer olan GOREFEST‘e, bir ölüm metali cenneti. Tabii hiçbir zaman bu babalar kadar ünlü olamadıysa da kökleri 1988 yılına kadar Sinister diye bir gerçeğimiz de var.

90’ları diğer pek çok death metal timi gibi hızlı ve güçlü geçiren Sinister, 2000’lere gelirken tartışmalı bir-iki albüme imza atıyor ve akabinde de dağılıyor. Ardından kurucu Aad Kloosterwaard bakıyor ki yeni kurduğu grup için bestelediği şeyler de Sinister’a benziyor fazlasıyla, yanına yeni elemanlar alıp Sinister’ı diriltiyor tekrar. Sonrası ise iki senede, makine gibi işlenen ve tıpkı bir makine gibi bazen kusursuz bazen de sıkıcı albümlerle, sapına kadar 90’lar death metaliyle geçiyor. Kabaca Sinister ile ilgili bu kadarını bilseniz yeterli.

14. albümünü yapan, düz bir death metal grubu için hayal ettirdiğinden daha tutkulu, daha coşkulu bir albüm Deformation of the Holy Realm. Tabii iki genç, gaz gitaristin katkısı yadsınamaz ama hem mikrofonu hem de Sinister’ın direksiyonunu elinde tutan Aad’a da hakkını teslim etmek gerek. Syncretism albümüyle 2. baharının en olgun meyvesini veren ekibin aynı çizgide devam ettiğini görmek güzel. Gaddarlıktan ödün vermemesine rağmen melodik, yüksek tempolu ve zengin bir death metal bu; tam ağzımıza layık kısacası.

Yabancı basında sık sık BEHEMOTH‘un kariyerinin orta bölümündeki işlerle ve DEICIDE gibi gruplar üzerinden anlatıldığını gördüm ama Sinister’ın bu örneklere kıyasla daha modern kaldığını düşünüyorum. Özellikle şarkı trafiğine enfes yedirdikleri senfonik düzenlemeler ve sertlikten kaybetmeden melodiyi ön plana çıkarmayı başarmış olmaları, onları sıradan bir MALEVOLENT CREATION uyarlamasından ya da bahsedilen diğer isimlere yakın duran basit bir gruptan fazlası kılıyor. Önden paylaşılan ilk iki parça itibariyle (ki açılıştaki senfonik, atmosfer ağırlıklı giriş de enfes) Sinister, tecrübesini konuşturuyor zaten. Apostles of the Weak, Aad’ın guttural vokalleri arasından sıyrılan koro ve albüm boyu olduğu gibi burada da tüm o hengame içinde kendine alan bulup öne çıkabilen bas gitarla death metal dersi gibi bir beste. İlk parça ise baştan sona kan revan içerisinde ilerlerken sadece nakarat bölümünde soluklanma fırsatı sunuyor insana ki o zaman da çevrenize bakıp nasıl bir cehenneme düştüğünüzü anlıyorsunuz aslında, o işe yarıyor yani ancak. Hoş, albümün kalanı da farklı değil bu anlamda. Sinister yavaşladığında, işleri daha da ürkütücü hale getiriyor sıklıkla.

Sekiz adet orta uzunlukta canavar death metal bestesinden oluşan Deformation of the Holy Realm‘in rif kalitesi ise orta karar gibi biraz. Her ne kadar death metal standartları içerisinde hayli coşkulu ve fazlasıyla dinamik bir işçilik bulunsa da aslında ne akıl alan bir kısım var ne de özellikle akılda kalan, çevirip çevirip dinlenebilecek riflerle bezeli besteler. Bütünde çok etkileyici ve neredeyse her parçada yönü değiştiren, akıcılığı sağlayan ilginç fikirler bulmak mümkün ama “aç abi aç, 5. parçanın 3:47’sini aç acil,” gibi geyiklere konu olabilecek türden bir ihtişam göremedim ben açıkçası. Zaten Aad Kloosterwaard’ın vokalleri ve dur-durak bilmeyen, Scourged By Demons‘da olduğu gibi dan-dun blast-beat davulculuğu ile daha melodik death metal işlerine (skank-beat) yakın ritimler arasındaki geçişleriyle keyiflendiren davul performansının omuzları üzerinde yükselen albümde gitarlar da sapıtsaydı açık ara yılın death metal albümü olurdu Deformation of the Holy Realm.

30 yılı devirmiş, ilk kadrosundan geriye tek kişi kalmış bir grubun günümüz genç, cengaver death metal mücahitleriyle aşık atabilecek işler çıkarması, nereden baksanız saygı duyulası bir hadise ve Sinister, iki albümdür o senenin death metal albümünü yapma konusunda hayli iddialı işlerle gelip beni hem şaşırtmaya hem de sevindirmeye devam ediyor. Tümüyle 90’lar ibadeti gibi olmayan, içinde bugünden de bir şeyler barındıran zalim, gaddar ve dayakşör bir death metal albümü Deformation of the Holy Realm. E haydi; buyrun günaha.

82/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.