Nexion – Seven Oracles

Merhaba.

Son dönemde birkaç incelemesini daha okuduğunuz sevgili patronumuz Duodenum’dan yeni bir inceleme yazısı daha geldi. Bu defa İzlanda black metali temsilcilerinden Nexion’ın yeni albümü Seven Oracles‘ı değerlendiriyor Metalperver okurları için, buyursunlar:


Bir hafta kadar önce Metalperver’e Nexion’dan Seven Oracles’ı yazmak istediğimi söylediğimde değerlendirmenin kolay olacağı bir albümü dinleyeceğimi sanıyordum. 3-4 gün albümü adamakıllı dinler, İzlanda’nın black metaldeki öneminden bahseder, Deathspell Omega etkilenimi falan der yazıyı bitiririm diye düşünmüştüm. Tabii bu düşüncelerim albümü dinlemeden önceydi.

Son sekiz gündür albümü dinliyorum ve iyi olduğunun ilk dinlemeden beri farkındayım. Hatta dinlemeden önce de farkındaydım, sonuçta İzlanda black metali ne kadar kötü olabilir ki? Öte yandan adını koyamadığım bir şey beni rahatsız ediyor ve nihai bir yargıya ulaşmamı engelliyordu. Başta karakter eksikliği olduğunu düşündüm. Evet, grup imzasını atamıyor tam anlamıyla ama bu beni rahatsız eden şey değildi. Bunun dışında da albüme dönük olumsuz bir eleştirim yoktu aslında. Fakat her dinlediğimde biraz daha kendini açtığını, farklı yanlarını keşfettiğimi fark ettim. Beni rahatsız eden şey, tam olarak anlamadan değerlendirmek istemememmiş sanırım.

Yavaştan Seven Oracles’a girelim. Deathspell Omega’nın modern black metale nasıl büyük bir etki yaptığı hepimizin malumu. Bununla beraber artık müziğinde disonans sıfatı taşıyan her grubu da Deathspell Omega’ya eklemlemek bu müziğe bir şekilde katkıda bulunmuş sayısız gruba haksızlık bence. Müziğinde çok net bir İzlandalılık taşıyan Nexion ise “Ver abim kaosu, ver disonansı” şeklinde sığ bir yaklaşımdan bilinçli olarak uzak durmuş ve kaosu, melodiyi ve atmosferi uygun dozlarda müziğine katarak daha bütüncül bir çalışma ortaya koymuş. Hırslı, büyük bir şeylerden bahseden bir albüm bu. Müziği dinlerken ister istemez destansı sıfatı geliyor aklıma. Uyumsuz notaların eyyamcılık yapmadan atmosfere hizmet etmek için kullanılması grubun müziğine önem verdiğini gösteriyor. İki gitarın gücünü sonuna kadar kullanıyor grup ve teknik anlamda hiçbir zaman şaşırtmamakla beraber şarkı yapıları grubun zekâsını, müziğe verdiği emeği gösteriyor.

Henüz grubun ilk albümü olmakla birlikte Seven Oracles’in gözümdeki en büyük artısı bu oldu. Grup net bir şekilde kendini ispatlamak istemiş. Sözleri bulamadım internette ama grubun açıklamalarından anladığım kadarıyla konsept üzerine epey düşünülmüş ve bu konsepti müziğe yansıtmak için ellerinden geleni yapmışlar. Her şarkı üzerinde epey beyin fırtınası yapıldığı, hangi rifin ardından ne geleceği, şarkıların sıralaması, tırmanışların ve patlamaların nasıl kurgulanacağı üzerine kafa yorulduğu müziği dinlerken hissediliyor ve bir dinleyici olarak bu durum beni çok memnun ediyor.

Tırmanış dedik, grubun en çok parladığı konulardan biri bu. Favori şarkım olan Sanctum Amentiae’nın kapanışı başta olmak üzere özellikle albümün sonlarında harika yükselmeler, ortamı germeler ve bu gerilimi ustalıkla çözmeler var. Utterances of Broken Throats’ın kapanışını ilk duyduğumda ne kadar harika bir fikir diye düşünmüştüm. Hemen ardından gelen The Spirit of Black Breath’in girişi ise gruba hayranlık duymamı sağladı.

Bir başka artı nokta ise vokallerin çeşitliliği. Bütün albüm boyunca tek notada vokal yapan ekstrem metal vokalistlerine alışığız, ve bunun da yeri, gazı ayrı. Nexion ise oldukça varyasyonlu ve güçlü bir vokalle derdini anlatıyor. Yeri geldiğinde kutsal bir şeyler mırıldanıyor, yeri geldiğinde çığlıklar atıyor, yeri geldiğindeyse death metal böğürtülerini kullanıyor. Sözlere tutkusunu kattığını, sözleri anlamasam bile içinden gelerek söylediğini hissedebiliyorum. Albümdeki davullarsa müziğin yavaşladığı anlarda hayalet notalar ve başka fikirlerle metalci kulaklarımızın alışık olmadığı tatları müziğe katarken hızlanan kısımlarda gaddar blast-beatleri dayayarak özünde bir metal davulcusu olduğunu hatırlatıyor.

İzlanda’nın en büyük değerlerinden olan Stephen Lockhart’ın (Zhrine, Sinmara, Svartidauði ve nicelerinin prodüktörü aynı zamanda) imza soundunu taşıyan albüm İzlandalı diğer abileri kadar boğucu bir sound yerine daha ferah ve modern bir tercih yapmış. Yine de İzlandalı gruplara has o ruhani hava hissediliyor. Albüme dair tek eleştirimse bu İzlandalılık sanırım. Grubun harcadığı bütün çabaya rağmen dinlediğim bu müziğe Nexion müziği demekte zorlanıyorum. Henüz kendi karakterini oluşturamadığını düşünüyorum.

Nexion geleceğini çok merak ettiğim ve takibe aldığım bir grup. İlk albümü böyleyse biraz daha olgunlaşma ve karakter kazanmayla neler yapabileceği hem korkutuyor hem de heyecanlandırıyor. Benim bu seneki en iyi keşiflerimden biri oldu Nexion ve uyumsuz tatlar taşıyan tutkulu ve hırslı bir black metal albümü dinlemek isteyen herkese (mmm, kim istemez ki) gözüm kapalı tavsiye ediyorum. Yolları açık olsun.

83/100


Nexion – Seven Oracles” için 3 yorum

  • 2 Ağustos 2020 tarihinde, saat 20:48
    Permalink

    Vokal çeşitliliği gerçekten muazzam. Tek tip olanlara nazaran bu gibi inişli çıkışlı, çığlıklı böğürtülü vokaller çok daha derin bir anlatı sunuyor gibi geliyor. Nexion kesinlikle çok güzel bir keşif oldu benim için de, ellerinize sağlık.

    Yanıtla
    • 3 Ağustos 2020 tarihinde, saat 13:45
      Permalink

      Teşekkürler, kritiği yazma sürecinde defalarca dinledim hala ara ara açıp dinliyorum. Doyamadım albüme, geleceğini en çok merak ettiğim gruplardan biri şu anda.

      Yanıtla
  • 5 Ağustos 2020 tarihinde, saat 11:46
    Permalink

    Bir ilk albüm için fazlasıyla başarılı. Melodi değişkenliği ve vokal çeşitliliği dikkat çekici. Teşekkürler tanıtım için.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.