Klasik Bir Cumartesi: Venom – Black Metal

Merhaba.

Geçmişe bugünden bakmak ve o anı yaşayanların duygularını hiçe sayarak bugünün koşullarına göre o zamanları, o insanları değerlendirmek, insanı çoğunlukla yanlışa sürükleyen bir bakış açısı. Sert müzikte de devamlı bu bakış açısına maruz kalmak, bir noktadan sonra bu kültüre ciddi yaklaşan, kıymetli bulan ve yaymaya çalışan biri olarak beni bile “yav evet, he kardeşim, he abim,” noktasında kestirip atmaya itebiliyor zaman zaman. Tek boyutluluk ve dar bakış açıları, aklı başında olan azınlığı aşan, yenilmesi mümkünsüz bir düşman ve koşarak uzaklaşmaktan başka çare bırakmıyor bazen insana. O nedenle “Yahu bu Venom dediğin dandik dandik müzisyenler değil mi kardeşim, kim ipler Venom’u,” ve benzeri, müthiş bir cehalet ve kimse kusura bakmasın, aptallıkla şekillenmiş yorumlarla başa çıkmanın tek yolu onları görmezden gelmektir. Ben de öyle yapacağımı şimdiden söylemiş olayım.

Devam edelim.

Dave Mustaine, James Hetfield ve METALLICA‘dan ayrılmasıyla ile ilgili soruları yanıtladığı bir röportajda “…Çoğu benim vahşi, saldırgan bir adam olmamla ilgili meselelerdi. James ise aksine nazik bir adamdı. Ancak kibar olsa da çok vahşi müzikler dinlerdi. Sis ile kaplı Pasifik Kıyısı Otoyolu’nda, sarhoş olmuş haldeyken saatte 100 km hızla gider, deli gibi VENOM dinlerdik…” demişti. Ufak bir araştırmayla bu röportajın yılının 1998 olduğunu da bulabilirsiniz. Yani koca MEGADETH Peace Sells…’i, Rust in Peace‘i yaptıktan, death metal ve black metal çiçek gibi açıp (ayı gibi müzikler hakkında da çiçek gibi açmak tabiri bir komik oldu) ortalığı ateşe verdikten yıllar sonra…

Bence Venom’u anlamak için buralara, metali metal yapan o geniş panteondaki irili ufaklı metal tanrılarının ve tanrıçalarının açıklamalarına bakmak gerek. Ride the Lightning yazısında bahsetmiştim Metallica’nın Avrupa’da adının duyulmasında, 1984’te İsviçre, Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkeleri kapsayan büyük bir turda onlara altına alıp destek çıkan Venom’un ne kadar katkısı olduğunu. Keza aynı Venom, 1983’te Amerika’da takılırken de yine altında Metallica vardı. Hadi bu sonradan dünyayı değiştirecek grup üzerindeki etkisine dair detayları boşverin; bugün pek çok şeyi karşısında durandan, zıttından bağımsız anlatamıyoruz, ancak pek çok ilk gibi, rakipsiz, tanımsız, ölümsüz Venom’un etkilediği yüzlerce müzisyenin atıflarının ve detay mevzuların yetmediği yerde, grubu kategorize etmeye çalıştığımızda yaşayacağımız zorluklar üzerinden de Venom’un gücünü, özgünlüğünü görebiliyoruz rahatlıkla.

Her şey 70’lerde, Kuzey İngiltere’de, Conrad Lant adında bir gencin bir stüdyoda (Impulse Studios) çalışmaya başlamasıyla ateşleniyor aslında. Sonradan okuldaki müzik hocasının ondaki ışığı görmesiyle müziği öğrenmeye başlayan Conrad, yavaş yavaş rock müziği çözerken sonra kafasında bir vizyon şekillenmeye başlıyor: BLACK SABBATH‘tan daha şeytani, MOTÖRHEAD‘den daha gürültücü ve rock’n’roll, IRON MAIDEN ve SAXON‘dan daha düşmancıl ve JUDAS PRIEST‘ten daha çivili ve derili bir grup kurmak. Bu amaçla yola çıktığı için de ne NWOBHM akımına, ne rock’n’roll’a ne de geleneksel heavy metale oturmayan, hepsinin üzerinde bir müzikle yepyeni bir bakış açısı sunuyor dünyaya. Eddie Van Halen’in gitar solosu nedeniyle MICHEAL JACKSON‘ın Beat it parçasının heavy metal listelerinde yer aldığı bir dünyada, heavy metal grubu olarak anılmak istemiyor çünkü Conrad.

1982’de yayımlanan 2. Venom albümü Black Metal, thrash metal, death metal ve black metal türlerinin kök gitar işçiliğini, tavrını, prodüksiyonunu ve görsel dilini doğrudan etkilemesinin dışında, metal ruhu denilen hadisenin en saf, en somut örneklerinden biri. Venom sonrasında artık Chronos diye bildiğimiz Conrad Lant, bir röportajında şöyle diyor: “Konuştuğum bütün müzisyenler, herkes bana neyin nasıl yapılacağını anlatmaya çalışıyordu. Bu endüstride işlerin belirli bir şekilde yürüdüğünden bahsediliyorlardı. Boktan bir minibüse tıkışıp oradan oraya gitmeli, boktan yeraltı barlarında çalıp basamakları tek tek çıkmalıymışız. Ancak ondan sonra büyük sahnelerde çalmayı düşünebilirmişiz… Öyle mi? Sikerler öyle işi! Londra’daki Hammersmith Odeon’u kiraladım ve bil bakalım ne oldu? Kapalı gişe!”

Öyle veya böyle; Venom, statükoyu devirenlerden biri oldu ve Chronos’un şu küçücük açıklamasındaki o metal tavrı, bugün pek çok grupta eksikliğini çok hissettiren bir tutkuyu, ateşi yansıtıyor. Hiçbir zaman profesyonel, gerçek müzisyenler gibi takılmadılar ve ilerleyen yıllarda da hiçbir şarkılarını baştan sona hatasız çalabildiklerini göremedik neredeyse ama bu kimin umrunda!? Bir bakın bakalım mesela; üç müzisyenin de başka metronomda çaldığı, hatta Chronos’un bas gitarının telini kopardığı o Hammersmith konserindeki bu performansta hangi seyirci “Hmm, yanlış çalıyorlar,” diyerek kemik çerçeveli gözlüğünü düzeltiyor?

İlerleyen yıllarda BON JOVI‘nin, hakkında “İşte bu tür boktan şeyler, heavy metalin adını karalıyor,” dediği Welcome to Hell ile dünyaya yeni bir perspektif sunan Venom, yalnızca bir yıl sonra Black Metal‘i yapıp kendisi için de insanlık için de büyük bir adım atarak ekstrem metalin tohumunu attı toprağa. O zamana kadar bu kadar kötü ve çirkin bir şey dinlememiş dünya için büyük bir şoktu. Kısa süre içerisinde önce METALLICA, SLAYER ve beraberinde onlarca thrash topluluğu, ardından POSSESSED eşliğinde birçok death metal grubu ve sonrasında da MAYHEM önderliğinde bütün black metal sahnesi, Black Metal albümünden aldığı ilhamla ürettiği sapkınlıklarla bugün sahip olduğumuz şeyin ortaya çıkmasını sağladı. Kısacası Black Metal ve Chronos olmasaydı, belki de tüm bunlar olmazdı. O yüzden tıraşı kısa keselim ve gidip biraz Venom dinleyelim.

100/100


Olandan bitenden memnunsanız aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon sayfamıza göz atabilir, Metalperver’e destek olabilirsiniz:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Klasik Bir Cumartesi: Venom – Black Metal

  • 3 Ekim 2020 tarihinde, saat 16:21
    Permalink

    …İlerleyen yıllarda BON JOVI‘nin, hakkında “İşte bu tür boktan şeyler, heavy metalin adını karalıyor,” dediği Welcome to Hell… Şu kısımda sinirlerim gerildi Bon Jovi, siz kimsiniz olm? Tamam adamlar taşşak geçiyor tamam adamlar çok da iyi çalmıyor olabilir ama adamlarda sizden heavy metal ruhu var lan delirtmeyin beni. Neyse Şeytan Black Metali korusun.

    Yanıtla
    • 3 Ekim 2020 tarihinde, saat 17:30
      Permalink

      Bon Jovi heavy metalin adını karalıyor.

      Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.