The Committee – Utopian Deception

Merhaba.

Hollanda, Macaristan, Sırbistan, Rusya, Fransa… Çok değil, bundan 25-30 sene öncesinde kim diyebilirdi ki bu saydığım ülkelerden çıkan birkaç müzisyen bir araya gelip yeni bir grup kuracak, birbirlerini görmeden ve doğru düzgün stüdyoya girmeden albümler üretecek diye? Belki ağır cüzzamlı bir hastanın ardına benziyor ama bir bakıma gerçekten de gelecekte yaşadığımızı kabul etmemiz gerek.

Metalperver’in Patron okurlarından Özden’in tavsiyesiyle daha dikkatlice değerlendirmeye aldığım The Committee, engizisyon mahkemelerinde yer alan kurullardaki görevlilerin ünvanlarını kendilerine rumuz olarak belirlemiş müzisyenlerden oluşan bir komite. Doğru bir imaj hamlesiyle isimlerini, yüzlerini de bilmiyoruz üstelik bu komitenin. Fakat onlar dinsizlikle, sapkınlıkla ve aykırı düşüncelerle değil, direkt olarak insanlığın kendisiyle savaş halindeler. Kısacası black metal yapıyorlar ve pek şakacı kimselere benzemiyorlar.

2014 ve 2017’de yayımladıkları iki albümle hatırı sayılır bir kitle edinip irili ufaklı festivallerde boy gösterdikten sonra, yine üç yıllık bir sürecin ardından yeni albümleri Utopian Deception‘ı geçtiğimi haftalarda yayımladılar. Atmosferik black metal olarak geçiyor grup kaynaklarda ama aslında atmosferik black metal denildiğinde aklınıza gelen o boğuculuktan ve durağanlıktan uzak, gayet akıcı ve melodik bir black metal üretiyor bu komite. Utopian Deception da bir istisna değil bu konuda.

İmaj dışında müzikte de ilk akla gelen isim şüphesiz black metalin son dönemine damga vuran MGŁA. Grubun müziği Mgła kadar tekrara dayanmıyor ama hem atmosfer hem de iki gitarın görev dağılımı noktasında, iskelet kurma anlamında Polonyalı meslektaşlarıyla fazlasıyla benzeşiyorlar. Eğer bir Mgła hayranıysanız özellikle de birer tutam melankoli katılmış Harrowing the Sane – Popularization… ve kapanış parçası Ashes – Norm‘da dinledikleriniz sizi hayli tatmin edecektir. Bunun dışında da yer yer makineli tüfek seviyesinde hızlanmaktan dahi geri kalmayan, dinamik bir albüm Utopian Deception. Gücünü de buradan alıyor zaten; fikirlere çok takılı kalsa ve tekrar ile etkilemeye çalışsa hızla Mgła klonu yaftası yiyecek seviyelere düşebilirdi ama neyse ki The Committee, bu hataya düşmemeyi beceriyor. Ayrıca albümün en melodik, en canlı parçalarından Ossification – Law‘da, davulların da etkisiyle DISSECTION duymamak zor mesela.

Utopian Deception‘ın kendine haslığı ise özellikle de bas gitar kullanımında belirginleşiyor. Harrowing the Sane – Popularization…’ın 5. dakikası civarında giren, şarkının gövdesini kuvvetlendiren harika bir bölüm var örneğin. Ayrıca yine Ashes – Norm‘un hem girişinde hem de finalinde yine bas gitarın liderliğinde ilerliyoruz. Yine aynı iki parça üzerinden konuşuyorum ama grubun hem başkalarına benzeyip hem de farklılaşabilen besteler oldukları için The Committee’yi tanımak için önemli olduklarını düşünüyorum. Agresiflik açısından grubun neler yapabileceğini görmek isteyenler ise ilk olarak Lexi-Con – Radical‘ı dinlemeliler. Maalesef grup hiçbir zaman IMMORTAL kadar hızlı çalmıyor tremolo riflerini belki ama davullarla birlikte müzik vites arttırdığında insan Blashyrkh’in dev kapıları aralandığında çıkacak türden bir gümbürtü duyuyor adeta.

Söz ve konsept tarafında ise albümün Rus vokalist Igor Mortis, yani The Conspirator’ın etkisiyle şekillendiğini düşünüyorum. Sovyetler Birliği döneminden kalma deyişler, marşlar, televizyon programları gibi halkın hafızasına işlenmiş kaynaklardan ilham almış Igor ve bunları The Committee’nin hatlarını belirlediği bir gelecek tasvirini çizmek için kullanmış. Ne canhıraş ne de fazla düz olmayan, o nedenle de hem anlaşılabilirliğini hem de gücünü koruyan vokalindeki dikte eden, buyuran tavrıyla da öne çıkıyor. Biraz kurcalayınca bazı Rusça (Almanca ve Fransızca da var hatta) sözlerdeki çift anlamlılıklar kafa karıştırsa da Utopian Deception, bu açıdan da fazlasıyla doyurucu.

Tüm bu övdüğüm özelliklerine rağmen neden çok coşulmayabileceğine işaret eden, kulağıma batan şeyler de yok değil. Örneğin müthiş işler yapmasına rağmen bas gitarı duymak her zaman mümkün olmuyor. Ayrıca albümün doruk noktalarının, eteklerinden çok da yukarıda olmadığını belirtmem gerek. Yani şarkıyı hafızanıza kazıyacak özel bir söz, bir rif, bir geçiş bulmak çok kolay olmayabilir. Bu da albüm bittikten sonra geriye aklınızda çok bir şey kalmamasına neden olabilir ki o da genel intibayı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca gördüğüm birkaç yorumda sözlerin biraz da parodi unsuru içerdiğine işaret eden bağlantılar kurulabileceğini gördüm ki o da bir küçük tat kaçırmadı değil… Tabii ihtimaller denizinde tüm seçenekler eşit mesafede, o yüzden de bu küçük objektiflik objektifini kısıp kendi hislerimi netleştirerek bitireyim yazıyı: Albümdeki tüm parçaları sırasıyla dinleyerek, sözleri kurcalayarak, grubun kullandığı imgeler ve diğer her şeyle birlikte tüketmek, bir bütün olarak görmek lazım bence Utopian Deception‘ı ve bu şekilde dinlediğinizde de The Committee ile ilgili negatif bir şey düşünmek epey zor. Kanaat notuyla biraz daha yükselir yani aslında o puan. Black metal seviyorsanız ıs-ka-la-ma-yın.

86/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “The Committee – Utopian Deception

  • 5 Ağustos 2020 tarihinde, saat 11:54
    Permalink

    Yeni dönem black metal dalgasına ciddi bir katkı sunmuş bence Komite grubu. Ara ara Mgla ve Dissection anımsatsa da kendi karakteri de yok değil. Dance my puppets, Dance!

    Yanıtla
    • 5 Ağustos 2020 tarihinde, saat 18:24
      Permalink

      Bu yıl yaz festivalleri gerçekleşebilse oralarda kendilerini çok iyi tanıtabilirlerdi bu albümle. Yeni albümü enfes olan pek çok grup kaynayacak bu yüzden yahu.

      Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.